Ferit Bulut Nazlı

                                                                                                                         Yazar: Sinem ÖZCAN

Olayların hızlandığı ve gerilimin yükseldiği bir bölüm izledik, bu hafta Dolunay’da. Düğümler Asuman etrafında yoğunlaşmış ve olayların bir anlamda itici gücü o, olmuştu. Bu açıdan da izleyenlerin sabrının sınandığı bir bölüm oldu, demek haksız olmaz sanırım.Dolunay 3. Bölüm

İkinci bölümün finalinde, Bulut konusunda çaresiz kalan Ferit, en akılcı yolu seçmiş ve Nazlı’ya gelmişti. Nazlı’nın Bulut söz konusu olduğunda ona hayır demesi düşünülemez. Ferit’e ne denli kızarsa kızsın, ağır bir travma yaşayan küçük bir çocuğu bir başına bırakacak kadar sağduyudan yoksun bir kadın değil Nazlı. Nitekim, Bulut’u görene dek kabul etmeme yanlısıyken onu gördüğü andan itibaren Ferit’in tüm koşullarına itirazsız peki demeyi bildi. Bulut için ilk etapta en akıllıca ve en doğru yol seçilmiş oldu böylece.

Nazlı ne denli ince duygulu ve sağduyuluysa Asuman, onun tam zıddı; bencil, gözü yüksekte ve istediğini elde etmek adına elini kirletmekten kaçınmayan bir kız. Kendinden başka hiç kimseyi de umursadığı yok. Ablasının konumunu elbette ki fırsata çevirmek için elinden geleni ardına koymayacaktı, öyle de yaptı.Nazlı Asuman

İlk bölümden beri Asuman’ın, Nazlı’nın elini zayıflatmak için yaratılmış bir karakter olduğunu düşünüyorum. Bu kanım giderek güçleniyor. Henüz Nazlı’nın da Ferit’in de farkında olmadığı evde yaptığı hırsızlığa bu kez mağazadan elbise çalarak bir yenisini ekledi. Yakalanmış olması, hiçbir bedel ödemediği için de umrunda olmadı elbette. Demet’i tanıdığı anda da elde edebileceklerini fark edip önüne çıkan ilk fırsatı kullandı. Ne yazık ki onun bu adımı Ferit’in Bulut’u geçici de olsa kaybetmesine yol açtı.

Bütüne bakınca Asuman’ın sevilecek hiçbir yanı yok. (Zaten sevilsin diye de yaratılmamış) onun bu denli baskın ve kilit konumda olması izleyen herkesi fazlasıyla zorladı, doğal olarak. Ancak biraz yükselip olaya tepeden bakınca bunun bir gereklilik olduğu tartışmasız kabul ediliyor.Demet Hakan

Demet ve Hakan’ın velayet için Ferit’e karşı kullanabilecekleri çok iyi bir koz var. O da evli olmaları, yani Bulut’a bir aile yanında yaşama şansı sunmaları. Her ne kadar Ferit, haklı olarak, onların ideal aile olmadığını düşünse de mahkeme buna bakmaz. Ferit’in yoğun çalışma temposu ve çocuğun bakıcı (Nazlı bile olsa mahkeme için o sadece bir bakıcı) elinde büyüyecek olması gerçekten çok büyük bir dezavantaj. Bu durumda hepimizin aklında olan Ferit, Nazlı’yla anlaşmalı bir evlilik yapar, fikri var. İyi de Nazlı bunu niye kabul etsin? Tamam, Bulut’u çok seviyor; tamam, onunla olmak istiyor filan ama bunlar ikinci derece önemli. İdealleri olan, eğitimi devam eden ve her şeyden önemlisi özünde Ferit’ten hiç haz etmeyen bir kadın o. Bu durumda Nazlı’nın bir şekilde başka alternatifinin kalmaması gerek ki evliliğe hayır diyemesin. İşte, Asuman’ın bu bölüm bize çektirdiklerinin alt metninde bu var, bence. Ferit’e ve Bulut’a bu kötülüğü yapanın kendi kardeşi olduğunu anladığı zaman, Nazlı yapısında bir kadın bundan kendini sorumlu kabul eder ve yapılanı telafi etmek için de gelen teklifi kabul eder. Asuman da böylece işlevini yerine getirmiş olur.

