Yazar: Janet Maryagül ÇORLU

Geçen haftayı, Züleyha’nın Demir ile geçirdiği siyah gecelere beyaz smokini içinde ay gibi doğan Yılmaz’la  göz göze geldiği anda bırakmıştık. Öldüğünü zannetiği adam tüm haşmetiyle gözlerine kenetlenmişti. Züleyha’nın gözlerinde, şaşkınlık, korku, mutluluk art arda, karmakarışık, iç içe yaşandı. Ardından da kızgınlık  geldi. Demir onu çekip de Yılmaz’dan uzaklaştırdıktan sonra, o benim kocam diye haykırdığı anda şimşek şimşek gözlerle gelen kızgınlık. Yavrusunu kollayan dişi aslan bir anda kızgın bir kaplana dönüşüp korkusuzca Demir’e nerede durduğunun, kalbinin kime ait olduğunun net mesajını verdi.

Bu sahnede Züleyha’ya öyle inandım ki, bir an da olsa iki evlilik arasında kaldığını unutmak istedim. Kısa bir süre de olsa gönlü hâkim oldu Yılmaz’ın gözlerine ve sevgiyle baktı Züleyha’sına, onun olmayan aşkına. Demir Yaman’ın karısıydı o artık, intikam alacağı ailenin bir parçası.  Demir’e karşı hiç merhamet göstermeden savaşacak ama peki Züleyha’ya aynı silahları gösterebilecek mi? Kalbi kırık bir adam Yılmaz, yaralı. Kalbi kanarken Züleyha’yı kırar, hor görür diye düşünüyorum.

Yılmaz aklında tek amaçla geldi geceye: söke söke alacağı intikam duygusuyla. Demir Bey’den alacağı intikam, Çukurova’nın beyliği etrafında dönecek. Çukurova’yı kim yönetecek? Demir rekabete alışık, gerekirse silahına gerekirse aklına güvenmiş, istediğini elde etmenin tadını almış. Güç, onun zevki olmuş ama Yılmaz, Demir’in ezberini bozacak rakip. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan adamla savaşmak, Demir için kolay olmayacak.

Yılmaz davette gayet şık, kocasının yanında mutlu görünen bir kadın gördü. Züleyha’nın onun aşkını para için sattığına öyle emin ki… Yüreği yanıyor çünkü  sevdiği kadın onu kalbinden silmiş. Görünen köy kılavuz istemez, diyor kendince. Ama Fekeli yine Yılmaz’ın sağduyusu, onun pusulası oldu, tabi eğer Yılmaz dinlemeyi, okumayı bilirse. “Hakikat yanıltıcıdır, gönlünün gördüğüne bakacaksın. Sahip çık aşkına ve sabret, vakit aşkına inama vakti!” dedi oğluna. Yılmaz, sen Fekeli’nin her sözüne sıkıca sarıl. Bu adam seni kendi canı, kanı gibi seviyor. Kendi gençliğini sende görüp aynı hataları yapmaman için çabalıyor. Kulak ver Fekeli’ye çünkü o hasta, sağlığı iyi değil ve daha ne kadar sana yol gösterebilir, bilinmez. Öksürmesi acı yediğinden değil be kuzum! Fekeli, tecrübelerinden konuşuyor. Genç Fekeli, Adnan’la Yılmaz ve Demir’inkine benzer bir çarpışma yaşamış. Silahların çekildiği, sonunda birini mezara birini de demir parmaklıkların arkasına gönderdiği yıllar süren bir çarpışma.

Acaba genç Hünkar bu çarpışmanın neresindeydi? Hünkar da iki güçlü erkek arasında mı kaldı? Yılmaz ne zaman ki Hünkar Hanım’a kötü bir laf etti, Fekeli’nin gözlerine aşk acısına benzer bir hüzün indi. Daha ne kadar saklayacaksın, gönlünün gördüğünü, Fekeli? Hünkar Hanım’ı, hastanede gördüğünde bu düğümün çözüleceğine, en azından, Fekeli ile Hünkar hakkında, bir sayfanın daha çevrileceğine inanıyorum.

Demir Bey’i her bölümde biraz daha iyi tanıyorum. O; akıllı, iyi bir eğitim almış, yenilikçi, iyi bir iş adamı olarak çıktı karşıma. Kendi istediğini elde etmeye alışık, bu yolda her şey muktedir diyen bir insan. Öfkeli, çabucak parlayan, kibirli, ben istiyorsam olacak diyen merhametsiz, BEN merkezli bir karakter. Aşkı bile, bu zihniyetle yaşıyor. “Senin için her şeyi yaparım AMA başkasına yar etmem”. O, sevdiği kadına sahip olacak yoksa… Demir, bu mesajı Züleyha’ya acıkça verdi: Ya ben, ya da ölüm. Hünkar Hanım bir nebze daha artırdı tehdidi: Ya Demir ya da hem senin hem de oğlun için ölüm. Bundan daha net bir tehdit olamaz!

