Yazar: Sinem ÖZCAN 

Siyah Beyaz Aşk’ta 13. bölüm zihnimde birçok soruyu cevaplayarak ama yerine pek çok yenisini bırakarak bitti. Cüneyt’in muhteşem (!) planı gereği Yılmaz, Ferhat’ı suçlayınca Cem onu tutuklamak zorunda kaldı diye düşünmüştüm, geçen bölüm. Oysa yanılmışım hem de çok yanılmışım. Cem, nicedir beklediği Ferhat’ı hapse alma fırsatını bulduğunu düşünmüş, meğer.

Baştan beri Cem’le ilgili net bir kararım olamadı benim. Kardeşini sevdiğine şüphe yok, işini iyi yaptığını da düşünmek istedim ama gel gör ki bu kez elindeki davada sezgileri bir kenara bıraktım olayın ilerleyişindeki ve Ferhat’ın suçlanışındaki saçmalığı fark edemedi, belki de algılamak istemedi.

Hepimiz biliyoruz ki Ferhat, yaşadığı olumsuzluğu fırsata çevirecek zekâya sahip. Hapse girmeyi Şahin’le ilgili bilgi toplama şansı olarak görmesi ve bunu değerlendirmesi de çok doğru karar ama benim için en doğru olan, Aslı’yı kardeşine emanet edip gitmesi.

Yiğit – Ferhat ilişkisinin adım adım açıldığını görüyorduk ve böyle bir ivmeye çok ihtiyacı da vardı. Her şeye rağmen abisini iyi tanıyan Yiğit, Cem’in aksine bu defa onun suçlu olmadığından çok emindi. Yiğit’in ailesiyle hatta abisiyle ilgili travmaları olabilir, kapanmamış hesapları bulunabilir ama Yiğit adil bir adam. Hem adalet duygusu hem de abisini her şeye rağmen çok seviyor oluşu, ona sağ duyu kazandırdı, bu defa. Ferhat’a “Suçsuz olduğunu biliyorum.” deyişi de bundandı. Ferhat’ın “Kanıtın var mı?” sözüyse onun her şeyi adalet adına yaptığı iddiasına bir göndermeydi, elbette.

Her ne kadar Ferhat içeri girmeyi kendi tercih etse de Aslı’nın tehlikede oluşu ve onu koruyamayacak olması Ferhat’ın asıl handikabıydı. Benim asıl dikkatimi çeken Aslı’yı kendi abisine değil, Abidin ya da Dilsiz’e de değil Yiğit’e emanet edişi oldu. Aslında hangisi olursa olsun Aslı’yı cansiperane korurdu ama niye Yiğit?

Ailesine güvenmeyen Ferhat’ın onu aile dışında korumak istemesine şaşmamak gerek ama Cem’e değil Yiğit’e emanet edilişi, sadece Aslı’yı güvende tutmaz iki kardeş arasında da bir köprü olur. Ferhat, Aslı’yı ancak canının yarısı bildiğine teslim eder ve onun ne pahasına olursa olsun sevdiğini kollayacağı bilir. “Aslı sana emanet!” dediği anda Yiğit’in “İşte sana en sağlam kanıt!” demesi de mesajın yerine ulaştığının işaretiydi bence. Bundan sonra ne olursa olsun, iki kardeş arasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak gibi geliyor bana.

Ferhat’ın “Ebru’yu indirmişsin.” cümlesine “Çok değerli bir emanetim vardı!” diyen Yiğit’te biraz daha oyalanmak istiyorum, ben. Çok değerli bir emaneti vardı ve korumak zorundaydı, doğru; iyi de Ebru’yu öldürmek zorunda mıydı, Yiğit? Ebru’nun silahı ateş almadı ve Aslı, onun elinden kurtuldu. Hamle yapmasını engellemek adına onu bacağından vurmak da doğru. Peki, ya ikinci el ateş niye? Ebru, diziden ayrılmak zorundaydı diyenleriniz olabilir. Tutuklanıp hapse girmesi de onu saf dışı bırakmamızı sağlardı, niye ölüm? Bana sorarsanız bu tamamen Yiğit’le ilgili. Ailesini ve özellikle abisini suçlayan ve şu ana kadar gerçekten temiz kalmayı başarmış bir Yiğit var karşımızda. Şimdiyse öyle ya da böyle karanlık tarafın kapısını aralamış bir adam o. O, bir kanun adamı ama son noktada işi kanuna bırakamadı onu da geçtim, yaşananlar için üzgün de olsa Ebru’yu öldürmekten dolayı pişman değil. Yapılması gerekeni yaptığını düşünüyor ki haklı ancak ne olursa olsun, can almış bir adamın acısını da yaşamıyor. İçinde bulunduğu duygu: Abisinin emanetine sahip çıkmış bir adamın rahatlığı… Oysa nereden bakarsanız bakın artık Yiğit de bir katil…

