Yazan: Ayşe KUTLUHAN

Senin hayal kurmaya hakkın var mı Ferhat Aslan? Ya da yaşadığın o karanlıktan çıkmak için bir mucize dilemek gibi bir lüksün var mı, peki? Şu yaşadığımız köhne hayatta herkes kendine göre hayaller kurar muhakkak. Kimininki görkemli bir şekilde büyük ve ulaşılması mümkün, kimininki ise kendini tatmin edebilecek kadar küçük ama uzaktır… Ferhat’ın da kurduğu hayal sadece bundan ibaretti aslında. Aslı ve bebeği ile her şeyden, herkesten uzak temiz bir sayfa açmak ve sade bir hayat yaşamak… Küçük bir hayal ama söz konusu Ferhat Aslan olunca çok uzak bir hayalmiş aslında… Ferhat’ın, Özge’nin “aniden ortaya çıkma babası” olduğunu öğrendiği anda gözlerindeki o yıkıntıda gördüm ben bunu. Sanki bütün dünya üzerine yıkılmış gibi kala kaldı oracıkta Ferhat. Halbuki bir saat öncesine kadar her şey çok güzeldi. İnanmıştı, o da mutlu olabilirdi. Hayal kurabilmişti… Mutlu olabilme ihtimalini görmüş ve kabullenmişti… Sevgili Mümin Sarıkaya’nın ‘’Ben yoruldum hayat…’’ şarkısı çalmaya başladığı anda ben de dedim artık isyanla “Evet, artık ben de yoruldum, en az Ferhat kadar… Neden her görünen ışığın sonu çıkmaz bir sokak olmak zorunda ki?.. Tamamen dengesiz ve tutarsız bir şekilde devam eden bir senaryoda kaybolup kan kaybetmeye devam ediyoruz.  Yok mu buna dur diyebilecek birileri?”

İçim dışım kırgınlıkla dolu diyebilirim, size. Nereye baksam karanlık, çıkmaz bir sokak… Geçen hafta kaybolduğum yerde, çakıldım kaldım. Umudum, olduğu yerde asılı kaldı. “Neden, neden, neden?..” diye sormaktan kafayı yedim dersem kesinlikle yalan olmaz. Neden bile isteye insanlar kendi sonlarını hazırlarlar ki? Biz kan kaybettik dedikçe onlar sanki kırbaç vurdu üzerimize üzerimize, ‘’Daha beter yok olun!’’ dercesine… Özür dileyerek söylüyorum ki seyrettiğim son iki bölümü, bir izleyici olarak ilk önce kendime, sonra Ferhat karakterine ciddi saygısızlık olarak görüyorum. Bolulu Leon olmaz diyerek karakter üzerinde ki ilk oynamayı 5. bölümden sonra yaptılar. Tamam, dedik… Haklılık payı vardı az çok neticede ama Bolulu Leon olamayan o Ferhat, sarhoş dahi olsa kuzeni ile yatağa girip bir de üstüne buna sessiz kalıp kardeşim dediği Abidin’in yüzüne bakamazdı. Hadi baktı diyelim, iyi hoş. Hangi yüzle Gülsüm’e sahip çıkmak adına onunla evlenmeye karar veren bir adama bu kadar tepki verebilir? Burada mantığım bana yetersiz geliyor açıkçası…

