YAZAR: Şeyma BULUT

Supernatural’e geçtiğimiz sezon Dean’in ölen Sam’i hayata geri döndürmek için şeytanla anlaşma yapması ve bir yıl sonra öleceğini Sam’e anlattığı sahneyle veda etmiştik.Dizinin ikinci sezonu oldukça renkli bir temada geçerken bu sezon, konusu itibariyle daha karanlık, daha mistik başladı. Başlamadan önce birçok teori üretilen ve tüm teorilerin havada asılı kaldığı bir sezon oldu. Zaten ilerleyişi tahmine çok da açık olmayan dizi on altı bölüm boyunca bizi bir sırdan alıp öbür sırra götürdü. Dean ölecek mi? Sam ve Lilith arasındaki bağlantı ne? Neden şeytanlar Sam’i bu kadar çok istiyorlar? Neden Dean’in ölmesi Azazel’in yaptığı korkunç plan için gerekli? Ve Dean ölürse onsuz nasıl devam edilecek? Tüm bu sorularla başladık üçüncü sezona. Ancak size bir sır vereyim mi? Supernatural’de en az önemsemeniz gereken konu sanırım ölümdür. Biri öldü mü ? Korkmayın, bir gün mutlaka geri dönmenin bir yolunu bulacaktır. Supernatural üçüncü sezonunu bu kısa cümlelerle anlatabiliriz aslında. Ölüm bir son mu? Kesinlikle değil. Peki ölümün sonunda gideceğiniz yer cehennemse ne yapardınız ? Yani bu bir metafor değil. Gerçekten cehenneme gideceğiniz bir yıl öncesinden kesinse, siz ne yapardınız? Ölümden kaçmak için türlü türlü yolları denemez miydiniz? Diyelim ki mecbursunuz. Peki çok sevdiğiniz kardeşiniz sizin için bunu göze almışsa ne yapacaksınız? Tabii ki yolun sonu gelmeden var gücünüzle onu kurtarmak için savaşacaksınız. Sam’in gücü buna yetecek mi bunu izlediğinizde anlayacaksınız ancak şu kadarını söyleyebilirim, Supernatural’le ilgili yapılan anketlerde üçüncü sezonun finali en etkileyici “ikinci sezon finali” seçilmiştir . Dean babasının yıllarca ona yüklediği misyonla kardeşini hayatta tutmak için bir karar verdi ve bu aldığı kararla cehenneme tek yönlü bir bilet satın almış oldu. Dizinin bu sezonu Sam’in abisini kurtarmak için  verdiği amansız mücadele ve kardeşlerin Lilith isimli şeytanı durdurmak için ölümüne giriştikleri bir savaşla geçti.

Supernatural ‘in dönüm noktası bu sezondu diyebiliriz. Artık dizide hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Şimdi, Sam ve Dean cehennem kapısının açılmasıyla yükselen Lilith’i durdurmaya çalışırken bir yandan da Dean’in cehenneme gitmesini engellemeye çalışıyorlar. Peki Lilith kim?  Azazel’ın – sarı gözlü şeytan – yaptığı planda çok büyük bir önemi var Lilith’in çünkü Azazel’ın iletişim kurduğu gizemli varlık büyük planın Lilith olmadan gerçekleşemeyeceğini söyledi. Böylelikle Lilith’in özgür kalması için geçen sezon finalinde cehennemin kapısı açılmıştı. Azazel’in planı için Sam ve Lilith kilit bir noktada. Bu planı tüm ayrıntılarıyla maalesef ki uzun bir süre öğrenemiyoruz.