İnsanların sevdiklerini korumak zorunda kaldıklarında, karanlık tarafa geçebildiklerini birebir deneyimledi. Bugüne dek abisine “Senin seçimin!” argümanıyla geldi hep ama şimdi kendisi de aynı seçimi yapmış durumda. Ferhat, Namık’ın tetikçisi; kimse bunu inkâr edemez ama özünde her ikisinin de ellerine silah alma nedenleri ortak. Ben, Yiğit’in günü gelince bunu sorgulamasını ve ailesine değil ama abisine bakışında değişiklik olmasını umuyorum. Hatta acaba bir gün Yiğit – Ferhat iş birliği de gelir mi diye düşünmüyor değilim.

Aslı – Ferhat ilişkisi en kritik noktada Cem’in Ferhat’ı tutuklamasıyla sekteye uğradı. Gerçi uğramamış olsa sonuç değişir miydi? Bana sorarsanız hayır! Aksine bu zorunlu ayrılık, kendi duygularıyla baş başa kalmaları açısından daha hayırlı oldu.

Geçen bölümden beri düşünüyorum: Aslı değişti mi? Evet, değişti. O güçlü, kararlarının ardında duran, kimseye boyun eğmeyen kadın artık Ferhat’ın ağzının içine bakan sıradan bir kadın mı oldu? İşte, bundan emin değilim. Aslı değişti çünkü âşık oldu. Aşk, insanı kendinden bu kadar uzaklaştırır mı? Evet, uzaklaştırır; evet, muhakemenizi yok eder ve evet, sizi mantığın uzağına atar. Eğer gerçekten âşık olduysanız o çılgınlık durumunda sizi, siz yapan pek çok şeyi terk etmişsinizdir. Bir süreliğine…  Aşk, kalıcı bir duygu değil çünkü yerini ya hayal kırıklığına ya da aşktan da güçlü bir başka duyguya bırakıp gidiyor ve o delilik geçince sizi, siz yapanlar saklandıkları yerden sahaya dönüyor; bir bir…

Aslı şu an derin bir hayal kırıklığı yaşıyor. Kendini ve sevdiği adamı sorguluyor. Onu kurtarmak için canını dişine takmış uğraşan Aslı, hapisten kurtulmasına katkıda bulunduğu adamın ona hiç değilse bir teşekkür etmesini bekliyor. Haksız mı? Sonuna kadar haklı… Her kadın gibi o da sevgisini sunduğu adamın ona değer verdiğini görmek istiyor. Yaşananların bir hata olduğundan zaten şüphesi var, hata olmadığına ikna edilmek istiyor. Sevgisinin anlaşıldığını ve daha da ötesi sevildiğini hissetmek istiyor. Yine soruyorum, haksız mı? Hayır, sonuna kadar haklı…

Amaaaaaa….

“Ama”nın diğer kutbunda Ferhat var. Ferhat’ı, Aslı’ya tavrı yüzünden idama mahkûm etmeden önce onu anlamak gerek diye düşünüyorum. (Her ne kadar elime ıslak kızılcık sopasını alıp Ferhat’a iyi bir girişesim varsa da adil olmaya zorlayacağım kendimi) Ferhat’la ilgili hiç unutmamamız gereken, bu adamın farklı kişilere ve farklı ortamlarda defalarca dile getirdiği gibi “konuşmayı bilmemesi”. Konuşmaması ya da konuşamaması demiyorum. O, konuşmayı bilmiyor. Berber Necdet’in ölümüyle hayatının çok kritik bir çağında, ergenliğinde, kapadığı bir sayfa var onun. O günden öncesini Aslı’nın ve şimdi Yiğit’in hayatında var olmasıyla zaman zaman hatırlıyorsa da bunu bir hafıza kaybı gibi düşünmek gerek. Ferhat, 12 yaşından 30 küsur yaşına kadar yani yetişkinliğinin bütününde kimseyle gerçekten konuşmamış, bir adam. Abidin ve Dilsiz gibi yanlarında kendini güvende hissettiği insanlarla bile konuşmuyor, daima dinlemede kalıyor. Ferhat, sesini sadece direktif vermek için kullanıyor, hepsi o!

