YAZAR: Şeyma BULUT

“En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan” demiştir bir şiirinde, Can Yücel. İki insan birbirini bir şekilde anlıyorsa aralarında milyonlarca kilometre olsa da fark etmez, onlar birbirine yakındır. Ya tam tersi olursa? İşte o zaman aynı evde bile yaşasan aradaki mesafeleri bir türlü kapatamazsın. Anlaşmazlıklar arttıkça da dip dibe de olsan o uzaklığın içerisinde kaybolursun. Selin ve Demir gibi… Bu iki sersem sonunda birbirlerine açıldılar açılmasına da arada bu kadar sırla  nasıl olacak diye düşünürken olmayacağını da görmüş olduk. Onlar aynı evde yaşasalar bile maalesef o arayı bir türlü kapatamadılar. Aralarındaki saf aşk bunu sağlayabilir mi? Mevcut vaziyette oldukça zor görünüyor. Onlar birbirlerine tam anlamıyla açılıp her şeyi konuşmadıkça hep başkaları söz alacak ve ikisi daha da çıkmaza girecekler.

Demir’in de Selin’in de aslında başkalarını araya katmadan dürüst bir konuşmaya ihtiyaçları var. Tüm kartları açarak atacakları tek bir adım bile yeterli ama olmuyor, olamıyor. Selin’in arkadaşlarının kendisine verdiği zararı görmeden onları korumak için diretmesi, Demir’in sıfır empatiyle karşısındaki insanı her zaman yargılamak için hazır oluşu da bu durumu hafifletmiyor. Bu hafta ikisinin arasında haklı ve haksız ayrımı yaparken gittim, gittim; geldim. En sonunda karşıma çıkan tablo da ikisi de hem haklı hem de haksızdı.  Selin onlarca yalan söyledi, her şeyi ama her şeyi gizledi. Bu sırların altında ne kadar ezilse de sevdiğini kandıran kadın pozisyonuna düştü ve Demir’in güvenini yeniden kırdı. Ah Selin, ah. İlk yalanın ortaya çıktığında tüm cesaretinle karşısına çıkıp anlatsaydın bugün bu durumu yaşamayacaktın. Emin ol güzelim, yalan üzerine inşa edilen hiç bir mutluluk gerçek değildir. Arkadaşlarını o yalanları söyleyerek koruyorsun ya o koruduklarının umurunda bile değilsin. Öyleymiş gibi davranıyorlar fakat daha senin gözlerinde oluşan aşkın parıltısını bile görmekten aciz insanlar için tüm mutluluğunu feda ediyorsun.  Merve, zora düştüğü ilk anda senin yaptığın her şeyi tek tek anlattı Demir’e. Tek derdi kendi evliliği, kendi mutluluğuydu. Halbuki bunu sana Demir de söyledi. Hep başkalarını tercih ediyorsun , onlar için yalan söylüyorsun dedi. Belki sevdiğin insanı kaybetmekten korktuğun için bunca yalanın içinde kayboldun. Sevgi korkaklara özgü bir duygu değildir. Ben senin sevginden eminim ki bir noktada Demir de emin. Bu korkularla yaşamaya devam edersen başkalarının senin dünyanı nasıl şekillendirdiğini görürsün. O da yetmez, sevdiğine yalan söylediğini bilen biri çıkar, üstüne bin ekleyerek anlatır; sen bu durumu düzeltmediğin için de –yine korktuğun için– o, hayatının en mutlu anını yaşadığın adamın, ellerinden sabun gibi kayıp gidişini izlersin. Artık harekete geçmek zorundasın. Kendini düşüneceksin, o arkadaşların için daha da fazla kendini feda etmeyeceksin. Biraz mantığını kullanmak sana bir şey kaybettirmez. İbo dışında şu olanlarda yanında olan kim vardı? Merve ve Ayda seni bir gün içinde defalarca aradı ve evde nasılsınız diye bile sormadılar. Tek merak ettikleri aşk yasağının kalkıp kalkmadığıydı. Sen onlar için mücadele edip Demir’le baş başa kaldın ancak onlar senin nasıl olduğunu merak bile etmediler. Sen ağlarken telefonda, Merve çok rahat bir şekilde “Şimdi düşünemem, babama Bora’yı anlatacağım.” diyordu. Anlaman için daha ne olması gerekiyor gerçekten merak ediyorum.

