Yazar: Tuğçe YELİZ

Hayatında ilk kez iyilik yapmayı seçmiş Kerem’in sözlerine kulak verip sözüm ona “kötü kız” olmaya karar veren Ayşe’yle kapatmıştık ilk bölümü. Aslında iki karakter için de atılan yeni adımların köklü bir değişimle gerçekleştiğini düşünmüyorum. Ne Kerem, kötülükten iyiliğe ne de Ayşe, iyilikten kötülüğe geçti diye keskin cümlelerle nitelendirmek doğru değil, bana göre. Ayşe de Kerem de masumluk açısından pek birbirlerinden farklı değiller aslında.

“Ayşeyi siz öldürdünüz! Şimdi ben başlıyorum” sözüyle bir devri arkasında bırakan Ayşe’yi; sustuğu, boyun eğmek zorunda kaldığı ne ya da kim varsa hepsinin hakkından gelmeye kararlı, gözü kara bir kadın olarak gördüm bu haftaki bölümde. Önce ona ağırlık yapan, gördüğünde acı verecek eşyaları ortadan kaldırması daha sonra babasının mezarına gidip hem babasıyla hem de kendisiyle yüzleşmesi bölümün en sevdiğim detayları arasındaydı. Ayşe’nin devriminin asıl başladığı an, mezarlık sahnesindeki kabullenişiydi.

Öte yandan kendisiyle beraber olayın içine çektiği Kerem için verdiği kararın adil olmadığına içten içe inanıyor olsa da onun geçmişte kırdığı kalpler, Ayşe’nin vicdan muhasebesinde oyun için geçerli bir sebep oldu ve böylece Kerem için kaçış noktası kalmadığından kaçınılmaz olarak oyuna dahil oldu. Kötü kız olmaya karar vermek de biraz bencillik barındırmaz mı içinde, zaten?


Ayşe’nin kendinden emin, ayakları üzerinde durma çabasına bir yere kadar hak veriyorum ama bir anda kendini kurtarmak adına verdiği bu karardaki dik duruşuna bakınca bu zamana kadar sessiz kalışını da pek anlamlandıramıyorum. İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak için tek çıkış kapısının Kerem olduğu düşüncesi bana biraz yanlış geliyor. O, pekâlâ ailesiyle başa çıkabilecek, memnun olmadığı noktada karşı tarafa “dur!” diyebilecek bir karakter benim nazarımda. Gerek Kerem’e olan davranışları gerekse ailedekilere karşı değişen tavırları bu zamana kadar aslında var olan ama ertelenmiş bir Ayşe olduğunun ve onun içinde de en az herkeste olduğu kadar kötülüğün zaten mevcut olduğunun kuvvetli bir kanıtı.

Kerem’in sağlam bir kayaya çarptığını biliyordum ama o kayanın bu kadar dişli çıkacağını ben bile tahmin etmiyordum doğrusu. Kendi babasının bile ona inanmayışı Kerem için yeni bir sınavı da beraberinde getirdi.

Onun başına gelenler bana yalancı çoban hikâyesini hatırlattı. İlk kez ailesine doğru söylemesine rağmen daha önce yaşadıkları olaylar nedeniyle annesi ve en yakın arkadaşı dahil hiç kimse söylediklerinin doğruluğuna ihtimal veremiyor. Hâl böyle olunca Ayşe değişimin ekmeğini yerken Kerem cephesinde işler iyice içinden çıkılmaz bir vaziyet aldı. Görünen o ki Kerem, geçmişinin cezasını daha çok kez çekecek ve başını duvarlara vura vura akıllanacak.


Ama öte yandan onda Ayşe’ye nazaran bir nebze daha çok sevdiğim bir özellik var; cesaret. Kerem’in babasının tüm çabalarına rağmen bu zamana kadar sahip olduğu her şeyden vazgeçmeyi göze alarak kendine inandırma çabası,  kaderine boyun eğmek yerine durumun ciddiyetini anlayana kadar dahi olsa kendi görüşünü savunmaktan vazgeçmemesi bana bir “bravo” dedirtti. Ayrıca bu tavırlar, hem eğlenceli hem de karakteri daha da içselleştiren sahneleri getirdi.

