Yazar: Şeyma BULUT

“Adını bir daha anmayacağıma Nasuh tövbesi olsun mu? Olsun!” Bir sevdalıya daha ağır bir cümle söylenebilir mi? Bir adam, âşık olduğu kadından daha ağır ne duyabilirdi ki? Sancar ve Nare yeniden keskin bir yol ayrımındalar. Bu sefer kapılar yüzüne kapanan, Sancar Efe oldu.

Bu hafta ekran karşısından kalkarken aklımda pek çok düşünce ve kalbimde birçok duygu vardı. Bir sevda daha kaç defa sınanabilir? Kaç acıyı sırtlanabilir? İçinde bulundukları durumu açıklayacak kelimeleri seçerken bile zorlanıyorum. Nare için ayrı, Sancar için ayrı bir cehennem oldu bu sevda. Yandılar, kül oldular. Tam söndüler, en azından önlerine bakacaklar derken ateş yeniden harlandı ve yeniden ilk günkü gibi yakmaya başladı onları. Bu seferki sınav çok daha çetin, çok daha zor. Atlatabilirler mi? Bilemiyorum.

Nare, son sekiz senesini Sancar’ı affetmeyeceğini kendine tekrar ederek ayakta kalan yaralı bir kadın. Ancak her şeye rağmen, yaşadığı onca acıya rağmen affetmek istiyordu kalbi. “Seni affetmek için kendime bahaneler arıyordum” derken imkânsız diye bir şeyin olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Menekşe’nin bebek beklediğini öğrenmesiyle o içinde kalan son umudunu da kaybetti. Ne olursa olsun adını anmaktan geri durmadığı aşkının ismini silmeye yemin etti. Tıpkı bir zamanlar Sancar’ın ettiği gibi.

Acı, hayal kırıklığı Nare için bilinmedik duygular değil. Daha önce de yaşadı. O bir şekilde acıyı kaldırabiliyor. Zira neredeyse tüm hayatı böyle geçmiş. O zaman onu Sancar’ı hayatından çıkarma noktasına getiren ne? Menekşe’nin eve dönmesi onu etkilemedi. “Evine git Sancar!” dedi. Zor da olsa bu evliliği kabul etti Nare. Zaten istemeseydi engeller ve nikâhtan önce giderdi eve. Her ne kadar kalbi affetmek için bahaneler arasa da Nare kalbinin sesiyle hareket eden bir kadın değil. Mantıklı yanı ise affetmeyeceğini net bir şekilde belli ediyor. Nare, Sancar’ı ölümden döndürmek için bile affederim seni, benimle kal demedi yani derdi başka. Şöyle düşünelim. Sancar ona meseleyi söyleyince Nare’nin kulaklarında çınlayan cümleler: “Öldürdün beni! Beni kiminle aldattıysan ona git! Menekşe hamile!” Şimdi bu üç cümle yan yana konunca bir mantığı yok. Bense şöyle düşünüyorum: Sancar Nare’yi ne kadar hırpalasa da ona yazık da etse kızı için varlığını kabul etti Nare. Melek babasız büyümesin diye, canı ne kadar yanarsa yansın, kızıyla kurduğu dünyaya onu dahil etti. Şimdi Nare konusunda çok emin değilim ama  şunu söyleyebilirim. Nare, Sancar’dan kendisine dair hiçbir şey istemiyordu. Evin kirasını ödemesini bile kabul etmedi. Yani karısının ona dönmesi pek de bir şey değiştirmezdi. Affetmek, birlikte olmak zaten söz konusu değil. Bebeği öğrenmesiyle ipleri kopardı. Net konuşamam ama kızı için yaşayan bir anne, tüm köprüleri yakıyorsa sebep aynıdır. Haklı mıyım, değil miyim zaman gösterecek ancak emin olduğum tek bir şey var: O da Menekşe’nin bebeği meselesi öyle kolayca kapanacağa benzemiyor.

Menekşe bu haftaya kadar hikâyenin kaybedeni gibi görünüyordu. Son yaptığıyla da Sancar onu söküp atmıştı hayatından. Ta ki bebek beklediği ortaya çıkana kadar. Şimdi tüm güç ona geçti. Sefirin Kızı’nda beni en zorlayan karakterlerden biri kendisi. Zira çok rahat çizgimden çıkabilirim. Ancaaak bazı konularda da haklı Menekşe. Yaptıklarını asla hoş görmüyorum. Melek’e yaptıkları, Nare’ye kurduğu tuzaklarla iyice irrite olmuştum kendisine. Şimdi sesli düşünüyorum. Menekşe, Sancar’la evlenen kadın. Onun karısı. “Ben bu sevdayla nasıl başa çıkacağım, Efem” dediğinde, Sancar ona, onu seçtiğini söyledi. Bu kadın geçmişi, yaşananları bilmiyor. Yaptığını hoş görmesem de onu anlıyorum. Yani hangi kadın kocasının eski sevgilisiyle gece gündüz uğraşmasını, yanına bile uğramayıp onu görmezden gelmesini kabullenebilir ki? Yanlış anlaşılmak istemem. Bu demek değil ki Menekşe haklı. Yaptıklarının izahı yok. Bahanesi de. Ama nasıl ki bir zamanlar Sancar’ın sevdasından yaptıklarını hoş görmesem de anladım, onu da anlıyorum. Ehh pek tabii ki bu kadar görmezden gelinen biri gücü eline geçirince de içindeki hırsı ortaya çıktı. Şimdilik karnındaki bebeği sayesinde Efe Konağı’nın prensesi olarak yaşamaya devam edecek. Esecek, gürleyecek ve riskli gebeliği yüzünden herkes ona tamam diyecek. Ha bebek doğduktan sonra ne olur, onu da birlikte göreceğiz.