Gelelim, Demir Erendil’e. Bu hafta uzaktan bakıldığında haklı olan oydu. Kendisine yalanlar söylenen, sırlar gizlenendi. Bunu kabul ediyorum ama maalesef o kadar basit değil Demir Efendi! Bakalım sen Selin’i nelerle suçladın? Yalan söylemesi, senden sırlar saklaması ve sürekli kaçak dövüşmesi… Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, be yiğidim? Tamam yalan söylemedin ama Selin senin hakkında yemeğini sıcak sevmen ve süte alerjin olman dışında ne biliyor? Ne anlattın hayatında olmasını istediğin kadına? Seviyorsun ama aslında en başında beri ona hiç güvenmedin. Bu da senin korkak yanın. Selin’in kaybetme korkusu kadar senin de incinmekten korktuğun ayan beyan ortada. Yineliyorum: Sevgi ve aşk korkaklara göre duygular değil. Cesaretin yoksa bu diyardan gideceksin. Hadi diyelim, geçmişinin bu karanlık yüzünün ortaya çıkmasından dolayı zaafa düşeceğini düşünüyorsun ama bu da mantığıma oturmadı. Sırf şirketi kurtarmak için tereddüt dahi etmeden Alara’ya anlattın her şeyini. Demek ki mesele bu da değil. Sen, Selin’in yetiştiği yerden, hobilerine kadar her şeyini bilirken o senin hakkında hiçbir şey bilmiyor. Bu durumda nasıl güvensin de anlatsın? Samimiyetle soruyorum, nasıl? Ben kimseye güvenmeyeyim ama karşımdaki her insan, bana koşulsuz itimat etsin diye bir anlayışın varsa kusura bakma ama bu dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir şey. Kız ağlaya ağlaya uyuduktan sonra başucuna gidip özür dilerim dedin, ama bunu ona söylemedin. Üstünden atlayıverdin. Öncesinde yaptıklarından pişman bir tavır çizip “Ben senin hayatının küçücük bir kısmıyım.” derken gerçekten algılarında sorun olduğunu düşündüm. Selin, o eve senden önce gitti tabii ki onun düzeni olacaktı. Gözünden kaçırdığınsa senin tüm acı dolu geçmişinin olduğu evin bir parçası Selin. Yani düşündüğünün tam aksine sen onun değil, o senin bir parçan şu anda. Ruhunu paramparça eden o evi sana yuva yaptı. O evin her köşesinde senin anıların varken annenle birlikte yaptığınız vazolara enstrümana kadar eve sinmişken nasıl “Benim küçük bir odam var.” diyebiliyorsun. O taştan ev sensin, seni yuva yapansa Selin. Bunu bir gün anlamanı gerçekten tüm kalbimle diliyorum.

Demir, kaçmakla suçladığı Selin gibi ilk zora düştüğünde basıp gitti. Aslında amacı sen haklısın diyecek birini bulmaktı fakat çok yanlış bir insanda aradı bunu. Vedat’a olanları anlattığında beklediğinin aksine bir tavırla karşılaştı. En başından beri Selin’i üzmemesi konusunda Demir’e demediğini bırakmayan Vedat yetmezmiş gibi bir de karşısında İbo’yu buldu. Tek fark, İbo’nun Vedat kadar alttan alıcı olmamasıydı sanırım. Çok net ifade etti kendisini: Ya sev, ya da git dedi. Net insanları severim. Öyle lafı dolandırmadı. Alttan alıcı konuşmalara da ihtiyacı yoktu o an. Özünde dedikleri: Benim arkadaşım seni seviyor, sen de seviyorsan eyvallah, ha sevmiyorsan sağdan sağdan yol al, demekti. Demir’e şimdilik bunlar fazla geliyor ve bu açıkça belli oluyor. Farkına vardığıysa Vedat’tan sonra çok iyi bir dost daha kazandığı. Zaman ilerledikçe bunu da anlayacağını düşünüyorum. Çünkü İbo, Selin konusunda nasıl Demir’in karşısında dimdik durduysa diğerlerinin karşısında da onun için öyle dimdik durdu.  Demir’in ekibe neden güvenmediğini, nasıl bu kadar sert bir adam olduğunu cümle cümle anlattı her fırsatta. Zaten kıymetlisinin yanında Burak’ı değil de Demir’i görmek istemesi de onun iyi niyetinin en büyük göstergesi. Bu dizide dostluk kelimesinin tam karşılığı kendisi bana göre,o. En başından beri âşık olduğunda da arkadaşlarıyla ilgili her konuda da en sağlam duran karakter. İbo, Demir’e bir pencere açtı bu hafta, Demir kısa süre de olsa o pencereden bakabildi Selin’e. Bu da onun adına bir gelişme tabii ki.  Anlaşılan o ki hem Vedat hem de İbo bir süre daha onun kafasına vura vura anlatacaklar gerçekleri.