Şimdi bana, “Sevgisini anlatmasının tek yolu konuşmak mı?” diye itiraz ettiğinizi duyar gibiyim.  Haklısınız da… Ama buna da açıklamam çok net: Ferhat, sevmeyi de sevilmeyi de bilmiyor ki… Her iki duyguyla da yeni tanışıyor. Yiğit, hayatına yeniden girince kardeşini ne kadar sevdiğini hatırlamaya başladı. Onunla da iletişimine bakarsak Yiğit’in kendisine de o sevgiyi göstermiyor. Aslı’ya deli gibi âşık… Bunun da pekâlâ farkında ama bu sevginin “doğru” olduğunu düşünmüyor ki. Kendine engel olamıyor sadece. Ferhat’ın kendisiyle ilgili en keskin yargısı “Ben, sevdiklerime zarar veriyorum.” O, kendine sevdiklerini koruma misyonunu seçmiş. Aslı’yı da sadece dış tehditlerden değil kendinden koruma derdinde. Bunun yolu da uzak durmak. İşte o yüzden, doğru olmadığını bile bile “Anlaşmayı sen bozdun!” diyor Aslı’ya… Öyle olduğuna inanmak istiyor ki Aslı, zarar görmesin.

Ferhat, Aslı’dan alabildiğine kaçacaktır, bana sorarsanız. Üstelik eskisinden çok daha güçlü, aşılamaz duvarlar örerek kaçacaktır içine. Hapishane “Karımı arayacağım!” diye koğuşu yakıp yıkan, dayaktan baygınlık noktasına geldiğinde “Aslı” diye inleyen adamı, kendisi dışında sadece biz bileceğiz. Aslı’yı soran herkese Aslı’nın kendisi de dâhil, “susma hakkı”nı kullanacaktır, Ferhat.

Aşk, Ferhat gibi bir adam için zaaf… Kendi konumundaki biriyse asla zaafa düşemez. Düşerse sevdiklerini koruma misyonunu yerine getiremez. Onların iyiliği için onlardan uzak durmayı seçer, Ferhat.

Geçen hafta yazımı, “Bu aşk çok zor olacak!” diye bitirmiştim. O cümlemin de sonuna kadar arkasındayım. Aslı kırılacak, hepimiz Ferhat’a öfkeleneceğiz ama Ferhat, Aslı’ya kapıları açmamak için her şeyi yapacak.

Aslı, olan biteni “bir hata” olarak görmeyi seçip Ferhat’tan uzak durmaya çalışacak ama sevgisinin reddedilmesi ve Ferhat tarafından sevilmediğini düşünmek onu çok kıracak. Ben, bu kırgınlığın onu güçlendireceğine inanıyorum ve Aslı, aşkın ilk sarhoşluğunu atlatıp doğru yolu bulacak diye umuyorum.

Aynı dili konuşmak kadar suskunluğu paylaşmak da sevdaya dâhil, elbette. Aslı “Aynı şeylere susuyoruz” diyerek bunu algıladığını da gösterdi. Üstelik bazı suskunlukların çok geveze olduğunu da biliyor. Ancak Aslı; bir kadın ve gördüğünü, hissettiğini işitmek de istiyor. Ben, sözlerin uçuculuğuna inananlardanım. Söylemeyi değil göstermeyi ve yaşatabilmeyi önemserim ama Aslı’yı anlıyorum. Karşınızdakinin duygularıyla ilgili tereddüdünüz varsa bunu diliyle ikrar etsin, yanılmadığınıza sizi ikna etsin istersiniz. Ne var ki söz konusu Ferhat Aslan’sa bu beklenti boşa çıkmaya mahkûm. Aşk, Ferhat’ı değiştirecek ama bambaşka bir adam yapmayacak. Elinde çiçeklerle Aslı’nın karşısına çıkan, aşk sözleriyle onu büyüleyen, bir soap opera kahramanı Ferhat beklemek bana çok da inandırıcı gelmiyor. Ferhat, ne kadar değişirse değişsin 100 hissedip 1 gösteren bir adam olacak. Çok derin ve çok büyük seven Ferhat Aslan, karşısındakini sevgiye boğan bir adam olmak için çok uzun yollardan geçmeli. O hep biraz, çocuğunu uyurken seven babalar gibi olacak diye düşünüyorum, ben. Üstelik, geçmişindeki kiri, pası, kötülüğü de temize çekip Aslı’ya öyle gelsin bir zahmet. Koşullar onu ne denli zorlarsa zorlasın sonuç değişmiyor. Ferhat, bir katil. Bir biçimde geçmişinin vicdanlarda temizlenmesi lazım.

