Yazar: Ayça AKMAN Tam on beş hafta geçmiş “Halka’ya Giriş “yazımın üzerinden. Kalemimle eşlik etmeye çalıştığım ilk diziydi Cihangir ve Kaan’ın hayatını çalan Halka!On üç bölüm boyunca, karınca kararınca yüreğim yettiğince ortak olmaya çalıştım macerasına, kimi zaman belki eleştiri ağır bastı gönül terazimde kimi zaman övgü. Kült sfatıyla aklıma kazınan ikinci bölümü, sıra dışı tavrını, rejisini, […]

YAZAR: Ayça AKMAN Dünya iyilikle dönse keşke, Kaan‘ın söylediği gibi. Her birimiz içimizdeki o umuda tutunmayı başarabilsek. Masallara benzese hayat, iyi kötüyü eninde sonunda alt etse sonsuza dek mutlu yaşasak. Büyüklerim hep dillendirdiler “Doğru sendeler ama asla yıkılmaz.” dediler, bu mottoyu kalbime kazıdım ben. Kaan‘ın Bahar‘la konuşmasını dinlerken bu yüzden titredi içim: Doğru söylüyorsun çocuk; dünya […]

YAZAR: Ayça AKMAN Halka şimdiye kadar konuştuklarından ziyade sustukları, anlattıklarından ziyade kendine sakladıkları üzerine kurdu hikâyesini. Biz seyirciler de doğal olarak karanlıkta el yordamıyla bulmaya çalıştık yolumuzu; çoğu zaman cılız bir kırıntının ışığında çoğu zamansa büsbütün kılavuzsuz. Kabul etmek lazım ki heyecanı diri tutan, izleyiciyi varsayımlar üretmeye iten bir oyundan farksızdı böylesi. Buna alıştık bunu sevdik, […]

YAZAR: Ayça AKMAN Sanırım bu yazım uzunca, teferruatlı bir bölüm yorumu olmayacak. Halka açık uçlarını, dolayısıyla hikâyesini toparlamaya çalışırken, ben de körebe oynayan bir çocuk misali kâh oradan kâh buradan kulağıma gelen birbiriyle çelişkili seslerin kafamda bir ahenk oluşturmasına çalışacağım. Diğer bir deyişle, beyin fırtınası yaparken bölümü yazmaya gayret edeceğim. Cihangir’in tüm gerçeklere ulaştığı yerde bırakmıştık […]

YAZAR: Ayça AKMAN Bölüm bittiğinde aklımda tek bir cümle vardı, Halka’nın mottosu: Bir gün her şey başladığı yere geri döner! Öyle de oldu, yolda ipuçlarını toplaya toplaya geriye en başa döndük, Cihangir Karabulut ile tanıştık! Yazılarımı takip edenler, benim Cihangir‘in odasındaki sepya rengi ışıklı duvar panosuyla özel bir bağım olduğunu bilir, kendileri diziye başlama sebebimdir. Hep […]

Yazar: Ayça AKMAN Saldırıya uğramadan az evvel Bahar‘a babacan ve esaslı bir öğüt vermişti Cemal Amir: “Hep iş, böyle olmaz” demişti, “Hayatı kaçırırsak tüm bunların hiçbir anlamı kalmaz. Benim gibi olma! Ben kaçırdım bazı şeyleri, geride kaldı.Bu işi bitirip artık planlarımı uygulayacağım.” Ona sıkılan kurşun neyse ki amirin hayatını sıyırıp geçti lakin yaşamına dair bir iki […]

Yazar: Ayça AKMAN Bahar’ın babasıyla ilgili gizemin ipuçlarını sunmak, Cihangir‘le Kaan‘ın Halka’ya girişlerini kolaylaştırmak dışında ana hikâyeye bir katkısı olmayan geçen bölümün ardından, bu hafta yine elimizdekilere fazla bir şey eklemeyen, güç savaşlarının iyice su yüzüne çıktığı, bir tutam endişe, aldığı kadar aksiyon, göz kararı romantizm ve haftalar boyu birikmiş bir avuç dolusu soruyla beni başbaşa […]

Yazar: Ayça AKMAN İlginç bir oyundur satranç. Yeterince zeki, sabırlı ve öngörülü bir savaşçının ellerindeyse taşlar, piyonlar vezir olur; vezirler kenara konur. Cengiz Erkmen, Hümeyra’yı satranç masasına davet edip “Geç karşıma, galip gelmek hoşuma gidiyor.” dediğinde, Hümeyra’nın verdiği “sana rakip olamam ben satranç bilmiyorum “cevabı, kulaklarımda çınlaya çınlaya ona koymuş olduğum şerhi erken kaldırmanın pişmanlığıyla alıyorum […]

                              Yazar: Ayça AKMAN İnsana kendini özel hissettiren bölümlerden biri daha geldi Halka’dan; göz kırpmadan seyrettiğim ve iyi ki o sepya rengi duvar resminin peşine takılıp bu hikâyeye başlamışım dedirten… Belki de o yüzden, kafam karmakarışık olsa da yüzümde bir gülümsemeyle kalktım […]