Nazlı Ferit

                                                                                                                    Yazar: Sinem ÖZCAN

Oldukça hareketli bir o kadar da ipuçlarıyla dolu, çok keyifle izlediğim bir bölüm oldu; Dolunay’ın 5. bölümü. Her ne kadar Bulut’un velayeti konusunda somut bir adım atılmadıysa da kartların yavaş yavaş açılmaya başlandığı bölümdü, bu.

Fatoş’un yalanı ömrünü doldurmuştu. Geçen bölüm de dile getirmiştim, gereğinden fazla insan sırrı öğrenmişti ve Fatoş’la Engin birbirine çok teğet çevrelerde yaşıyorlar, bir şekilde fire gelecekti. Allah’tan birisi açık etmeden kendiliğinden yakalandı Fatoş. Bu hafta Asuman’la işbirliği yapmasına ve onu Nazlı’ya korumasına fazlasıyla sinir olduğum için yakalandığında “Oh olsun!” dedim, itiraf ediyorum. Fatoş, Engin diye ağlayıp sızlasa da kader onun yolunu ufak ufak Tarık’a çeviriyor. Açıkçası Fatoş’u severim de Engin’le mi olsun Tarık’la mı olsun taraf olmayacağım, benim için ikisi de fark etmez.

Asuman demişken onunla ilgili söyleyeceklerimi de dile getirip sonra beni asıl ilgilendiren kısma geçeyim. Baştan beri onun öykü için gerekli olduğunu düşünenlerden biriyim. Özellikle belgeyi sızdırmasının Nazlı’yı zor durumda bırakmasını çok doğru bulmuştum. Gel gör ki Asuman, fazlasıyla itici… Şimdi yazanların “E, öyle olması gerek!” dediklerini duyar gibiyim. Doğrudur ancak bu iticilik son üç bölümdür fazla gözüne sokuldu izleyicinin. Açıkçası geçen haftaki reyting düşüşünün altında bunun payı olduğuna inananlardanım. İzleyici kötüyü sever ama en sevdiği de onun yaptığının karşılığını bulmasıdır oysa Asuman, zerre ders almayan, arsızlığa alabildiğine devam eden üstelik bununla prim yapan biri. Bu da tahammülü güçleştiriyor. Umarım tez vakitte bir miktar geriye çekilir yoksa izleyicinin sabrı giderek tükenecek.

Bu hafta Ferit’in derinleştirildiğini ve onun iç dünyasına girmekte olduğumuzu hissettim. Buna da bayıldım. İlk bölümden beri onun soğukluğunun, mekanikliğinin altındaki nedenleri öğrenmek için yanıp tutuşuyordum. Bunların belki de en mühimini çözdük. Annesiyle ilgili problemi baştan beri seziyoruz, geçen hafta bu sorunun aileyle değil sadece anneyle ilgili olduğunu da kavradık. Açıkçası ben bu kadar derin bir sorun olduğunu algılamamıştım. Annenin ihanetini çocuk denecek yaşta öğrenen ve bu sırrı saklamak zorunda olan bir adamın kadınlara güvensizliği de kendini herkese kapayıp duvarlar arkasında yaşaması da tamamen anlaşılır ve kabul edilir oldu, benim için. Leman Hanım – Ferit sahnesinde en bayıldığım yer, Ferit’in annesine “Sen hata değil yanlış yaptın!” demesi oldu. “Hata” ve “yanlış” arasındaki nüans öyle yerine oturdu ve öyle doğru geçti ki… İlkinde farkına varmadan yapma yani bağışlanabilirlik varken “yanlış” ta bilerek yapma baskındır. Leman Hanım’ın gerekçeleri ne olursa olsun oğlu için o asla affedilmeyeceklerden, ne yazık ki… Anne – oğul arasındaki diyalogu çok dolu ve çok yerli yerinde buldum. Kadın olarak Leman Hanım’ın kendince gerekçeleri olabilir orasını bilemem ama ben Ferit’i yürekten anladım ve ona sonuna kadar da hak verdim.

Ferit’in kemikleşmiş önyargıları ve güven sorunu Nazlı karşısında sarsılmaya başlıyor gibi. O buzu da ancak Nazlı’nın sıcaklığı eritebilir, zaten. Yalnız burada çok büyük bir tehlike bekliyor bizi. O da Asuman’la ilgili olayı Nazlı’nın Ferit’ten saklıyor oluşu. Bu, düşündüğümden de büyük bir soruna yol açacak ama yakında ama uzakta…

Ferit, bütün önyargısına karşın Nazlı’ya karşı koyamıyor. Alışkanlıklarını değiştiriyor, en mühimi ona içini açıyor. Bu, o yapıdaki bir adam için gerçekten dev bir adım ancak gerçeği öğrendiğinde yaşanacaklar da aynı oranda büyük olacak maalesef. Bu defa ipin ucundan döndü Nazlı, keşke o an özür dilemek yerine gerçeği anlatsaydı. ( O zaman olaylar nasıl ilerleyecek o ayrı konu) İtiraf edemeyişi sorunu büyüttü. Hele de Ferit’e önyargılarıyla ilgili çıkışı yaptıktan sonra bu sır daha da tehlikeli hâle geldi. Ferit olayı Engin gibi tesadüfen öğrenmeyecek belli oldu. Benim aklıma gelen seçenek Demet… Ki bu daha da kötü…

Demet’te bu hafta bariz bir değişim oldu. Daha doğrusu değişim demeyelim de bugüne dek pek ipucu vermeyen bir taraf açığa çıktı. Ben Demet’in Ferit’e artık sadece hırs ve öfke hissettiğini düşünmüştüm oysa anlıyoruz ki bu, göstermelikmiş ve terk edilmeyi kabullenemeyip hâlâ Ferit’e ilgisi olan bir Demet varmış karşımızda… Üstelik bunu gayet pervasızca ortaya koyuşuna bakılırsa Hakan’dan da fazlaca çekinmiyor. Hakan’ın olup bitene tanık olmasını sevdim en azından Demet’i istemeyenin Ferit olduğunun farkında ancak enteresan biçimde faturayı Ferit’e kesti, Hakan. Ben yine de olup biteni bilen bir Hakan’ın Demet’i de bir biçimde cezalandıracağını düşünüyorum. Ferit’i önünde engel kalmasın diye ortadan çekmek istiyor ama Demet’i de eskisi gibi bağrına basacağını düşünmüyorum.