Ferhat’ın hapiste karşılaştığı Azat Dağıstanlı ve kızının da bu ilişkinin tam göbeğinde yer alacağı kaçınılmaz. Azat’ın Ferhat’ı kızına göndermesini ve “Mektubu getireni öldür!” mesajını, ben bir sınav olarak yorumladım. Azat, Ferhat’ı bir nedenle deniyor gibi geldi bana. Bekleyip göreceğiz.

Ayhan Dağıstanlı’ya gelince orada kafamda muhtelif sorular mevcut. Ayhan, Ferhat’a âşık olur da bir aşk üçgeni doğar mı, sorusu ilk sırayı alıyor, bende. Bu noktada, emin olduğum tek şey, Ferhat’ın Ayhan’la işi olmayacağıdır. Ferhat, yok etmek istediği aşkı bir başka tende silecek adam değil. Bugüne dek yaşadığı sevgisiz ilişkilerin aksine, Aslı onun hayatına girdikten sonra istese de bir başka kadınla birlikte olamayacaktır. Ferhat Aslan, aldatamayacak erkeklerden biri çünkü. Ancak Aslı’yı kendinden uzak tutmak için Ayhan’ı kullanır mı? İşte buna hayır, diyemiyorum. Öykünün bu yola sapmasını hiç ama hiç arzu etmem, o ayrı ama ihtimal dâhilinde olduğunu da kabul ediyorum. Yine de binlerce farklı versiyonunu izlediğimiz aşk üçgeniyle bir kez daha sınanmak istemem.

Ayhan ve babasının Ferhat’a bir ortaklık teklif etmeleri de bana makul görünüyor. Azat Dağıstanlı “Karımı arayacağım!” diye ortalığı savaş alanına çeviren Ferhat’ı yakından gördü. Kızının, karısı için dünyayı yakacak bir adama âşık olmasını ister mi? Evladını seven bir babaysa hayır! Bunu düşünerek Ayhan Dağıstanlı’nın Ferhat’a tutkun bir kadın olmaktan çok güçlü bir ortak olma olasılığını da düşünüyor ve açıkçası bunu çok tercih ediyorum. Hapiste Azat Dağıstanlı’nın “La Tahzen” (Üzülme) levhasını ona gösterip üstelik Yusuf kıssasından söz etmesini de böyle değerlendirip geleceğe dair ümit taşımak istiyorum.

 

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

9 Yorumlar

  1. nbsami 16/01/2018

    yorumunuz harika... bu ask gercekten zor! Ve hayir Asli degismedi...sadece farkli duygular hissetmeye basladi. Gonul gozu ile Ferhat i goruyor. Ama Ferhat karanlik bir adam. Belki bu sefer suclu degildi ama kendisi bayagi kriminal bir karakter. Bu sefer imkansiz bir ask izledigimizi dusunmek istiyorum. her ask masal gibi mutlu sonla bitmemeli!...Beni bu dizide meraklandiran bu konu mutlu sok ile biterse yok artik! diyecegim...

    1. Sinem ÖZCAN 16/01/2018

      Çok teşekkür ederim.Aslı değişti aslında, aşk değdiği her insanı değiştirir. Onu da değiştirdi. Ferhat'ı katil kimliğiyle kabullenmesi bile bir değişimdir:) Ferhat için de ben "karanlık" deyip geçemiyorum. Aynı çevre, aynı nedenler ve aynı koşullar altında bizlerin Ferhat olmayacağının garantisi yok ama sonuçta katil mi katil. Yine de sadece katil denip geçilecek adam değil o bence :) Sonunu şimdilik hiç düşünmüyorum çok uzak vakitte gelsin istiyorum çünkü. Ben bir iki koşulda Ferhat'ı aklayabilirim. Bu aklanma olursa da sonun mutlu ya da mutsuz olması önem taşımaz benim için. Bekleyip görelim :) Yorum için teşekkürler.