Engin, Asuman’ın iç yüzünü ilk fark eden olacak diye düşünüyorum ve onun Ferit’i yönlendirmesiyle Asuman, Ferit tarafından kontrol altına alınır ama bu arada biz izleyiciler olarak onu her gördüğümüzde biraz daha yumruklarımızı sıkacağız, ne yazık ki.

Demet’in Bulut’a yakın olmaya çalışmasını ve velayetini almaya kalkışmasını bekliyorduk, sürpriz olmadı. Ben Demet’in samimiyetine baştan beri inanmayan gruptanım. Yeğeniyle bağ kurmaya karar vermesini bir yere kadar anlarım da Bulut’un yaşadığı ağır travmayı hiç dikkate almadan Deniz’in uyarısına rağmen ısrarcı olmasını asla bağışlamam. Amacı Bulut’a hala olmak değil, Ferit’i köşeye sıkıştırmak bana göre. Geçici velayeti almasını da çok önemsemedim açıkçası çünkü Bulut’a güveniyorum. Onlara dünyayı dar edecektir. Dayısının evinde, kendini en güvende hissettiği yerde bile anı anına uymayan psikolojisi bozuk bir çocuk; yabancı bir evde neler yapabilir, tahmin etmek güç değil, hele de o çocuk Bulut’sa…Ferit Aslan

Olay odaklı bir bölüm olduğundan karakterlerin derinine inme işi yavaşlatılmıştı ama yine de Ferit’le ilgili bir iki küçük gelişme vardı. İlki “Nazmiye”den “Nazlı”ya geçiş yaptı, bu bölüm ki onun yapısında bir adam için bu önemli bir gelişme. İkincisi Nazlı’ya salt evin çalışanı gözüyle bakmaktan vazgeçti. Onunla sohbet etmeye başladı ki bu da şu ana dek Engin dışında kimseyle sohbete kalkışmayan Ferit için dev bir adım bana kalırsa.

Ben yine de Ferit’in ailesiyle ilgili geçmişte yaşanan bir sorun olduğunu düşünüyorum. Annesiyle ilişkisi bana hâlâ sağlıklı gelmiyor. Annesini hastanede sürekli ziyarete gitmesine karşın ona karşı sıcak değil ve mesafeli. “Lütfen artık direnme, çiftliktekiler seni özledi.” sözü benim içimi fena hâlde acıttı. “Seni özledim” ya da “özledik” değil; “Çiftliktekiler özledi.” düşününce çok manalı bir ifade… Anneyi ziyaretleri bana, onu çok seven ve ihtiyaç duyan bir evlattan çok yapısında var olan “her işin gereğini yapma” tavrının sonucu gibi geliyor. Açıkçası bir anne ve evlat arasına bu mesafenin nasıl girmiş olabileceğini de fena hâlde merak ediyorum.

Deniz’in bölüm boyunca durduğu çizgiyi çok beğendim. Nazlı’ya ilgisini frenlemeyi ve önceliği Bulut’a bırakmayı bildi. Ablasıyla ilişkisinde de doğru davranıyor şu ana dek. Evet, ablayı reddetmiyor ama Ferit’e de sırtını dönmüyor. Yalnız onun duygusal iniş çıkışlarına geçen bölüm şahit olduğumuz için bu tutarlı ve doğru çizgi ne kadar sürer, kestiremiyorum. Bana kalırsa Ferit’in Nazlı’yla evlenmek zorunda kalması her ne kadar bu anlaşmalı bir evlilik de olsa Deniz’in dengesini bozacaktır. Zaten işler, asıl o zaman çatallanmaya başlayacak gibi görünüyor.Deniz

Üç bölüme birden bakınca hoş ve soft bir romantik komedi olarak başlayan dizi, giderek kendi zeminini oluşturmaya başlıyor diye düşünüyorum. Klasik zengin ve güçlü adam – fakir ama sempatik kız ilişkisinden bence sıyrıldı ve yeni bir kanala akmaya başladı. Gidişat şimdilik tahmin edilebilir olsa da Bulut’un velayeti meselesi çözüldükten ve asıl savaş başladıktan sonrası için sürprizler çıkacak gibi duruyor.

Kurguda bana en doğru gelense neden – sonuç bağlantılarının iyi kurulması. Ne çıkacağını bilseniz de “Evet, bu durum bu sonucu getirir.” düşüncesini oluşturuyor ki bu da öykünün ayaklarının sağlam oturtulmuş olduğunu gösteriyor.