Bölümün final sahnesine geldiğimizde tam anlamıyla bir şoktan çıkıp diğerine girdik. Alara, daha önce planladığı oyun için düğmeye bastı ve Demir’le Selin arasında geri dönüşü çok zor kırılmaya sebep oldu. Bu dizide şu ana kadar çözemediğim tek insan da yine kendisi. Alara neden kötü? Kötülük yapmak için kötülük yapıyor gibi bir izlenimi var. Dünyada saf kötülük ya da saf iyilik diye bir şey yoktur. Bunu en güzel Ying ve Yang öğretisi açıklar. Her kötünün içinde bir iyilik, her iyinin içinde de karanlık bir nokta vardır diye. İnsanın doğasında da vardır bu. Hikâyeye döndüğümüzde Alara’nın neden kötü olduğunu ben anlamlandıramıyorum. Evet, babasıyla geçmişinde yaşadıklarından dolayı yeniden birini kaybetmemek için Selin’e düşman kesildi. Kendince Demir’e âşık olduğu için en büyük düşmanı o. Peki ya diğerleri? Alara, son bölümlere kadar herkese kötü davranan bir karakterdi. Onu ilk tanıdığımızdaki kadının aksine hem de. O kadın çocuklar için dünyalar kuran biriyken birden karşımıza bir erkek için herkese üstünlük taslayan, sırf Paris’e gitmeleriyle o geçmişindeki baba düşmanlığını bitiren biri oluverdi.

Alara, dizi için bir çatışma unsuru olabilir fakat karakterin boşlukları yüzünden bu inandırıcılığını kaybediyor. Hâl böyle olunca da hikâyenin içindeki en zayıf halka olarak çıktı karşımıza. Biraz altı doldurularak daha güçlü bir karakter olabilseydi işte dizinin aranan kanı, diyebilirdim. Mevcut vaziyetteyse bunu demek mümkün değil ne yazık ki. Tekrar son sahneye dönecek olursak Alara’nın yaktığı fitili Merve de kendini kurtarmak için ateşleyince Demir o sinirle aşk yasağını kaldırmadığı gibi, Merve ve Bora’dan birinin şirkette ayrılmasını istediğini söyledi. Merve için zaten diyeceğimi dedim tekrar etmeyeceğim fakat Demir, sen beni bayağı sınadın bu hafta, ne yalan söyleyeyim. Alara’nın söylediklerini doğrulatmak için Merve’yi dinliyorsun ama nedense bir türlü Selin’e söz hakkı bile vermiyorsun. Sen bu kafayla gidersen askere, biraz zor alırsın teskere ama hadi hayırlısı bakalım.