Kerem, her ne kadar durumdan kurtulmak için olmadığı biri gibi görünmeye çalışsa da vicdanı her fırsatta onu ele veriyor. Ayşe’nin abilerinden kurtulmak amacıyla oynadığı oyunu hiç tanımadığı bir kadına yardım etmek için bozmasıyla önce onların sevgisini kazandı sonra çeyiz alışverişi için gittikleri mağazada annesinin aksine sergilediği tavırla izleyenlerin gönlüne taht kurmayı başardı. En başta da söylediğim gibi Kerem Yiğiter  kötü değil en fazla “şımarık”  olarak nitelendirilebilir.

Bu arada sevgili Çağlar Ertuğrul ve Serkay Tütüncü’nün kılık değiştirdikleri sahneyi çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Kerem ve Volkan’ın hiç zorlanmadan ekran başındaki izleyici güldürmeyi başardığı aşikar. Bu sıcak dostluğu daha çok sahnede görmek isterim ben açıkçası.

İçinde bulunduğu durumun kaçınılmaz olduğunu anlayıp babasının suyuna gitmeye karar veren Kerem’in babasının teklifiyle de bu oyunun ekmeğini yemeye başlaması üzerine dengeler eşitlendi, inkârdan kabulleniş aşamasına geçildi ve anlaşma sağlandı.

Takılan yüzüklerin ikiliye daha çok çatışma mı yoksa uzlaşma mı getireceği şimdilik muamma ama bana sorarsınız dolu dizgin bir aşk kapıdan içeri girmeyi bekliyor. Tarafların kabulleniş evresine geçmesiyle duruma iyiden iyiye alışmalarının doğru orantılı olduğunu düşünürsek bu evcilik oyununun, aşk oyununa dönüşmesi an meselesi demektir.

Ben bu ikilinin didişmesi kadar söyledikleri büyük sözleri yutmasına şahit olmayı da çok istiyorum ve ortaya en az şu anki kadar eğlenceli sahnelerin çıkacağına da gönülden inanıyorum.

Tüm bunların dışında bölüme genel bir bakış attığım zaman, geçen haftaya göre daha durağan olduğunu söyleyebilirim. Çok eğlenceli sahneler vardı ancak buna rağmen bazı yerlerde de sıkıldım. Öte yandan Ayşe’nin abilerinin geçen haftaya göre değişmeseler de daha yumuşak ve anlaşmaya açık olmalarını sevdim.

Arka fondaki sıkıntı dikkate alınıp düzeltilmiş. Müziğin tonu iyi ayarlanmaştı.

Yan karakterlerin hikâyeye nasıl dahil edileceğini ikinci bölüm bitmesine rağmen henüz tam olarak anlayabilmiş değilim ancak izlerken gözümü rahatsız eden isimlerin hâlâ mevcut olduğunu söyleyebilirim.

Artısıyla eksisiyle izlediğimiz bu hafta da geçtiğim ekran karşısından yine yüzümde kocaman bir gülümsemeyle kalktım ve bölümün bitiş noktasını çok sevdim. Kerem ve Ayşe’nin birbirlerinden farklı olmadığının en somut hâliydi son sahne. Ayşe, başına açılan bu yeni belalardan nasıl kurtulur bilemiyorum ama ben onun yerinde olsam şöyle bir güzel düşüp bayılırdım galiba. Ayşe ve Kerem’in başına gelenler, bahtsız bedeviyle kapışacak türden doğrusu. Ayşeciğim eğer bu olaydan Kerem sayesinde kurtulursan vay hâline diyorum çünkü artık onun dilinden kurtulamazsın.

Yeni çatışmalara zemin hazırlayacak bir noktada bıraktık bu hafta bölümü. Gelecek hafta bizleri bekleyen serüvenleri iple çektiğimi belirterek yazıma burada son veriyorum.

Yazan, çeken, oynayan herkesin emeklerine sağlık. Haftaya önce ekran başında daha sonra dizisin.com ‘da görüşmek dileğiyle. Sevgilerimle…

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.