Çağrı Bayrak rejisine önceki işlerinden aşinayım ancak onların sürekli izleyicisi olamamıştım. Dolunay’da hikâye anlatıcılığını sevdim. Gerek oyuncu rejilerini gerek detayları verişini ve gerekse renklerle yarattığı oyunları çok beğendim. Bu bölüm Ferit ve Nazlı’nın el sıkışmalarındaki nüans ve Hakan’la konuşan Ferit’in elindeki tenis topunun ezilişine yapılan zoom çok hoş geldi bana. Renkler demişken söylemeden geçmeyeyim: İlk bölüm Ferit’le ilgili her yerde kıyafetlerinden ev ve ofis dekorasyonuna kadar yoğun bir mavinin seçildiğini söylemiş ve bunun özellikle yapıldığını düşündüğümden söz etmiştim. Hakan FeritBu hafta ofisteki tablo çekti dikkatimi. Ferit’in masasının yanında yerde duran kırmızı ağırlıklı tablo bence çok anlamlı bir kontrast yarattı. Mavinin soğukluğuna tezat bir ateş kırmızısı, sakin ve kontrollü Ferit’in iç dünyasındaki öfke ve tutkuya götürdü beni. Üstüne üstlük Ferit’in Nazlı’ya “İnsanı içgüdüleri ve tutkuları yönetir.” cümlesini de işitince o kırmızının bize Ferit’le ilgili ipucu verdiğini düşündüm. Bakalım, bekleyip göreceğim.

Geçen hafta Necip Memili, çok iyi performanslarının geleceğinin işaretini verdi demiştim bu hafta özellikle Ferit’in ofisindeki sahnede ona bayıldım. Karşısındakini incittiğini ve kızdırdığını bilen bir adamın sadistçe keyfini çok başarıyla verdi. Mahkeme sahnesindeki o son bakışı da aynı tonda ve aynı etkideydi. Hakan ağırlık kazandıkça Necip Memili oyunculuğu da giderek kendini gösterecek.

Alihan’ı yine çok ama çok bayılarak izledim. Kendinden çok büyük bir yeteneği var ve o kadar doğal oynuyor ki zaman zaman izleyici mesafemi kaybettiriyor bana. Umarım çok uzun soluklu bir ekran yüzü olur.

Özge Gürel’i, kapı aniden açılıp da kendini Ferit’in kollarında bulduğu sahnede çok beğendim. Mimikleri, beden dili ve özellikle tonlaması harikaydı. Bulut’la sahnelerinde de onları izlemeye bayılıyorum. Nazlı’yı çok iyi anlamış bunun ötesinde de sevmiş diye düşünüyorum. Onu yorumlamasındaki sıcaklık da buradan geliyor.Nazlı Ferit

Sevgili Can… Son sahneye gelene kadar kendi kendime karar almıştım, bu hafta bakışlara değil ses tonu ve konuşmaya yoğunlaşacaktım, yorumda. Gel gör ki o final sahnesinde beni darmadağın ettiğin için karar da uçup gitti. Tek sahnede başka hiçbir yardımcı öge kullanmadan art arda, şaşkınlık, öfke, ümit ve derin bir acı sadece bakışla bu kadar iyi mi verilir? Yüzünde en küçük bir oynama olmaksızın bütün duygu değişimleri bir çift göze bu kadar mı sağlam yüklenir? Sadece ve sadece helal olsun, diyorum bütün yüreğimle…Ferit Aslan

Can Yaman, Ferit’e çok yakıştı. Çok da güzel alıp giydi onu üstüne. Ferit’in detaylarını da çok iyi yakalayıp teker teker çıkartıyor. Bu hafta dikkatimi çeken konuşma tarzı oldu. Nazlı’ya, İkbal Hanım’a ya da bir başkasına direktif verirken son derece seri konuşuyor. Adeta karşısındakini cümle bombardımanına tutuyor. Birbirinin peşi sıra sıralanan cümleleri takip etmek bile zor. Eğer birilerine emir vermiyor ve normal bir diyaloğu sürdürüyorsa tempo düşüyor. Duraklıyor, karşı tarafın söylediklerini algılamasına fırsat veriyor. Hele Bulut’la konuşurken ses tonu tamamen farklılaşıyor. Çok dikkatli, kelimeleri seçerek konuşuyormuş etkisi yaratıyor. Bütün bunların yanında Ferit’in soğukkanlılığını vurgularcasına en öfkeli anda dahi ses tonu yükselmiyor sadece buz gibi bir tını taşıyor. Oyuncunun en önemli enstrümanlarından biri sesi… Can, o enstrümanı çok iyi kullanıyor ve karaktere onunla başka bir ruh veriyor. Aklına, gayretine, emeğine ve yüreğine sağlık, Sevgili Can…