Ferhat’ın,  Özge’nin babası olduğu gerçeğini Vildan’la aynı anda öğrenmesi ile geçen hafta bıraktığımız yerden devam ettik bu bölüme. “Aslı duydu mu, duymadı mı?” diye herkes bir şekilde çelişkide kalırken olan bitenden bihaber, Cüneyt’i görünce yaşadığı acıyla ona saldıran Aslı gördük. Burada Jülide’nin herkesin duyabileceği bir şekilde olan biteni söylemesine rağmen Aslı’nın bunu duymaması tartışılır tabii ki. Ben Özge-Ferhat ilişkisine inanmadığım için bu konu üzerine hiç durmadım kesinlikle. Olan onca şeye rağmen troll diyorum. Belki de böyle bir şeyi kabul etmek istemediğim için… Benim midemi bulandıran tek konu Ferhat’ın Cüneyt karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğiydi? Aslı’ya verdiği sözden sonra… Nitekim verdiği sözü tutamadı Ferhat Aslan. Tutmadı… Ferhat’ın silahı elinden bırakma sebebi kesinlikle Özge’nin sesi olmamalıydı. Bu benim için büyük bir hayal kırıklığı. Kaldı ki benim için tetiği çekmesine gerek yok kesinlikle, silahı eline alması bile yetti de arttı. Şimdi dönüp baktığımda, Aslı’nın bebeği aldırmasa da o kürtaj masasına oturmasıyla Ferhat’ın silahı tetiklemese de eline alması birbirine kesinlikle eşdeğer. İkisini de bu konuda asla affetmeyeceğim…

Aslı bir şekilde Vildan ile ilgili bazı gerçekleri öğrendikten sonra ‘’Vildan-Ferhat’’ cephesini menziline aldı. Ne tesadüftür ki bölüm boyunca baktığı her yerde ikisini bir şekilde gizli kapaklı konuşurken gördü. Belki kadınsal içgüdüler, belki hamilelik hormonları, onu huzursuz edecek bir şeyler sezdi ortalıkta. Bundan olacak ki Vildan evi terk ettiğinde onu almak için giden Ferhat’a ‘’Gitme.’’ diyerek bundan rahatsız olduğunu da belirtti. Haklıydı… Pekâlâ onu almaya,  ağabeyi olarak Abidin de gidebilirdi, Dilsiz de gidebilirdi… Ama onlar gitmiş olsaydı Vildan, Ferhat’a mektup bıraktığını nasıl söyleyecekti?  Aslı o mektubu nasıl okuyacaktı? Kurgu işte bu kadar zayıf kalıyor bu noktada. Vildan! Annem, teknoloji çağındayız, mektup annemin devrinde kaldı. Sevgili senaristlerimize söyle de whatsapptan mesaj at mümkünse…  Belki Aslı okumadan Yeter siler.  Tecrübe ile sabit…

Yan karakterleri saçma bir şekilde sergileyerek o kadar boş bir bölüm izlettiler ki bize, defalarca televizyonu kapatmamak için zor tuttum kendimi . Sabırla Aslı’yla Ferhat sahnelerini bekledim sadece. Beklediğime değdi mi? Kesinlikle değmedi… Muhteşem diyaloglar kurulması gereken sahneler, aşırı derecede saçmaladı durdu. Ferhat ne kadar işin aslını merak etse de Cüneyt’in Aslı’ya verdiği rahatsızlıktan sonra onu odada bırakıp Jülide’ye ayar çekmeye gitmesi, saçmaydı mesela. Biraz bekleyebilirdi… Sabahın köründe evden çıkan Ferhat’ı, akşam dağ çileği almak için dışarı çıktığında  yeni gören Aslı’nın verdiği tepki tamamen alakasızdı… Dağ çileği macerasını çok sevdim, o ayrı mesele. Bölümün en enfes, en komik sahnesiydi diyebilirim. Ferhat’ın, Aslı’nın karnını okşayıp kendince güven meselesini Aslı’nın dilinden duymak istemesine kalbimi veririm. Çok ihtiyacı varmış demek ki… Öte yandan Ferhat, Aslı’ya odada tekrar küçük bir geçmiş macerası anlatıyor. Yine bu zamana kadar seyrettiklerimize ters düşecek bir olayla karşı karşıya kalıyoruz… Ferhat, on iki yaşında dayısının yanında değil miydi? Ne ara, neden sokaklarda yaşamak zorunda kaldı? Bu havada asılı bir soru… Biz birinci bölümden bu yana Namık’ın, Yeter’i babasının gayrimeşru çocuğu olarak ailenin içine soktuğunu bilirken bu bölüm aslında babasından kalan aile yadigârı eski dostun bilmem nesi olarak karşımıza çıkıyor. Eee, biz bunca zaman ne izledik? Şu battaniye meselesine değinmeden geçemeyeceğim. Ferhat’ın battaniyesi neden pembe? Aradığım sorulara cevap bulamadıkça bölümlerden nasıl zevk alacağım, inanın bilmiyorum…