      1. nbsami 17/01/2018

        bu konuda sizinle ayni fikirde degilim, kosullar onu eli kanli bir karaktere donusturmusse bunun donusu ve aklanmasi olamaz! Ask sayesinde degismesi yaptiklarini silmeyecek! bana gore sectigi yolun ve yaptiklarinin sonuclarina katlanacak bir son olmasi gerek. iyi bir insanken kotuye donusup tekrar iyiye donusmesi, aldigi canlari geri getirmeyecek. oldurdugu adamlar da onun kadar karanlik bile olsa, karanliktan aydinliga cikmasi ikinci bir sans mi olacak? herkes ikinci bir sansi hakeder ama vicdan diye de bir konu olmali...

        1. Sinem ÖZCAN 17/01/2018

          Ben sizin kadar katı bakamıyorum olaylara:)Hayatta da kurguda da genellemelerin dışında kalmayı seviyorum. Benimki tamamen bakış açısı ama ben kimsenin tamamen masum ya da tamamen suçlu olduğuna da inanmıyorum. Nedenler ve koşullar dikkate alınmaksızın yargılamak bana göre değil. Ferhat elbette katil ve elbette yaptıklarının bedeli olmalı. yorumda da bunu belirttim zaten ama ben Ferhat'ı bağışlamam noktasında değilim.Bağışlarım ve doğru işleniyorsa da kendi vicdanımda aklarım. Kendi adıma ben de sevdiklerim tehlikede olsa katil olmayacağımın garantisini veremem. Sanırım pek o kadar düzgün bir insan değilim :)

  2. dewdew 17/01/2018

    @NBSAMİ . Ferhat'ın "Seçim yapmak zorunda kalmayışın seni iyi yapmaya yeter mi?" sorgusu bence tüm bölümlerin en filozofik, en üstünde tartışılması gereken konu. Hayatta kimilerimiz önlerine altın tepside sunulanı yaşarken, kimileri sürekli tırmalamak ve karşılarına çıkan zorluklarla uğraşıp, seçim yapmak zorunda kalırlar. Ben buna "bir tanrının sevdikleri vardır, bir de tanrıyı sevenler" derim. Ferhat ikinci gruptan. Düşünebiliyor musunuz; aşık olmuş ve aşık olduğu kadın da ona aşık. ama aşkını yaşamamak, yaşatmamak zorunda? Bu yeterince zor bir seçim değil mi? Şanslı azınlık böyle zor rastlanan bir hoşluk olduğunda dibine kadar yaşar oysa ki...Hayatının her döneminde seçim yapmak durumunda kalmış. Bu onu şimdi kötü mü yapıyor gerçekten? Aksine çok acınası, çok çaresiz, zavallı yapıyor. Bir nev'i mazlum olduğu için ona sempati de duyuyorum. Ben Ferhat'ı anlıyor, Aslı gibi seviyorum. O yüzden onu katil de olsa affettim. Aslı "kötü şeyler yapmış ama kötü kalpli biri değil" dedi Ferhat için. Aynen de öyle! Ferhat tam sevilecek adam , koruyan, kollayan, şefkatli (!) ve ölümüne seven... Gelelim son bölüme... Açıkcası biraz sıkıldım artık sürekli bir aksiyon, sürekli bir çatışma olmasından. Maksimizasyon sevmiyorum. Dizilerin zırvalama potansiyeli kabul edilebilir boyutta olmalı. Her hafta Aslı'nın başına bir silah dayanması, dizi başından beri defalarca aynı komplikasyon iç baydı artık! Ferhat'taki konuşma tarzı değişikliği, dizi başında normalken şimdi "külhanbeyi" edası da çok batmaya başladı. Yoksa kavuşamamaları, birlikte olduktan sonra Ferhat'ın kaçışı, vb çok mantıklı ve tutarlı geldi dizinin ve karakterlerin geneline bakınca. Şu saatten sonra beklentim; mantık hatalarının az olduğu, aksyonun minimize edildiği başka bir senaryo kurulması. Genelde çok keyifle izliyorum. Selamlar, sevgiler...

