Yazar: Sinem ÖZCAN

Erkenci Kuş, bu yaz beklediğim dizilerin başında geliyordu. Bilenler bilir, benim için bir dizide Can Yaman adının olması kaçırılmadan izlenmesi ve tabii ki yorumlanması için yeterli referanstır. Haberleri ve tanıtımları geldikçe sabırsızlıkla beklemeye başladım. Sanırım ben, sezon dramlarının ağırlığını alan rahat, neşeli ve izlemesi keyifli yaz dizilerini özlemişim.

Bir yanı eski mahalle havasını hissettiren diğer yanı entrikaya dayalı bir aşk öyküsü izleyeceğiz, belli ki. Özgür ruhlu, maceraperest Can Divit’le çok zeki ama saf ve hayalperest Sanem’in öyküsü merkezde olacak, aile öyküleri ve şirketteki kargaşa onu besleyecek gibi görünüyor.

En büyük hayali yazar olup Galapagos’a yerleşmek olan Sanem, annesinin “Ya iş ya Zebercet…” zorlamasıyla kendini reklam şirketindeki kaosun içinde buluverdi. Deli doluluğu, dobralığı ve sakarlığı yanında Sanem’de benim dikkatimi çeken fotografik hafızaya sahip oluşuydu. Şu an Emre’nin tuzağına düşmüş ve onun bilgi aktarmasına yardım ediyor gibi görünse de eğer bu niteliğinin üzerine basılırsa ilerleyen bölümlerde işin rengi değişir ve Sanem gerçekten değişik bir karakter olabilir.

Can Divit ise Sanem’in özlediği özgürlüğü çoktan elde etmiş, kendine arzu ettiği hayatı kurmuş; o hayatı bir yandan çok basit diğer yandan çok ekstrem yaşayan bir adam. O da Sanem gibi hiç istemediği hâlde kendini şirketteki kaosun göbeğinde buluyor ve ikisinin yolları “yanlışlıkla” yaşanan bir öpücükle kesişiyor. Şirketten bilgileri kim ve niye sızdırıyor sorusunun yanında bu ilginç tesadüf de aşk öyküsünün temelinin atılmasını sağladı. Sanem’in “yaban çiçeklerini hatırlatan kokusu” sayesinde, gizemli öpüşmenin sırrını ilk çözen Can oldu, anlaşılan. Sanem’in Can’ı ne zaman ve nasıl tanıyacağı benim için en merak uyandıran sorulardan biri.

İlk bölümde Sanem’i Can’a göre biraz daha detaylı tanıdık diye düşünüyorum. Ailesi, hayalleri ve başının belası Zebercet dışında onun karakterine dair daha çok ipucu gördük. Dürüst, patavatsızlığa yakın açık sözlü, kıvrak zekâlı ama sakar, sıcacık bir kimlik Sanem. Can Divit’in ise hayatını, yaşayışını ve ailesini öğrendik ama karakteri çok belirginleşmedi. Zeki, pratik, çözüm odaklı bir adam profili yakaladım ben ilk bölüm itibariyle. Yalnız Sanem, ona “Albatros” adını verirken albatros kuşunun nitelikleri arasında saydığı “tek eşli” kavramı dikkatimden kaçmadı. Sanırım Can Divit’e ilerleyen bölümlerde bu vurgu yapılacak. Biz onun hayatında bir “Polen”in varlığını öğrensek de “tek eşli” Albatros’un, Sanem varken Polen’i ne yapacağını da cidden merak ediyorum. Şu an Sanem benim için daha net ve bana daha yakın. Can Divit’se öykünün asıl girift karakteri gibi görünüyor ve onu tanımaya çalışıyorum.

Emre, Can’ın sadece kardeşi değil aynı zamanda aradığı ajan, anlaşılan. Abisiyle görünüş ve karakter olarak taban tabana zıt, babasının yanında kalan olduğu hâlde “en sevilen” olmayı başaramamış, çözümü de sevgilisiyle iş birliği yapıp babasına ihanette bulmuş gibi görünüyor. Emre’nin iyi işlenirse öyküde sağlam bir “engelleyici” olacağını da düşünüyorum. Can’ı hem şirkette yaptıklarıyla hem de Sanem’i kullanarak zorlayacaktır. Sanem ve Can aşkının en büyük kilidi de Sanem’in bilmeden Emre’ye alet olması ve yanlış tarafta yer alması olacak, belli ki…

Bölümden edindiğim izlenime göre romantik komedilerin klasik aşk üçgeniyle karşılaşmayacağız. Bunun yerine çatışma sağlamak için ailesine ve şirkete ihanet eden bir kardeş kimliği konulmuş. Bunu da hem öykünün haraketliliği hem de gelişimi açısından çok sevdim.