Zavallı Züleyha, altın kafeste bir kuş gibi çırpınıyor, çabalıyor ama şu andaki Züleyha, Demir’e karşı koyacak durumda değil. Züleyha’nın Yılmaz ile görüşebilmek için, Demir’i seven kadın rolü oynaması da, inandırıcı olmadı. Züleyha’yı ne kendisini hareket halindeki arabadan atmak ne Demir’e, 180 derece dönüş yapıp seni seviyorum demek kurtarır. Züleyha’nın kendini yetiştirmeye ihtiyacı var. Daha akıllı, daha planlı, daha acımasız olması lazım. Çevresinde olup biteni, daha iyi gözlemleyip olayları daha iyi idrak etmesi lazım.  Bu da zaman alacak. Züleyha’nın nasıl kendini yetiştirip  güçleneceğini, saf Züleyha’nın gidip kendi ayakları üstünde, güvenle duran Züleyha’nın geleceğini her bölümde artan bir merakla bekliyorum.

Gaffur ve Saniye çifti de, bu hafta zorlu anlar yaşadılar. Ateş altında  korkudan bir yandan ağlarken bir yandan da Demir’in önlerine attığı zarfın içinde acaba ne kadar para var diye meraklandılar. Demir, Gülten’den istediğini alınca küçümser bakışlarıyla çekip gitti. Hayattaki başarılarını para ile ölçen Gaffur ve Saniye, Demirin aşağılayan bakışlarına omuz silker, işlerine hiçbir şey olmamış gibi devam ederler. Gaffur ve Saniye’nin insanlıklarından korkulur. Belki, anne/baba olduktan sonra biraz değişirler. Hâlâ, onlar için ümitliyim!

Ümitsiz olduğum bir çift varsa o da Sabahattin ve Şermin. Sonunda, Sabahattin cesaretini toplayıp boşanma işlemlerine başladı. Şermin’e, ‘İnsan bulsam severim ama yok ki!’ dediğinde çok hak verdim. Şermin insan değil insan kılığında, kalbi simsiyah olan bir mahluk. Zavallı, Sabahattin, nasıl oldu da sen bu kadınla evlendin? Senin gibi yumuşak başlı, sakin bir adam böyle bir karanlığa nasıl evet dedi? Sabahattin’in daha anlatacak hikâyeleri var gibi gözüküyor. Züleyha’ya, abilik yapan Sabahattin, Yamanlar için, ‘Bunların acıması yoktur.’ dedi. Çeken bilir, Züleyha; Sabahattin’i iyi dinle.

Bu hafta, beni en etkileyen sahne, Fekeli’nin Yılmaz’a kızdığı sahne oldu. Yılmaz babasının akıllı olacaksın; intikamını uhuletle ve suhuletle alacaksın öğütlerini, Züleyha’yla konuşmak uğruna kulak arkası edince gelişen olaylar, bizi hastanede ezdiği çocuğun başında uyuyakalmış Yılmaz’a getirdi. Fekeli, Yılmaz’ın şakağına silahını dayadığında yine babalığını yaptı. Oğluna her zaman dikkatli olması gerektiğini önce söyledi sonra da bir güzel bağırdı ona. Bağırdı çünkü bir evladını daha kara toprağa vermek istemeyen bir babaydı o.”Düşünmeden hareket etme demedin mi, aklını kullanacaksın demedin mi?”

Saf Züleyha, Gülten aracılığıyla, Yılmaz’a buluşma notu gönderdi. Bu notun da Demir’in eline geçmesi, bizi bölümün son sahnesine taşıdı. Bir tarafta, “Züleyha benim ilelebet karım!” diyen Yılmaz, öteki tarafta susmayı tercih eden Demir… Silahlar çekildi, bunu bekliyordum. Yılmaz, Demir’e “Çocuğunu büyütene kadar seni öldürmeyeceğim eğer benim hayatıma kast etmezsen…” mesajını verdi. Bunu da bekliyordum ama Yılmaz’ın, sırtını dönüp gitme saflığını göstereceğini beklemiyordum. Demir fırsatçı, hayatını bağışlayan adamı sırtından vuracak kadar da aşağılık. Hünkar Hanım’ın aniden gelmesi, silahların patlamasına vesile oldu. Yılmaz, Demir’e ateş ediyorum diye Hünkar Hanım’ı vurdu, Demir de Yılmaz’ı. Önümüzdeki hafta, hastaneyiz!

 

Kamera önünde ve arkasında emeği geçen herkese candan teşekkürler.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.