Aslı’nın bağıra çağıra senden baba olmaz imalarının üzerine en çok beklediğim şeydi Ferhat’a “Senden muhteşem bir baba olacak.” demesi. Evet, bu bölüm dedi. Ne kadar kıymetliydi? Tartışılır… Ben o sahneyi çok duygu yüklü beklerdim açıkçası. Ferhat’ın duyduğuna inanamamış bir şekilde, “Gerçekten mi?” diye sormasını beklerdim. Ama yine, sadece geçiştirildi…

Ferhat karanlık bir sokakta kayboldu tekrar. Bizi de peşinde sürükledi durdu. Son iki bölümdür seyrettiğim Ferhat, hiç kuşkusuz tanıdığım ve inandığım Ferhat değil kesinlikle. Ben hâlâ ve hâlâ Özge konusunda emin değilim. Umarım çok pis trole geliriz diye umut ediyorum. Şayet bu bir oyun ise ve üç-beş bölüm sonra ortaya çıkarsa kaybedilen kanların hesabını kim verecek? Hiçbir fikrim yok. Adeta yaprak dökümü yaşıyoruz…

Son sözüm ne olur diye düşünüyorum ama aklıma bir şey gelmiyor.

 

Sevgiyle kalın…

 

Ufak Notlarım:

  • Bölümün neredeyse yarısına kadar anlamsız ve arsız bir şekilde evde dolaşan bir Cüneyt vardı. ‘’Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?’’ Tam Cüneytlik bir cümle, hiç kuşkusuz…
  • Jülide, teyzesine karşı Vildan’ı doldurdu durdu ama Vildan’ın beyni basıp bir an olsun bile “Neden?” diye sormadı kendine. Öyle ya bir insan neden teyzesini karşısına alır? İşine böylesi daha cazip gelmiş olsa gerek…
  • Namık, Aslı ile Ferhat’ı evde tutmak adına aklınca bebek için bir jest yaptı… Yahu be adam! Sen daha bir “Hayırlı olsun, Allah analı babalı büyütsün” bile demedin. Şimdi, ne bu düşünceli dayı pozları? Bu sahnede cidden büyük bir kahkaha attım dersem asla yalan olmaz. Öyle böyle değil, çünkü cidden çok komik bir durumdu…
  • Gülsüm’ün ısrarla kimseye söylemeden Cüneyt’in tehditlerine maruz kalması beni çıldırttı. Bu nasıl bir aptallıktır, arkadaş? Kimseye söyleyemezsen, git annene söyle be kadın! Sen hiç mi yaşadıklarından ders almadın?
  • Hiç kuşkusuz en büyük darbeyi Abidin yedi, çok üzüldüm. Suçu neden üstlendiğine yönelik hiçbir fikrim yok. Kimse yok da diyebilirdi. Görünen o ki Cüneyt’in çekip gitmesi için ona para vermeye gitti. Eeee kardeşi ile ilişkiye girmiş biri olarak hatta ve hatta ondan çocuk yapmış biri olarak bu durum karşısında Abidin’e tepkisi ne olacak Ferhat’ın? Çok meraktayım açıkçası.”Ya, Aslı mektubu okuduysa…” korkusu arasında arayıp Abidin’e kayıtları sorabilen Ferhat’ı da unutmam asla.
  • Ferhat’ın Jülide’ye çektiği ayar çok yerindeydi. Oh be, Ferhat azıcık zeki çıktı!

Benzer Yazılar

Write a comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.