Defne Yalın

Sonunda, sonunda, sonunda beklediğim Açelya Topaloğlu bölümü geldi veeeeee bunca zamandır beklediğime alabildiğine değen sahnelerde, umduğumdan da güzel oyunculuk karşısında dudaklarım kocaman bir fiyonk olmuş hâlde yazıyorum. Birazdan bu noktaya dönmek üzere bölüme odaklanmaya çabalıyorum, izninizle.

Defne YalınYalın’ın âşık olduğunu itiraf ettiği bölümün bir tür simetrisini izledik, bu bölüm. Evlilik teklifinin son sahne olduğunu tahmin etmiş ve kendimi buna hazırlamıştım. Benim asıl beklediğim o teklife bizi basamak basamak götüren sahnelerdi… Her biri ince ince örülmüştü yine ve yine muhteşem bir Can Yaman & Açelya Topaloğlu oyunculuğuyla canlı kanlı hâle getirilmişti.

Nehir& Polat ikilisiniPolat Barutçun ağırlık kazanacağını da bekliyordum, daha önce de söylemiştim ancak bu ikili, Aras Aydın’ın iyi oyunculuğuna karşın benim ilgi alanıma giremedi. İlerleyen dönemler ne getirir bilemem ama şimdilik kapsama alanımın dışına çıkarıyor ve yeniden Defne ve Yalın’a zoom yapıyorum.
Baştan beri Defne’deki dönüşüm tamamlandığında bu ilişkinin bir level yükseleceğini söylemiştim. Klasik Türk dizilerine alışkın biz, gariban izleyiciler için olayların normal seyrinde gidişi; aksilik, son anda ortaya çıkan ne idüğü belirsiz 3. şahıslarla ilgili sürprizler ya daYalın Defne fragmanda görülenlerin rüya çıkması gibi saçmalıklar olmayınca başta ben, çoğumuz akıl tutulması yaşadık o ayrı! Her ne kadar aklım “Evlenmeli bunlar, artık!” dese de beynime sızmış Türk dizilerinden nadide(!) sahneler “Yooo, kesin şimdi bi şey çıkacak!” moduna soktu beni bölüm boyunca. Özetle senaristler değil de biz gariban izleyiciler, kendi kendimizi ters köşeye yatırdık bu defa: “Aaaa, gerçekmişşşşş!” diyerek…
Defne, bu bölüm geçmişteki kızgınlıklarımın çoğunu yıkadı yüreğimden. “Yalan benim kanadım!” repliği çoktan unutulmazlarım arasında aldı yerini. Hele terk edilme korkusu… O korku yüzünden içi gitse de köprüyü bir türlü geçip elini Yalın’a uzatamayışı canımı öyle bir acıttı ki!..

DefneHiçbir ilişkinin terk edilmeme garantisi yoktur, doğru ama yine de insan bir yere tutunup öyle devam etmek ister yoluna… Bu eğer bir aşksa o zaman karşınızdakinin sizi terk etmeyeceği inancına tutunmaktır, o inancı kendinize koltuk değneği yapmaktır. Oysa Defne tam da oradan yemişti darbeyi… Koltuk değnekleri olmadan yola çıkmak da hatalarından dolayı güçsüzleşmiş bacaklarının titremesine neden oluyordu haklı olarak.

Evlilik teklifi ona aradığı güvenceyi verecektir ve o güvence yeniden doğrulup Yalın’ın yanında durmasını onunla yola çıkmaya hazır olmasını da sağlayacaktır. Ben gelecek bölümde Yalın’a “Evet!” deme fırsatı bulamayan Defne’nin Polat’a karşı Yalın’ın yanında yer alıp hâli ve tavrıyla “evet” demesini bekliyorum. Senaristçiklerim bir kez daha benim beklediğimi benim düşündüğümden iyi yapmışlardır, diyor ve bu gecenin asıl konusuna geçiyorum.

AÇELYA TOPALOĞLU: Taaaa, 23. Bölümden beri bekliyorum ben AçelDefneya Topaloğlu bölümünü… Defalarca senaristlerimizin beynini yedim, defalarca geldi geliyor dedim ve sonunda bu kadar beklememe fazlasıyla değen bir oyunculuk izledim.

Bu bölüm her zamanki şirin, sempatik ve biraz çocuksu Defne’yi canlandırdığı alışıldık oyunculuğunu biraz görmezden gelip ilk kez bu bölüm gördüğüm yanlara odaklanmak istiyorum, izninizle…

Çok kırgın ama o kırgınlığı “olmamış gibi” yapmayı yüzüne maske edinmiş bir kadın izledim bu bölüm ve hayran oldum. Sadece bir iki bakışla, sadece bir iki dudak kıvrımıyla verilen kırgınlık bence oyunculuğun en rafine hâliydi.

Defne YalınYalın’ın ortaya koyduğu çok net argümanlarda nasıl kaçacağını bilemediği ve köşeye sıkıştığı yerlerde kirpiklerini eğip gözlerini perdelemesi, sadece ellerinden okunan “ne diyeyim ki ben şimdi?” çaresizliği ve hele hele evlenme teklifi aldığı anda yüzünün aydınlanması beni benden aldı, hele o sahnede çekim ustalığıyla birleşen oyuncu başarısı gerçekten çok etkileyiciydi.

“Ben senden vazgeçemeyeceğime karar verdim” diyen kör kütük âşık olduğu adama “Ben senden vazgeçtim” diyebilme yiğitliğini gösterirkenki duruş, ağzından çıkana kendi gözlerinin bile inanmayışı… Daha ne söyleyeyim ki Açelya Topaloğlu gerçekten döne döne izleyeceğim sahnelere imza atmışsın. Bütün yüreğimle kutluyor ve bütün yüreğimle “Bravo!” diyorum.

CAN YAMAN: Oğuz Atay, “Tehlikeli Oyunlar”ın bir yerinde “Gözlerin çok ses çıkarıyor!” der. Bu gece “Ben senden vazgeçemeyeceğime karar verdim, Defne” dediği sahnede birden bire beynimde bu cümle yankılandı. Evet, gözlerin çok ses çıkarıyor Can Yaman!

Repliklerin sadece sözcük olmadığını yani sadece ağızdan dökülen ses yığınlarından ibaret kalmadığını ben senin oyunculuğunda izliyorum her seferinde. Her kelimenin, her cümlenin ruhuna uyan bakışı, kim bilir, ne emekle bulup çıkarıyor ve sesine ortak ediyorsun bilmiyorum ama inan bana çok yakışıyor.

Yalın ArasEn sıradan, en ufak sahnede bile “Bu da böyle oluversin, napalım?” demeden belki kendi içinde milyon kez o sahneyi evirip çevirip doğruyu yakalamak, üstelik bunu abartıdan uzak, öylesine oluvermiş gibi sunmak; oyunculuğu geçtim karakterdeki mükemmeliyetçiliğin yansımasıdır.

Her bölüm yakaladığım ufacık dYalın Arasetaylardaki yoğun çaba benim izleyici bakışımı da değiştirdi, maalesef. Maalesef diyorum çünkü Can Yaman oyunculuğunu izledikten sonra bir başka oyuncuyu aynı keyifle izleyemez hâle geliyorum giderek.

Umarım hep kendini aşan, özenli, doğru oyunculuğunu yıllarca izlemek nasip olur.

Bütün ekibe emeğinize sağlık diyorum, bütün yüreğimle… İnanın bana, o emeğin her zerresine değiyor ve yorgunluğunuz bizlerde hep takdir uyandırıyor. İyi ki varsınız!

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.