Lilith dizi tarihinin en iyi yaratılan kötü karakterlerinden bir tanesi. Daha önceki yazılarımda da uzun uzun bahsettiğim gibi bu dizide hiçbir karakter boş yaratılmıyor. Hepsinin bir çıkış noktası ve kaynağı var. Kaynağı olmayan yeni oluşumlar için ise o temel, bizzat ekip tarafından yaratılıyor. Fantastik dizilerin en önemli noktası budur zaten. Gerçek olmayan bir evren yaratıyorsanız orada anlattığınız bir çakıl taşının bile temelini, o evrendeki yerini en ince ayrıntısına kadar planlamanız gerekir. Supernatural evreninde şahit olduğunuz her bir karakterin bir şekilde gizemli ve etkileyici bir temeli var. Sam ve Dean’le başlayıp en gereksiz ayrıntıya kadar bu böyle. Lilith’e dönecek olursak onun da anlatılış tarzı oldukça etkileyiciydi. Lilith din tarihi ile ilgilenenlerin oldukça aşina olduğu bir isim. Kökeni Hıristiyanların kutsal kitabı olan İncil’den geliyor. İncil’de Lilith Hz. Adem’in ilk eşidir. O da Hz. Adem gibi topraktan yaratılmıştır. Havva ise onun kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Bu sebeple Lilith Hıristiyanların inancına göre Hz. Adem’le eşittir. Adem’e boyun eğmeyince dünyaya kaçar, dünyada Samael isimli şeytanla çiftleşerek cinleri doğurur ve cehenneme gönderilir. Lilith, Ortodoks inancına göre feminizmin de çıkış noktasıdır. Supernatural’in marjinal senaristi bu ikon hâline gelmiş kadını diziye harika bir kıvraklıkla monte etmiş. Lilith yaratılan ilk şeytan ve Lucifer’ın ruhunu ele geçirerek şeytana dönüştürdüğü ilk kız çocuğu. Dizide bir kadın olarak değil kız çocuğu olarak tasvir ediliyor. Lilith dizi tarihinin en acımasız şeytanlarından bir tanesi. Daima küçük bir kız çocuğu olarak gördüğümüz karakter, bebek kanlarıyla besleniyor; büyük plan doğrultusunda amaçlarını yolundan sapmadan ve en acımasız şekilde gerçekleştirmek için hareket ediyor.  Lilith en güçlü şeytanlardan biri olmasına rağmen bu güçleri Sam’in üzerinde hiçbir işe yaramıyor. Çünkü Sam ve Lilith eşitler. Her ne kadar biri şeytan biri insan olsa da bana göre aynı mayadan ikisi de.  Sam’in Azazel planı doğrultusunda bir orduya komuta etmesi gerektiği bilgisi verilmişti. Sonradan cadıları yöneten bir şeytan ise Sam’i değil Lilith’i seçtiğini söylemişti. Yani bu ikisi bir şekilde cehennemin amaçları doğrultusunda bir noktaya doğru sürükleniyorlar. Bu sebeple aynı Hz. Adem ve Lilith mitinde olduğu gibi burada da Sam ve Lilith’in eşdeğer olduklarını ve birbirlerini nötrlediklerini düşünüyorum. Sezonu izleyip de farklı fikirleri olanlar varsa da yorumlara bekliyorum.

Supernatural’ın bu sezonu sadece on altı bölüm sürmüştür ve dizinin en kısa dönemidir.  Esas konuya köprü vazifesi görmekte ve öncekilere kıyasla daha karanlık bir havada geçmektedir.

Klasik, alışagelmiş hikâyelerle başladı, aslında. Kardeşler esas sorunlarını unutmadan insanlara yardım etmeyi amaç edindikleri için yeniden yollara düştüler. Pandora’nın kutusundaki yedi günahı temsil eden yedi şeytanla karşılaştılar. Cehennem kapısının açılmasıyla dünyaya gelen tarihin en eski şeytanları dünyada terör estirmeye başladılar. Diğer şeytanların aksine şehvet, kibir, oburluk gibi isimleri olan bu şeytanlar sadece konuşarak bile insanları etkileri altına alabiliyorlar. Dizide bununla ünlü Pandora’nın Kutusu mitine de atıfta bulunuluyor. Mısırlıların inancına göre bu kutu açıldığında yedi günah serbest kalacak ve dünyanın sonunu getirecektir. Dizimizde ise Pandora’nın Kutusu cehennem kapısıyla metaforlaştırılmış ve şeytanlar da oradaki yedi günahı temsil ediyorlar. Bu, izlerken benim oldukça hoşuma giden bir ayrıntıydı. Ayrıca  yine mitler ve efsanelerden esinlenilerek tanıtılan yaratıklar da vardı.Önce cehennem köpeklerini yakından tanıdık. Cehennem köpekleri, mitolojide bir çok versiyonda çıkar karşımıza. Eski Antik Yunan’da Hades’in sadık bekçileridir. İslamiyette Hz. Muhammed’in vefatından sonra ortaya çıkan sapkın gruplara da birkaç eserde bu isim verilmiştir. Birçok eski uygarlıkta ölümü ve felaketleri simgeler bu büyük, siyah köpekler. Hatta İngiltere’de “Ecel” adı verilen bu köpeği görenlerin öleceğine inanılır. Bir ölüm alametidir. Supernatural’da ise tüm bu efsaneler birleştirilerek değişik bir kombin ortaya çıkarılmış. Cehennem köpeklerini tıpkı İngilizlerin efsanesinde olduğu gibi sadece ölecek olanlar görebiliyor, tıpkı Hades’in bekçileri gibi yer altında doğuyorlar ve lanetlenmiş ruhları cehenneme götürüyorlar. Cehennem köpeklerinin yanı sıra Changeling, Crocotta ve Doktor Benton gibi mitolojilerde rastlayamayacağınız tamamen kurgu ekibinin yaratıcılıkları sayesinde ortaya çıkan varlıkları da tanıdık. Bunlardan bazılarını ilerleyen sezonlarda gördük, bazıları ise sadece tek bölüm için yaratılmış diğer dizilerde benzerlerine dahi rastlanmayan yaratıklardı. Supernatural senaryo ekibinden Jeremy Carver, San Diego Comic Con’da orijinal yaratıkları nasıl buldukları sorulduğunda bazı karakterleri oluşturmanın aylar sürdüğünden bahsederek ekibin senaryo çalışmalarını nasıl ciddiye aldığını ve dizinin bir bölümünün bile geçiş bölümü olarak tasarlanmadığını anlatmış ve şöyle demişti “Ben mistik bir cümleden bir sezon yaratabilirim.” İnanmayacaksınız ama İncil’de geçen bir cümleden gerçekten de bir sezon yarattı.  Buradan da dizinin senaryo ekibinin sadece yaratıcı olmadıklarını; mitoloji, din ve dünya tarihi, konularında nasıl donanımlı olduklarını görüyoruz. Bu da dizinin  emsallerine göre türünün en iyilerinden olmasına çok da şaşırmamamız gerektiğini gösteriyor.