Ekran başında iki saati bana keyifle geçirten bütün ekibe teşekkürlerimle…. Emeklerinize sağlık…

 

Benzer Yazılar

Write a comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

3 Comments

  1. turist 19/07/2017

    Gel pisi pisi...?Kalemine ve yüreğine sağlık Sinemcim. ? Yine çok güzel bir yazı olmuş ve seyircinin düşüncesine, yani benimkilerine tercüman olmuşsun.? İyi ki analiz ederek yorumluyorsun, izleyenleri ferah tuttun...Dizi matematiği, işlenilmesi gereken sorunlar ve o sorunları çözecek olaylar olmalı. Nihayetinde bu anlatılan bir yolculuk, yönü en azından şuan için belli de olsa, temeli sağlam bu da ferahlatıcı. Lost veya yerli diziden misal, Eşkıya gibi farklılık içeren kurgu izlemiyoruz elbette. Bana sorarsan, aslında dizinin başında direk dram ayağı daha baskın ve sağlam kurgusu olması, salt romantik komedi olmasından iyidir. En azından yeni sezonda zorlama olmaz ve janre değişimi kış sezona dek değişiklik olsaydı, daha riskli olurdu nazarımda. Panel'in ve sabit seyircinin sabrı da bi' yere kadar olduğunu çok gördük sonuçta... Çağrı Bayraktar'ın reji dilini git gide daha çok sevmeye başladım, yeminle. İlk defa izliyorum ama çok beyendim. Oda detaycı bu bariz ki bayılıyorum. Zoom demişken; Ferit'in saatine geçen bölümde bu bölümde, verdi. "Aslında o kadar sıradan bir detay veya klasik, zoom işte" dedirten bir sahnedir diyenler olacak. Fakat bunu özellikle Ferit'in karekterinin altını çizerek kullanması Harika. Keza tenis topu gibi. Saat aslında doğal olarak zamanın sembolüdür. Sanat dallarında aslında zaman için daha abstrakt kullanılan semboller var elbette... Yani Ferit'in aşırı düzen ve kontrol takıntılı olmasının altını ince ama bir okadar zeki şekilde çiziyor. Bayıldım. Bu takıntıları aslında psikolojik sorunlu ve travma yaşamış insanlarda olur. Yani Ferit muhtemelen bir travma yaşadı, belkide çocukluğunda? Ama ailesi; Ölen babası ve annesi, sanırım özellikle Anne ve baba tarafından kaynaklanan bir sorun mevcut, hemfikiriz. Şu hali bana az biraz Franz Kafka'yı hatırlattı... Eğitimi gattar bir ebeveyn ve buna susan bir annesi etkisinde hep babasını hoşnut etmeye, ona laik olmaya ve sevgisini kazanmaya çalıştı. İnsan ilişkilerinde ve özellikle diğer cinsle sorunları vardı Franz'ın. İlk nişanlısı nişanı bozdu, ve ölene kadar son olarak Dora Diamant ile nişanlı kalmıştı... Demet'le tam olarak neler yaşandı bakalım. Acaba gerçekten onu sevdimi? Yoksa sadece aileler için sorumluluk hissi olduğundan ve o tarafa itildiğinden mi ağırdan aldı? Nihayetinde Ferit'e Nazlı gibi bir kadın; aynı hizada olan, yan yana yürümeyi bilen güçlü partner lazım orası aşikar... O bunu bildiği için de çok etkilendi zaten Nazlı'dan. Ama el firene basmış, kendinden itiyor bi de bilerek wasabi sürmek istediğim sivri dili ile laflar sokuyor. Bi ergenler gibi Nazlı'nın saçını çekmediği eksik.??? Güven sorunu da var... Birde söylemeden geçemeyeceğim Ferit bana git gide Mr.Darcy'yi hatırlatmakta. Herşeyi içinde yaşayan adam. Az konuşur bi' arkadaşı ciğerini bilir, sorunları sırtlar ve çözer. Yani bu çizgide gidecekleri için çok memnun