Peki şimdi ne olacak? Bu masal böylece bitti mi? Bazı aşklar vardır ölümsüzdür bazılarıysa fani. Kendilerine var olmayan ülkedeki Peter ve Wendy gibi bir dünya kuranların aşkının ölümsüz olduğu düşüncesindeyim. Önce cesur olmaları gerekiyor tabi ki. Bu, kaçak dövüşerek olmaz ya da kalbinin derinliklerine inen bir soru sorulduğunda arkasını dönerek, cevaplardan kaçarak da birbirlerinin kalplerine dokunmaları pek mümkün değil. Dağıldıkları yerden yine birlikte toparlanarak kalkabilecek güçteler. Tıpkı Demir’in  dünyasının yıkıldığını düşündüğü anlarda elinde oynadığı jengayı Selin’in kapısına bırakması gibi. Bu kadar kolay aslında.Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, bunun Afrika dilinde inşa etmek demek olduğunu. Demir yıkılan umutlarını yeniden inşa ederek Selin’e doğru adım atmayı başardı. Birbirlerine nefes kadar yakınken bu uzaklığı bitirmek adına doğru bir gelişmeydi. Araya bir sürü sorun girse de aralarındaki bağın sağlam olduğu açık bir şekilde belli ediyor kendini. Anlattığım onca sorunun arasında birbirine tutundu onlar. Bir yerden daha birbirilerini yakalamayı başarırlarsa gerisi de gelecektir. Aşk, safi bir mutluluk değildir zaten. Acısını da yaşayacaksın. Aşk ve aşk acısı birbirinin içine geçmiştir, birini diğerinden ayıramazsın. O kadar güzeldir ki o duygu, acısı bile insana yaşadığını hatırlatır. Yanacaklar, kırılacaklar ve toplandıklarında daha güçlü bir şekilde yollarına devam edecekler. Tıpkı var olmayan ülkede tüm gün kötülüklerle savaşıp ardından da kovukta birbirlerine sevgiyle bakan Peter ve Wendy gibi…

Söylemeden geçmeyeyim, Her Yerde Sen‘de iki haftada bir, dikkat çekilen hayvanları sahiplenme konusunu çok seviyorum. Bunu tek bölümle bırakmayıp konunun içinde düzenli olarak ekrana taşımaları eminim ki bir noktada insanları da etkileyecektir. Hep doğa ve doğanın insanlarla olan bağı üzerinde bir şekilde durmayı başaran ekibe çok teşekkürler. Dünya tarihinin belki de doğaya, hayvanlara en fazla zarar verdiği dönemi yaşarken Her Yerde Sen ekibinin yaptığı bu farkındalık çalışmasını çok güzel buluyorum. “Doğayı, hayvanı ve ağacı sevin!” temasını dizi boyunca da izlemeye devam ederiz ki öyle de görünüyor. Bir kez daha tüm ekibe teşekkür ederiz.

Bu hafta diğer haftaların aksine biraz karışık bir bölüm izledik. Alıştığımız gibi değildi. Eğlendiriyor tabii ki ama maalesef geri kalan kısmında sorunlarımız var. Senaryodaki boşluklar her geçen gün daha da artıyor. Mesela Burak ve Ferruh, Selin’in evindeki tüm fotoğrafları çaldılar ama nedense bunun konusu bile geçmedi bir daha. Bu kız o odaya hiç mi girmiyor? Nasıl fark etmedi? Bir konudan vazgeçip diğeri açılınca da maalesef biraz karmaşaya sebep oldu. Daha önceki yanlışlıkların çözüldüğü gibi, bunların da çözülerek ayakları yere sağlam basan bir iş izleriz diye umuyorum.

Yazan, çeken, oynayan ve kamera arkasında büyük emekler harcayarak bize bu bölümü hazırlayan tüm ekibin emeğine sağlık. Yazıma Can Yücel’in bu unutulmaz dizeleriyle son veriyorum, haftaya görüşmek üzere.

En Uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne Seyyareler,
Ne yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini
anlamayan…

