Yazar: Sinem ÖZCAN

Hayat Sırları güçlü oyuncu kadrosu ve Mahinur Ergun imzalı senaryosuyla benim bir süredir radarıma giren sezon işlerinden biriydi. Özellikle ilk bölümü merakla bekliyordum ancak gününde izleme fırsatı bulamadım.

İlk bakışta geleneksel, sakin ve mutlu bir hayata sahip görünen Kuzgun ailesinin öyküsü gibi duruyor dizi. Ancak yavaş yavaş içine girmeye başladığınızda fark ediyorsunuz ki o huzurlu aile, buzdağının görünen kısmı; derinlerde ortaya çıkmasından çok korkulan gizemler ve sırlar var.

İnci ve Mustafa Kuzgun’un aşka ve saygıya dayalı ilişkilerinin ardında bir de sır ortaklığı yatıyor. Kim olduğu şu an bizce meçhul “gözsüz adam”la ilgili bir öyküyü de paylaşıyor karı koca. Öte yandan ailenin gururu, Mustafa Kuzgun’un gözbebeği büyük kızı Seher’in de bir başka sırrı var. Üniversite yıllarında yaşadığı bir aşk ve büyük olasılıkla o aşka bağlanacak bir gizem hissettirildi bize, şimdilik.

Bilinmeyenlerin ipuçları gösterildi ama ilk bölüm aile ve ilişkilerine yoğunlaştı, hâliyle. Ailenin reisi Mustafa Kuzgun. Adanalı ama belli ki epey olmuş Adana’dan İstanbul’a göçeli. Yaşadığı evin hemen yanında çalıştırdığı bir esnaf lokantasıyla ailesinin geçimini sağlayan; karısına, çocuklarına ve işine âşık bir adam o. Seher’in bir repliğinden onun dünyasına dair en büyük ipucunu aldık. Depresyona girdi mi öyle böyle girmeyen, oturduğu mahalleden bile çıkmayan bir adam, o. Gerçi mahalleden çıkmamak, İstanbul’da yaşayıp İstanbul’u yaşamamak bende depresyondan çok, büyük bir korku duygusu uyandırdı. Ortaya çıkmasından kaygılandığı veya birileri tarafından görülme endişesi taşıdığından kendini mahallenin sınırlarına hapsetmiş gibi geldi.

Rutinine ve alışkanlıklarına sımsıkı bağlı bir adam Mustafa Kuzgun. Mutfağına kimseyi sokmayan, her gün aynı yemekleri, aynı özenle hazırlayan ve dakikası dakikasına ne zaman, ne yapacağı belli biri.

Kuzgun ailesinin temel direği belli ki İnci Kuzgun. O, tam bir toparlayıcı Anadolu annesi. Kocasının yanı başında, kardeşine sahip çıkan, evlatlarını her şeyden çok seven ve işlerin düzen içinde tıkır tıkır yürümesi için her şeye koşturan, o.

İnci ve Mustafa’nın üç çocuğuna bakınca ilk söyleyeceğim, karakter olarak birbirine hiç benzemeyen üç kardeş oldukları… Bu farklılığı aynı potada eritmeyi bilmiş ve birbirlerine yakın durarak yaşamayı seçmişler. Diğer dizilerden alıştığımız düşman kardeşler ve birbirlerini rakip gören aile fertleri durumu onlar arasında hiç hissedilmiyor. Hatta Seher’in üniversite yıllarında yaşadığı büyük aşk, anne ve babası tarafından bilinmezken iki kardeşi ile detaylıca paylaşılmış.

Öykünün en ilginç dinamiklerinden biri de Mustafa ve Kemal Kuzgun’un baba – oğul ilişkisi. Birbirlerini çok seven ancak yine de aralarında kimlik savaşı olan tipik bir baba -oğul onlar. Kızlarına karşı çok daha yumuşak ve hoşgörülü olan baba, belki de kendisine meslekî rakip olabileceği duygusuyla oğluyla daha inişli çıkışlı bir ilişki yaşıyor. Babanın geleneksel ve tutucu çizgisine karşın, yenilikçi ve çok renkli Kemal’in kendisini babasına olduğu gibi kabul ettirmesi zaman alacak gibi duruyor.