Erkenci Kuş, kalabalık kadrolu bir dizi. İlk bölüm, kahramanların hepsi hakkında bir fikir oluşturacak şekilde düzenlenmiş. Benim ilk bölümden Cey Cey’e ve Mevkıbe’ye kanım ısındı. Öykünün komedi ayağında etkin rolleri olacak gibi duruyor.

Ben pek “komedi insanı” değilimdir aslında. İzlediğimde de karikatürize tiplemeleri sevmem bu nedenle olsa gerek Zebercet’e ısınamadım. Ayhan ve Deren’in de birkaç rötuşla biraz derinleştirilmesi ve tiplemeden çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.

Çağrı Bayrak, Dolunay’dan rejisine aşina olduğum bir isim. Kurduğu dünyayı orada da sevmiştim, Erkenci Kuş’ta da beni içine almayı başardı. Görebildiğim kadarıyla iyi bir hikâye anlatıcısıdır, durağan bir dili yoktur. Tempolu ve rahat akan bölümleri tercih eder. Bu bölüm de hem mahalle hem şirket ambiyansını başarılı buldum. Ana konuyu verme ve kahramanların hepsini tanıtma, akışta zaman zaman dağılma yarattıysa da öykü oturdukça asıl ritmin yakalanacağına inanıyorum.

Tanıtımlardan ve gelen fotoğraflardan Demet Özdemir ve Can Yaman’ın iyi bir ikili olacakları fikrini edinmiştim. Bölümü izledikten sonra da düşüncem pekişti. Hem görünüş hem de tavır olarak birbirlerini iyi tamamladıklarına inanıyorum. Ben, Demet Özdemir’in daha önce daimî izleyicisi olmadım. Bundan önceki dizisine ara ara bakmıştım ancak zihnimde fikir oluşturacak kadar derinlemesine bir bakış değildi. Sanem’de bir önceki diziden farklı bir kimlik oturtmayı başarmış. Deli dolu genç kız karakterine de çok yakışmış, mimiklerde birkaç hafifletmeyle bölümler ilerledikçe çok sevilecek bir Sanem yaratacak gibi geldi bana.

Demet Özdemir’in aksine Can Yaman’ın sürekli izleyicisiyimdir. Yarattığı her karakteri bayıla bayıla seyretmişimdir. Başta da dile getirdiğim gibi onun adının geçtiği her proje benim izlenecekler listeme ilk sıradan girer. Ben onun özellikle aldığı her karaktere üflediği ruha vurgunum. Ne yapar eder o kimliğe kendince ufak detaylar yerleştirir ve küçük dokunuşlarla onu bambaşka biri hâline sokar. Onun izlediğim beşinci işi, Erkenci Kuş. Hiçbir karakterinde diğerine öykündüğünü görmedim. Bu defa da merakla bekliyordum, nasıl bir Can Divit yarattı diye… Fotoğraflardan ve röportajlarından bu rol için görünüşünde ciddi bir değişikliğe gittiğini biliyordum ama ben, asıl oyunculuktaki farkı görmeyi bekliyordum. Karakteri henüz oldukça flu da olsa konuşma tarzının farklılaştığını, jestlerin değiştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca birkaç küçük ayrıntı daha yakaladım ama onların sürekli mi yoksa bu bölüme mi özgü olduğunu görünceye dek, söylemeyi erteliyorum. Onu izlerken en sevdiğim şey, her yeni karakteri bir süre yadırgamam ve ağır ağır alışmam, sanırım. Bu kez de öyle oldu. Şu an karşımda bana tamamen yabancı bir kimlik duruyor. Onun aylar boyu hazırlanıp çıkardığı karakteri tanımak ve Can Divit ne yapar ne yapmaz, bedenini, bakışını nasıl kullanır; sesi, yürüyüşü neye göre değişir kestirebilmek için şimdi benim biraz çalışmam gerekiyor.

Erkenci Kuş’ta Can Yaman dışında oyunculuğuna aşina olduğum isimlerden biri de Öznur Serçeler. Dolunay’da yarattığı karakteri çok sevmiştim, burada da Leyla’ya çok iyi uymuş diye düşünüyorum. Kadronun çoğu bana yabancı ama ilk izlenimim pek olmamışlık hissetmediğim. Gözümü yoran bir iki kişi olduysa da bu bölüm çok az gördüğüm için fikrimin değişme ihtimali de var.

Can’a yakalanan Sanem’de bıraktık bölümü. Sanem yakalanmanın korkusunu yaşarken Can öptüğü kızın Sanem olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. Her ne kadar Sanem’in ilk bölümden foyasının ortaya çıkacağını düşünmesem de işlerin nasıl çetrefilleştiğini görmeyi de merak ediyorum.

Benim için bu yazın en keyifle izlenecek dizisinin Erkenci Kuş olacağı bölümü izledikten sonra netlik kazandı. Umarım; ekran ömrü uzun, şansı bol olur. Bütün ekibin emeklerine sağlık.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1 Comments

  1. alev 01/07/2018

    Güzel olmuş