Bu sezon farklı yaratıkların dışında iki yeni karakter de diziye katıldı. Bela Talbot ve Ruby. Ruby biraz değişik bir karakter. Ruby bir şeytan. Dean ondan pek haz etmese de bir süre sonra Sam’in güvenini kazanmayı başarıyor. Çocuklara Lilith ile olan mücadelelerinde yardım eden Ruby, onlara şeytanları doğrudan öldürebilecekleri silahları da bizzat kendisi veriyor. Bobby’nin  yeniden colt yapmasına yardım ederken Sam ve Dean’e çok özel bir bıçak verdi. İki sezon boyunca iki farklı karakter adı altında gördüğümüz Ruby’e üçüncü sezonda fantastik temalı dizilerin vazgeçilmez oyuncularından Katie Cassidy hayat verdi. İki oyuncunun da kendi tarzıyla oldukça başarılı bir şekilde canlandırdıkları karakter, dizinin temel aldığı kurguda da çok önemli bir yere sahip. Bu sezonda sebep -i varlığını pek anlayamasak da dördüncü sezon finalinde Ruby’nin Sam’in yanında olma nedenini öğreneceğiz. Bu karakteri bir sonraki sezonda ise Genevive Padalecki canlandıracak.  İki sezonluk hikâyesiyle dizide önemli bir yere sahip olan Ruby sizi bazen eğlendirirken bazen de fazlasıyla sinirlendirecek.

Bu sezonun diğer sevilen karakteri ise Bela Talbot. Bela İngiliz bir hırsız. Avcılığın tüm inceliklerini bilmesine rağmen bu yolda ilerlemeyen, bunu kâra dönüştürmeyi başaran biri. Birçok olayda Sam ve Dean ile karşı karşıya gelen Bela, Supernatural izleyicileri tarafından oldukça sevilmişti. Etkileyici İngiliz aksanı ve güzel yüzünün ardında bir şeytan barındırmasıyla kardeşlerin başına birden fazla olayda bela oldu. Özellikle dikbaşlı ve havalı tavırlarıyla Dean ile devamlı karşı karşıya kalan Bela’ya maalesef sezon sonlarına doğru veda ediyoruz. Dizide bir daha da ortaya çıkmıyor.

Ayrıca bu sezonda Lisa ve Ben’le tanışıyoruz. Lisa, Dean’in eski sevgilisi, Ben de onun oğlu. Ben, karakter olarak Dean’e oldukça fazla benziyor. Dean gibi kızlara fazlasıyla düşkün, klasik rock dinlemeye bayılıyor ve esprili. Dizinin hayranları tarafından uzun süre Dean’in oğlu olarak kabul edilen Ben, ilk etapta böyle düşünülse de sonrasında Erik Kripke tarafından kurguyu bozacağı düşünülerek bu fikirden vazgeçilmiştir. İlerleyen sezonlarda da kısa süreli de olsa görünen bu karakterler, dizinin altıncı sezonundan sonra bir daha hiç görülmediler.

Dizimizin üçüncü sezonu aslında bir sonrakinde başlayacak olan asıl hikâyeye bir köprü görevi görüyor. Yazının başında sorduğumuz soruların birçoğunun askıda kaldığı, Sam ve Dean’in büyük plan doğrultusunda verecekleri büyük sınavlar öncesinde bazı gerçeklerle yüzleştikleri bir sezondu. Kardeşlerin bu noktaya gelmelerinin temelinin anlatılacağı dört ve beşinci sezonlardan önce seyirciye bir fragman gibi hazırlanmıştı: “Karanlık geliyor, gardınızı alın.” Bu sözü ben söylemedim. Sezon finalinin yayınlanmasının ardından dizinin yaratıcısı Erik Kripke söyledi. Dediği gibi de geldi. Nefessiz izleyeceğimiz bir hikâyeye biraz hazırlandık. Sam ve Dean’i son kez hayat enerjisiyle izledik çünkü büyük savaş öncesinde Sam ve Dean’in tek sınavı etraflarında dolaşan safi kötülük olmayacak. Geçmişleriyle de yüzleşmek zorunda kalacaklar. İlk bakıldığında doğru gibi görünen şeylerin aslında doğru olmadığını ve kaderlerinden asla kaçamayacaklarını öğrenecekler ve de kadere baş kaldırmaları gerektiğini. Tabii ki de devamı dördüncü sezon yazımızda sizlerle olacak. Dizimizin sevenleri tarafından tartışmasız en iyi sezonları kabul edilen dört ve beşinci sezonlara gelmiş bulunuyoruz. Diziyi izledikçe hem çok şaşıracak hem de bağlanacaksınız. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere, sevgiyle kalın.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.