Menekşe’nin durumu Sancar’ı yıktı. Daha Nare’ye söyleyemeden un ufak oldu bu gerçeğin altında. Önce mesele Nare sandım ve Nare’nin vereceği tepkiden korktuğu için yıkıldığını düşündüm. Ancak sonra Sancar’ın Melek’in babası olduğunu öğrendiği zaman aklıma geldi. Sancar bir ikilemde kalmış gibi görünüyor. Bir yanı bebeğini istiyor. Onun için korkuyor ki Kavruk’la olan konuşması buna delaletti. Diğer yanı da istemiyor. Bebeğini ne kadar önemsese de annesini de bir o kadar önemsemiyor. İstememe sebebi de burada bence ama Sancar o konuda da kararından dönmüş değil. Zira Kavruk ona sorduğunda Menekşe’nin üzülmesinin riskli olduğunu söyledi. Elbette ilelebet gebe kalmayacak bu kadın. Sancar ne yapacak bunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz ancak asıl şoku ona Nare yaşattı. Nare’nin bebeği öğrenmesiyle onu hayatından tamamen söküp atması beklemediği bir şeydi. Açıkçası bu noktadan sonra Sancar, Nare ve Melek ilişkisine ne olacak tahayyül edemiyorum. Tam bir bıçak sırtı durumu var zira.

Diğer yandan Gediz, beni duygudan duyguya sürüklemeye devam ediyor. Bir an tereddüde düştüm aslında. Gerçekten de Nare ikinci plana mı geçti dedim. Zira Akın’a ve Müge’ye söylediklerinden çok rahat bu anlam çıkıyordu. Fakaaat aşk zamanla geçen bir şey değil. Öyle ha deyince söküp atamazsın kalbinden ki o da atamadı. Evet Sancar var olduğu sürece, Nare’ye yaklaşmayacağını söyledi. Hatta Sancar’a destek bile olup Nare’nin yerini söyledi ona. Bunları üst üste koyunca bu adam artık dostunu tercih etti diyebiliriz ancak ben demiyorum. Geçtiğimiz haftaki yazımda Gediz’in bu dostluktan geçtiğini ve artık onun için önemli olanın Nare olduğunu söylemiştim. Hâlâ da bu düşüncemin arkasındayım. Yani dostunu düşünen adam “Nare’nin ondan vazgeçmesini istiyorum.” demez değil mi? Şimdi Gediz, Sancar’a değer veriyor dediğinizi duyar gibiyim. Bence de veriyor. Ancak Nare’ye âşık ve o, Gediz için daha önemli ve yine bana kalırsa eski dostunun Nare’yi hak ettiğini de düşünmüyor. En azından bana hissettirdikleri bu. Yanılıyorsam da bunu seve seve karşılarım.

Dostlukları, sağdıçlıkları nasıl devam edecek bilmiyorum ancak yineliyorum: Kahraman tehlikesi geçene kadar umarım ki orada bir kıyamet kopmaz. Zira karşılarındaki adam ne pısırık Güven’e ne ellerini taşla ezdikleri sapığa benziyor. Kahraman, karşıdan bakınca öfkesine yenik düşebilecek biri görüntüsü çiziyor. Bana kalırsa hiç öyle değil. Geçmişte yaşananların ardından belli ki yalnız kalıp kendini işine vermiş. Bunu söylüyorum zira görünen şimdilik o.  Yalnız emin olduğum tek şey onun sağdıçlardan ölesiye nefret ettiği. Onları yenmek için de bir şeyler yapacaktır ki Gediz’in ayrılmasının ardından kendisini Akın’ın tutulduğu değirmenin civarında gördük. Böylelikle eğer amaçlarına ulaşırlarsa bu hamleyle oyunda ikinci perdenin yeni başladığını söyleyebilirim. Kahraman Güven’i yanına çekti. Şimdi sıra Akın’da!

Aslında mantıklı olan yanım Güven’in Akın’dan intikam almasını beklerdi. Normal bir insan böyle yapardı ancak söz konusu büyük elçi olunca durum değişiyor. Zira çıkarları herkesin, her şeyin üstünde. Bir işten kazançlı çıkacaksa Akın’la yeniden seve seve yan yana durabilir. Zaten Kahraman’a bunu söyleyerek bu konudaki rahatlığını da belli etti. Ve o kör olasıca parası, Akın’ı yeniden girdiği cendereden çıkaracak sanırım. Kahraman ve Güven’in paraya ihtiyacı var. Etik gibi bir kavramları yok. Akın’da da tonla para var. Eh çıkış yolu belli. Sermaye artırımı toplantısına Akın’ın paralarıyla giderlerse şartları kendi lehlerine çevirebilirler.

Kahraman bu düşüncesini hayata geçirmeyi başarırsa sağdıçlarla savaşında kendine hem yeni bir cephe açmış  hem de müttefikler kazanmış olacak. Bu muharebenin devamını da merakla bekliyor olacağım.

Tüm ekibin yüreğine sağlık. Virüs salgını sebebiyle Sefirin Kızı da diğer analiz ettiğim diziler gibi ara verdi. Yeni bölümler başladığında yeniden görüşmek üzere. Evde ve sağlıcakla kalın arkadaşlar.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.