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

4 Comments

  1. Saly 01/09/2019

    Ellerinize sağlık Şeyma Hanım, çok güzel bir yazı olmuş. Bu hafta Demir’e fazlasıyla kızdığım bir bölüm oldu. Geçmişinin acısını Selin’den çıkarıyor. Sosyal medyada baktığım yorumlara göre insanlar Selin ile daha çok empati kurmuşlar ki başından beri Demir’in çocukluğunu geçmiş yaralarını gördüğümüz halde. Bu benim hoşuma gitti açıkçası. Çünkü Selin de kötü durumda. Kalabalık içindeki yalnızlık en zoru bana göre. Bu bölümde de gayet net şekilde anladığımız gibi Selin’in sadece İbo’su var. Ne Merve ne Ayda asla gerçek arkadaş olamazlar. Azmiye de Selin’e yardım ediyor ama bana verdiği hissiyat bunu sadece aşk için yapıyor gibi. Selin’ Demir’den daha fazla üzüldüm, zaten Demir’e kızdığım için ona olan üzüntümü görmezden geliyorum :) Selin yalan söyledi, tamam bu konuda suçlu inkar edilemez. Merve ve Bora bencilinin yaptığının cezasının da Selin’e kesilmesini anlayamıyorum. Demir daha Selin’i tanımadan ondan kendi için aynı evde yaşadıklarını şirketteki arkadaşlarından gizlemesini istedi. Demir için gizlenince suçlu olmuyor da, arkadaşları için bir şeyleri Demir’den gizleyince neden suçlu oluyor Selin? Şimdi Demir’in Selin’in bencil arkadaşlarından ne farkı var bu konuda? Demir’in Alara’ya bu kadar fırsat vermesini de kabullenmiyorum. Çok can sıkıcı bir durum olmaya başladı. Asla güven vermiyor Alara konusunda. Selin ne kadar Burak’la arasına sınır koyuyorsa Demir o kadar sınırlarını belirlemiyor. Selin’in Burak’ın hayatındaki ayrıntıları bilmesini izledik bu hafta umarım bunu Demir’de öğrenir. Bana ne çektirdiğini anlamışsındır diyen Demir bu durumu bilsin. Burak bana umut veriyor. Selin’in üzmekten yakın zamanda döneceğini düşünüyorum. Fragmandaki bakışları da bölümdeki hareketleri de bunu hissettirdi. İbo mükemmel bir arkadaş Selin ile sahnelerini izlemek büyük keyif. Selin arkadaş konusunda biraz akıllansın istiyorum kızlara tepki göstersin mesafe koysun ama bunun olmayacağını da biliyorum :) Aşık çiftlerin ayrılığını izlemeyi severim daha tutkulu sahnelerin çıktığını düşünüyorum.

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 01/09/2019

      Bu ayrıntılı ve güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim 🙏 Burak meselesine bu hafta girmeme sebebimdi bu, ne yapacağını görmek istedim. Ben de sizinle aynı şekilde düşünüyorum. Burak Selin'e kıyamayabilir. Açıkçası ben ikisine de kızdım bu hafta,ikisine de üzüldüm ama toplanır :) bende severim aşkı acısıyla izlemeyi ki çok dayanamaz onlar sanki 😄😄 Tekrardan çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için 🙏 ❤️

  2. Eda 02/09/2019

    Demir' in Selin yerine Merve' yi dinlemesi, Selin' e güvenini kaybetmesindendir. Güven duygusu insanı terkedince geri dönmesi çok zor oluyor. Dürüst olmak çok değerli ama kolay değil. Selin her sıkıştığında kolay yolu seçip yalan söyledi. Gelecekte de yalan söylemeye devam edebilir. Demir bu yüzden en istemediğimiz şeyi yaptı ve Selin' i uzaklaştırdı. Bu çifti çok seviyorum ve ayrı görmeye dayanamıyorum fakat aşmaları gereken noktalar var. Bu süreci merakla takip edeceğim. Yorumlarınızı seviyorum. Dizinin uzun süre devam etmesini diliyorum ve sizin de değerlendirmelerinizle beraber takip ederiz umarım...

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 03/09/2019

      Emeksiz yemek olmuyor maalesef, kırılıp dökülmeden de mutluluğa kavuşmaları tabi ki zor. Burada tek taraflı bakmıyorum ben ikisinin de hataları ve yanlışları var. Selin yalan söyledi ancak Demir de ona güvenmesi için hiç fırsat vermedi. Yani hem haklı hem haksız ikisi de bence, zaten aksi durumda toplanmaları daha zor olurdu. Çifti, aşklarını ve yüksek enerjilerini bende çok seviyor ve keyifle yazıyorum. Devam ettiği sürece de bu masalsı yolculukta birlikte oluruz diye düşünüyorum. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim, okuyan gözlerinize sağlık❤️