Evin en küçüğü Şirin’e ilk bölümde tek kelimeyle bayıldım. Tekne kazıntısı Şirin, bütün ailenin gözbebeği, mutlu ve neşeli bir genç kız. Umarım hayatın ona tatsız sürprizleri olmaz.

Öykünün aşk boyutunun merkezinde Seher ve Burak yer alıyor. Geçmişteki büyük aşkın izleri ikisinden de silinmemiş. Seher’in gizeminin muhtemelen Burak’la ilgisi büyük. (O sırra dair kafamda net bir fikir var aslında ama tadı kaçmasın diye şimdilik bekletiyorum) Aradan yıllar geçtikten sonra her ikisi de meslekî hayallerine kavuşmuş biri avukat diğeri yönetmen olmuş çifti, Burak’ın çektiği film yeniden karşı karşıya bırakıyor. Her ne kadar rastlaşmaları bir tesadüfe dayalı gibi görünse de Seher’in o filmi izledikten sonra yolunun Burak’la tekrar kesişmemesi olası değildi, zaten.

Bölüm finalinde hepimizin merak ettiği soruyu Burak sordu Seher’e “Beni neden terk ettin?” soru çok basit ama tahminimce cevap çok zor gelecek. Bence o cevap ikisinin de yaşamını bir kez daha alt üst edecek kadar çok bilgi barındırıyor içinde, çünkü.

Mahinur Ergun’un sade ama sıcacık anlatım dilini hep sevdim ve Hayat Sırları’nda da daha ilk bölümden izleyiciyi içine çekip alıveren o içtenliği yakaladım ancak reji için aynı şeyi söyleyemiyorum. Daha önce Murat Can Oğuz imzalı bir iş izlemedim. Reji diline de kurduğu dünyalara da aşina değilim belki de onun etkisiyle yabancıladım, biraz. Açıkçası dizinin içine girmekte epey zorlandım. Senaryoya rağmen beni içine hemen almadı. İlk bölümden kaynaklanan zorunlu bir dağınıklık olabileceğini düşünüyorum, ancak birkaç bölüm sonra tam anlamıyla dizinin dünyasını yakalayacağım gibi görünüyor.

Dizinin oyuncu kadrosunda Ahmet Mümtaz Taylan, Devrim Yakut ve Olgun Toker gibi çok sevdiğim oyuncular var, öte yandan Hazar Ergüçlü bana çok sıcak gelen bir isim değil. Bu yüzden uzun süreli takipçisi de olmadım, pek. İlk bölümde de Seher’de bayıldığım, çok empatik bulduğum bir kadın çıkmadı karşıma. İlerleyen bölümlerde fikrim değişirse ne âlâ…

Ekin Koç, nötr olduğum oyunculardan… Ömrü pek uzun olmayan Benim Adım Gültepe’de izlemiştim ilk kez onu ve orada çok beğenmiştim ancak devam eden işlerde, belki de çizdiği karakterlerdendir, sürekli izleyicisi olmadım. Burada karşılaşacağım Burak’ı merakla bekliyorum.

Hayat Sırları, sıcak atmosferi, bizdenliği ve barındırdığı sırlarla ilgimi çekti. Gününde izleyemesem de sürekli takipçi olacağımı düşündüğüm işlerden biri olacak, gibi. Şansı bol, ömrü uzun olsun.

 

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

2 Yorumlar

  1. nbsami 06/11/2017

    Hayat sirlari bu sezon favori dizilerimden biri oldu...Ahmet Mumtaz Taylan baba rolunde cok basarili...Hayat sarkisinda gec yakaladim ama buyuk keyifle oyunculugunu izliyorum...fotografci gozuyle yonetmen ilgimi cekti bazi yakin planlarda yuzu yarim gostermesi ilgimi cekti arastirdim sanirim bu ilk yonetmenligi daha once yardimci yonetmen olarak calismis projelerde... ben sevdim simdilik merakla takipteyim;)

    1. Sinem ÖZCAN 06/11/2017

      Ben de Ahmet Mümtaz Taylan'ı hayranlıkla izliyorum ama benim henüz favorim değil. Hazar Ergüçlü'ye çok mesafeliyim ben, bakalım ısınabilecek miyim? Açıkçası rejiyi de pek sevmedim ama bir iki bölüm sabırla bekleyeceğim.