    1. Sinem ÖZCAN 17/01/2018

      Merhaba, Ferhat'la ilgili özellikle Aslı'dan yaptığınız alıntıya sonuna kadar katılıyorum. Ferhat'ı anlamak gerek diye düşünüyorum. Doğuştan psikopat eğilimi yoksa ki ferhat'ın yok, çocukluğundan biliyoruz. Durduk yere kimse kötü olmaz. Ben de ısrarla bu yüzden nedenler ve koşullar dikkate alınıp Ferhat yargılanmalı diyorum. Ferhat'ın can almasına kızıyoruz ama Yiğit can alınca başka çaresi yoktu diyoruz:) Benim aksiyonla hiç derdim yok açıkçası. Severim ben aksiyonu ki Ebru'nun ortadan çekilmesine kadar bu çok gerekliydi bence ama şimdi bir süreliğine daha durgun olacak gibi geliyor bana ortam. Ferhat'ın konuşma tarzına yönelik eleştirileri ben de sosyal medeya da okudum haksız da bulmuyorum ama bunun sorumlusunun senarist olduğunu düşünmüyorum bence rejisörün yorumu bu yönde. Benim dizinin senaryo kanadından çok reji boyutunda sıkıntım var. Geçen hafta o duygusal final sahnesinde sallanıp duran kameradan fenalık geldi mesela. Yakın çekimde hareketli kamera kullanmak iyi fikir de bi zahmet sallamadan çekmeyi becerseler keşke. Benim en büyük korkum sizinkinden farklı birazcık:) Ben dizinin ısrarla soft bir aşk dizisi hâline getirilmesini isteyenlerden korkuyorum. Ferhat Aslı'yı kıskansın, yok ferhat sürünsün yok Aslı onu deli etsin vs... talepleri beni huzursuz ediyor. Umarım diziyi bir soap operaya çevirmezler yoksa bayıla bayıla izlediğim diziden fena soğuyacağım:))))) Yorum için teşekkürler

      1. nbsami 27/01/2018

        Ben de bu dizi sopa oeraya benzesin istemiyorum bir ilk olarak sonu mutsuz bitecek bir ask! olsun istiyorum. Mutlu sonla bitmesi beni de rahatsiz edecek!. Rejisorun konusmasini kulhanbeyli tarzina cevirmesi de hata olmus! ilk baslardaki hali daha iyidi Ferhat'in...

        1. Sinem ÖZCAN 27/01/2018

          Mutlu sona hiç itirazım olmaz eğer buna varacak yol iyi açılırsa. Benim Ferhat'la ilgili rahatsızlığım yok doğrusu. Herkesin beğenisi farklı elbette ben konuşma tarzına değil karakterin işlenişine bakıyorum. Altta sevgili @DEWDEW'e verdiğiniz yanıta bir cümle eklemek istiyorum. Ferhat'ın katil olduğu doğru ama bu aşkın Aslı'ay iyi gelmeyeceğini düşünmüyorum. Çok sevdiğim bir söz var "İlk taşı hiç günah işlememiş olan atsın!" ...Hepimiz hayatta bilerek ya da bilmeyerek bir sürü cinayet işliyoruz. O yüzden ben insanların "Ama o katil" diye dışlanmasını pek anlamıyorum. Ben çok katı olamıyorum bu yüzden. Ferhat'ı bir insan olarak görmeyi seçiyorum. Senaryonun yaptıklarını bir biçimde onu ödeteceğini umuyorum ve evet Ferhat - Aslı aşkını da çok istiyorum.

    2. nbsami 27/01/2018

      yorumunuzu gec okudum @DEWDEW katildigim noktalar var. Ferhat hakikaten mazlum ama bu yaptiklarini degistirmiyor. Elleri kanli! Asli yla sklari ona iyi gelecek ona da eminim. ama bu ask Asli'ya iyi gelmeyecek. Ben nedense bastan beri Asli acisindan bakiyorum. Ferhat in kulhanbeyli konusma tarzi ve devamli SIKARIM diye bagrismasi cok rahatsiz ediyor beni...en son fragmanda da ayni sekilde devam! sonradan izledigim icin cok da heyecanlandirmiyor beni. Hakkinda en cok yorum yapilan dizi oldugu icin hepsini okuyorum. Herkes kosulsuzca Ferhat Asli aski istiyor. Bu ask mutlu ask olamayacagi icin benim tarzim degil. Ben masalsi asklari tercih ederim. Yuzumde gulumseme yaratacak...