Demir ve Zeynep’in ölümünün kaza değil, Hakan’ın işi olduğunu anladık. Aynı planı Ferit için de uygulama emri verdi. Bu emirden biri zarar görecek, büyük olasılıkla… Kafamda bir iki senaryo var ama hangisi çıkacak görmek için önümüzdeki bölümü beklemek lazım elbette.

İlk bölümde dile getirmiştim ben Necip Memili’yi kötü adam olarak izlemeyi çok seviyorum. Hele Hakan gibi neyi niçin yaptığı anlaşılır, altı dolu bir kimlikle izlemek gerçekten büyük zevk. Kötü kahramanı iyi yazılmış ve iyi canlandırılan senaryo gerçekten başarılı oluyor. Asuman’daki olumsuzlukların Hakan’da olmayışı ve cidden çok iyi bir aktörün ona hayat vermesi özellikle Hakan – Ferit sahnelerini bayılarak izlememi sağlıyor. Hakan’ın ayarını çok iyi tutuyor, Necip Memili. Abartısız ama çok canlı bir kimlik yaratıyor. Hakan’a şeytani bir çekicilik kattığına inanıyorum.

İlk bölümde “ Ferit derinleştikçe Can Yaman onu oya gibi işler.” yazmıştım. Nitekim bu bölüm bunu fazlasıyla gördüm. Ferit, her ne kadar yakışıklı – zengin iş adamı tiplemesi gibi görünse de artık biliyoruz ki sadece bu değil ve canlandırılması çok da kolay olmayan bir karakter. Ferit’in “soğuk”luğu oyuncuyu kısıtlıyor, jestleri minimuma indirip detaylarla duyguyu vermeye zorluyor. İşte, tam da burası Can Yaman’a göre… Çünkü o, yalın bir oyunculuğu tercih eder daima. Abartılı hareketler, lüzumsuz vurgular ve manasız oyunlar göremezsiniz onun oyunculuğunda. Bu defa ilk bölümden beri dikkatimi çekense canlandırdığı diğer karakterlerden farklı olarak çok daha minimal bir tavır benimsemesi oldu. Anlamı, sadece bakışlar ve ses tonuna yüklüyordu. Sanırım ikinci bölümdeydi, “Gözüm bazı yerlerde dudak mimiği arıyor.” demiştim. Demiştim de aslında kafamda tam olarak ne beklediğim şekillenmiş değildi. Bakışı zayıflatmayan, göze batmayan ama diyalogsuz sahnelere hareket veren bir şeydi aradığım. Bu hafta benim kafamda şekillenemeyeni Can’ın performansında hayal ettiğimden de iyi somutlanmış buldum. Bölümün başında doktor, Bulut için “Ters bir hareket tehlikeli olur.” dediğinde “Hay Allah!” anlamı veren mimik, Demet’le konuşurkenki dudak büküşü ve Nazlı onu “Sakladığınız bir sır yok mu?” diye sıkıştırdığında dudağının seğirmesi tam da benim düşündüğüm ama ifade etmeyi beceremediğim vurguyu sağlıyordu.

 

Annesiyle hesaplaşma sahnesine ise bir başka vuruldum. Buz gibi ses tonu, beden dilindeki rahatsızlık ve mesafe, bakışlardaki soğukluk çok çok iyiydi. Beden dili demişken söylemeden geçmeyeyim. Ferit’in duruşuna çok basit bir detayla çok doğru bir anlam yüklüyor Can Yaman: Gerginken, rahatsızken ve hoşlanmadığı bir durum söz konusuysa elleri sürekli pantolonun cebinde… Beden dilinde en bilinen gerginlik ve güvensizlik işaretlerinden biridir. İstediğiniz kadar dik durun, istediğiniz kadar kapadığınızı düşünün elleri saklamak hele de pantolon cebinde yok etmek karşıya çok net “huzurlu değilim!” mesajı gönderir. Bunu yaparken diğer yandan ayakların açık duruşu ise güç ve kendine güven ifadesidir. Annesiyle, Demet ve Hakan’la konuşurken ısrarla yinelediği bu duruş, bence koca bir sayfa diyalogdan çok daha etkili…

Bir diğer bayıldığım taraf da anlık hareketlerle duygudan duyguya geçişi… Bu hafta bunun en güzel örneği: Bulut’la şefkatle ve sıcacık konuşan bir adamken, bir baş çevirmesiyle Demet’e karşı öldürücü bir öfkeye bürünüverdi. Delici bakışlar ve çatık kaşlar yeniden Bulut’a yöneldiğinde şefkate büründü. O kadar spontane ve o kadar belirgin ki her seferinde hayranlıkla izliyorum.

Gelecek hafta Ferit için riskli ve gerilimli bir bölüm olacağa benzer. Başına kötü bir şey gelmeyeceğine inansam da yaşanacaklara tepkisini izlemek için sabırsızlanıyorum. Aklına, yüreğine sağlık Sevgili Can…

Umarım gelecek hafta az Asumanlı, bol gerilimli bir bölümde buluşuruz. Emeği geçen herkese teşekkürler…

Benzer Yazılar