YAZAR: Şeyma BULUT 

Babam hep der ki “Bir gün evladın olursa beni anlarsın, yoksa hiç uğraşma.” Birini kendinden vazgeçecek kadar çok sevme, tırnağına zarar gelmesin diye gerekirse kainatı ateşe verecek kadar koruma iç güdüsüyle hareket etmek pek de anlayacağım şeyler değil. Bir çocuğum yok. O duygu nedir, o bağ nasıldır bilemem ama bir türüne Güvercin’de tanık oldum. Bedir Kavi, bir baba. Hem de en fedakâr olanlarından biri. Onun için dünya ailesinin, çocuklarının etrafında dönüyor. Uzun yıllar önce üzerine atılan iftiradan dolayı 15 senesini kaybettiği yetmezmiş gibi bir de çocuklarının canı için bu yükü sırtlamak zorunda bırakıldı. Mutluluğun pahalı bir şey olduğunu bilirdim de bedelinin bu kadar da ağır olması mı lazım?

Kevsa’nın hain planının ardından Bedir, hiç de istemediği bir durumla karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz haftanın vurucu finalinde ve bu haftaki bölümün ilk dakikalarında ben de Zülüf gibi kendimi paraladım. Konuş Bedir, diye dört döndüm oturduğum yerde. Daha fazla susma, vur gerçekleri suratlarına diye yedim bitirdim kendimi. Çocuklarıyla tehdit edildiğini öğrendiğimde böğrüme bir taş oturdu. Başkalarının aç gözlülüğü uğruna bir ailenin böylesine mahvolduğunu gördükçe üzülüyorum. Bir insan, başka bir insana bunu nasıl yapar diyorum kendime; kendinden başkasını nasıl düşünmez? Bedir’in yerinde olmak hiç ama hiç istemezdim. Bir cenderede sıkıştı kaldı. Bir yanda çocukları, bir yanda üzerine atılan çirkin iftira. Tek tesellim artık bu işin peşine bizzat düşmesi oldu. Gerçekler açığa çıkmadıkça hem kendisine hem de ailesine huzur, haram olacak. Birine bir kere boyun eğersen hep eğmek zorunda kalabilirsin. Bugün çocuklarıyla tehdit eden yarın daha kötüsünü yapabilir. Bedir de bunun farkında  ki kan kardeşinin mezarında verdiği sözle her şeyin daha yeni başladığını ve bunun ciddi bir mücadele olacağının sinyallerini vermiş oldu. O artık sırat köprüsüne çıktı. O ince yolda tek başına yürümek zorunda çünkü düşmanları kendisiyle değil, ailesiyle sınamaya kalkıyor onu. Bu sebeple de ilk iş olarak evlatlarını kendinden uzaklaştırdı. Bana kalırsa bir baba için en ağırı da bu olmuştur. Pek anlayamasam da böylesine bir özveriyi yine de saygı duyuyorum.

Bedir çocukları için bu fedakârlıkları yaparken hem Zülüf hem de Müslüm için olanları kabullenmek hiç de kolay değil. İki kardeş bugüne kadar babalarının masumiyetine sarılarak ayakta kalmışlar. Müslüm, ablası gibi değil, ona geleceğim elbette ama beni ziyadesiyle üzen Zülüf oldu. Babasının kanadı kırık Güvercin’i ne geçmişte ne sonrasında ne de gördüklerinin ardından inandı, Bedir’in o suçları işlediğine. Bir insanın kalbini bilmek, gönlünü hissetmek çok mühimdir bence. Zülüf de biliyor, hissediyor ve inanıyor. İddia ediyorum, önüne bir araba belge konsa yine inanmaz. Onun babası böyle bir şeyi asla yapmaz. Onu paramparça eden Bedir’in sessiz kabullenişi oldu. O hazırdı her şeye. Babası savaşmaya hazır olduğu sürece ucunda ne olursa olsun o yolu yürüyecekti Zülüf. Şimdi, kendisini yarı yolda bırakılmış hissediyor. Müslüm’den onu ayıran da bu değil mi ? O babasına güveniyor ve hiçbir şey buna engel değil. Bir gün gerçekler ortaya çıktığında baba – kız yine omuz omuza, dimdik duracaklar.

Zülüf’ün bu güçlü inancının karşısında Müslüm Bey’imiz tam tersi hareket etti. Ablası bağırsa çağırsa onu anlarım. Zira o en başından beri mücadele ediyor. Daha küçücük bir kız olduğu günlerden bu yana asla vazgeçmedi. Müslüm ise yaptıkları yetmezmiş gibi gemiyi de ilk terk eden oldu. Sanırım anne ve ablasına inanmış bugüne kadar, asla tam emin olamamış ve malum meselede Bedir’in susmasıyla da kafası herkesten fazla karıştı. Karışmasını bırakın, inandı diyelim yine de gitmemesi gerekirdi. Annesi için, ablası için kalmalıydı. Nasıl ki o iki kadın ömürlerince onun yanında oldular, o da aynısını bugün yapmalıydı. Üstelik iki aile Nefise’yle onun aşkı yüzünden bu şekilde birbirine karışmışken ilk tökezlediğinde kaçmamalıydı. Bir eş olarak elbette ki Nefise’yi düşünmeli ama annesini, ablasını da düşünmeliydi. Onu hep zayıf karakterli görüyordum zaten, bu hareketiyle hanesine bir eksi daha yazdırdı.

Beni şaşırtan neydi biliyor musunuz? Bütün bu olanlara hemen inanması gereken bir kişi vardı olay yerinde. O da Kenan’dı. Müslüm yerine o olsaydı derdim ki zaten bu fikirle büyümüş bu adam, önüne konulan da belli, inanması kadar doğal bir şey yok. Geçtiğimiz haftaki yazımda da bahsetmiştim Kenan’ın duruşunda bir şey vardı. Kevsa’nın yalanlarıyla ikna olsa gözlerinde öfke görürdük ya da kızdığına dair tek bir işaret. Bunların hiç biri yoktu, ben daha çok kuşku gördüm. İlk bakışta inanmış gibiydi ama Zülüf’le yapılan tek konuşmayla fikrini değiştiriverdi. Kenan duygusal kararlar alan biri değil. Mantığını doğru kullanabiliyor. Zülüf’ün acısı ona bu kararı aldırmış olamaz. Bana kalırsa annesinin yersiz iyiliği ve hemen ardından yaşananlar onu şüpheye düşürdü. Kenan’a bu konuda güvenim tamdı ama bu sefer sessiz sedasız hareket etmesine ayrıca sevindim. Daha önce çevresine söylediği için yeni oyunlar kurulmuştu. Şimdiyse sessiz ve derinden ilerliyor. Bu durumdan da ne ailesinin ne Zülüf’ün ne de bir başkasının haberi var. Bu konuda ben en çok Kenan’a güveniyorum. Bu gerçeği biri ortaya çıkarabilecekse, bu kişi şüphesiz ki o olacak. Hatta ipin ucunu yakalayabilirse belki Bedir’le aynı safa bile geçebilir. Hep diyorum ya, savaş müttefiksiz kazanılmaz diye. Kenan gibi dürüst bir adamın, bu hakikate giden yolda Bedir’in yanında olmasıyla iyiler cephesi kuvvetlenecektir.

Bedir, Kenan’ı şimdilik hesaba katar mı bilemem elbette ama bir kişiye çok güveniyor: Kasım ama Kasım için durum giderek ağırlaşıyor. Seneler önce işlediği günahın bedelini bir şekilde ödediğini düşünürken aynı kâbusu tekrar yaşamak bu sefer fazla geldi ona. Bir insanın başını koyacağı en rahat yastıktır, vicdan. Arzuları uğruna birinin parasına el uzatacak kadar saçmalasa da Celil gibi eli kanlı değil. Katil olmaması onu aklar mı? Elbette hayır! Sadece Celil ve Kevsa’ya göre içinde bir parça iyilik olduğunu söyleyebilirim. Kasım şu anda, her fırsatta ona güvendiğini söyleyen Bedir’in güveni ve iyiliği karşısında ezildikçe vicdanı onu sıkıştırdıkça da acılar içinde kavruluyor.

Kasım’ın yaptıklarından pişman olduğunu görüyoruz. İnsanın içindeki susmak bilmeyen ses, bazen en büyük kâbusa dönüşebilir. Kasım’daki o ses hiç susmuyor. Bu yüzden de karısına onu çok sevdiğini söyleyerek Zülüf’ün yanına doğru yola çıktı. Söyler mi? Hâlâ şüphelerim var. Bedir’in sadece ona güvendiğini öğrendiğinden beri ailesini kaybetmeyi artık hiç göze alamayacağını düşünüyorum. Zülüf, amcasıyla buluştuğu sıralarda Kenan da gerçeğin peşindeki arayışında çok önemli bir yol ayrımına geldi. Eğer Kenan o hırsızı konuşturabilirse Güvercin’de şüphesiz ki tüm taşlar yerinden oynayarak ortaya saçılan gerçekler yeni bir dönemin de başlangıcı olacak.

Bu hafta heyecanı bir an bile kaybetmediğimiz bir bölüm izledim. Yer yer de duygusallaştığımı söylemem lazım. Zülüf ve Kenan arasındaki buzların günden güne erimesini izlemenin keyfi çok başka. Aralarında bir şey var. Uzun zamandır varlığını reddedemedikleri ancak kabul de edemedikleri bir şey. Zülüf her yıkıldığında onun yanında duran Kenan’ın yanında, bu defa onun kendisine ihtiyaç duyduğunu görüp (göstermelik de olsa) yanında olan bir Zülüf vardı. O ufacık yalan bulutunun içinde aslında gerçekleri söylediler. Birbirlerine değer veriyorlar, güveniyorlar ve en önemlisi de zorunlu evlilikle bir araya gelen iki insana göre yol arkadaşlığını da pek güzel kıvırıyorlar. Küçücük adımlar atıyorlar belki ama o adımlar çok sağlam.

Hoşuma giden diğer bir ayrıntı da Zülüf’ün çalışması ihtimali oldu. Umarım bu lafta kalmaz. Diğer kadınların aksine Zülüf’ün en önemli özelliklerindendi eğitimli olması. Bunun unutulmadan hikâyede işlenmesi beni ziyadesiyle mutlu etti. Çalışan, güçlü kadınlar her yerde gösterilmeli diye düşünenlerdenim. Hayal kırıklığı yaşamam diye düşünmek istiyorum.

Bu güzel bölümde emeği geçen tüm ekibin yüreğine sağlık. Yazıma Şükrü Erbaş’ın bu güzel dizleriyle son veriyorum. 2 hafta sonra görüşmek üzere. Mutlu yıllar herkese.

İndiriyorsun kirpiğini upuzun bir güz.

Bir kapı önündeyim, girsem suç

Gitsem ayaz.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.