oldum. Böyle beyin fırtınası yapıyoruz da, yolumuz belli olduğundan (en azından şimdilik) asıl merak ettiğim Ferit'in geçmişi. Bakalım... Evlilik meselesini nasıl bağlayacaklar diye feci merak etmiştim açıkcası. Nazlı sonuçta Bulut'u çok sevsede özellikle Ferit'in o terbiyesiz teklifinden sonra normal şartlarda asla kabul etmezdi, hemfikiriz. Bende izlerken çok iyi bir hamle olduğunu düşündüm. Artık minnet borcu oldu... Birde Asu'ya şimdi herkes bi gıcık'da ilerde (Deniz cephesinde) işe yarar bakarsın...? Birde Bulut israrla Ferit'e Nazlı'nın odasını göstermek istediği sahne çok hoşdu. Zoom saate doğru.?? Yani Ferit'in de Nazlı'nın özel alanını görmesi. Çakal nasılda ortalığı röntgenledi. Bi, de laf sokmasa olmaz. İltifatmı ediyor hakaret mi belli deyil. Birine benzettim.??? Birde bir detay daha çok hoşuma gitti, söylemezsem çatlarım.:D Nazlı'nın Ferit'le konuşurken ona hitap ederken "sen" ve "siz" arasında zıplamasına, bayıldım... Alihan gerçekten çok etkiliyor, izlerken bir an kurgu izlediğini unutturuyor insana... Necip Memili harbi harbi gümbür gümbür geliyor. Bende bayıldım. İzlerken İblisim Hakan dedim. Can'la olan sahneleri izlemeyi ayrı zevkli olacak. Sanırım dram bölümde en bi' seveceğim sahneler ikisini paslaşırken olacak... Ama Bulut-Nazlı-Ferit, Alihan-Özge-Can üçlüsünü özellikle daha bi lezziz izlemesi. Aile gibi olmuşlar şimdiden. Bulut Ferit'in yumuşak tarafını gösterdiği için seyirciye okadar buzdolabı gibi gözükmüyor olması çok iyi. Sanırım yakında Can şimdiye dek giydiği rolleri sallaya sallaya sollayacak. Ve her rolünde görülen evrim bu sefer evrim içinde evrim gelecek gibi geldi bana. Pek bi azimli geldi bana. Ferit'i şimdiden okadar güzel giymiş ki üzerine ve anlamış, şahane yorumluyor... Ha birde Anneme tavsiye etmiştim ya. İlk bölümün Tekrarını beraber izlerken ben sanki sunum yapıyorum elimde bi' lazer Kuman'da eksik.? "Bak, birazdan. Dikkatle izle. Çok detaycı. Birazdan gelecek. Belki sadece iki sa-ni-ye(!)...Hıh, geldi. Allahım, gördünmü? Mimiklere bak ya..." Hastane sahnesi... "Hıh, geliyor bekle. Sadece bakışla, "eye talk" ile nasıl duyguları aktarıyor, göreceksin. Allahım, şahane, dimi?!?..." Bitti bölüm. "Beyendinmi?" Kaş kalktı. "Odun gibi ya. Ayrıca neler dedi kızcağıza..." Garfiled gibi sırıttığım doğrudur. "Çok iyi demi. Bu daha ne ki, çok seveceksin." Niyahetinde diziyi beyendi Ferit'i de sevmeye başladı, bende kısa özetle kurguyu ve geleceği olasılığı anlatınca daha bi beyendi.??Emeklere sağlık gerçekten. Aramızda içimden bi ses reytinglerin çıkacağını dedi'de nazarım değmesin diye içimde tuttum. Çünkü tekrarları ve tekrarların tekrarları bile iyi izlendi. Asu konusunda dikkatli olurlarsa ve dengeyi düzgün tutarlarsa senaristler, yeni sezonda tahtı Eşkıya vs yanında Anne'nin yerine geçmeye potansiyel var, önemli olan sabit seyirci kitlesi oluşması tabi. Seyircinin psikolojisini'de hesaba kattıkları sürece, fazla sorun olmaz herhalde. Tek kaygım Asu, dediğin gibi gram sevilesi tarafı yok ve var oluşu zaten sorun çıkarmak. Dozunu bilmek gerek...

    1. Sinem ÖZCAN 19/07/2017

      Canım Ferhancımmmmm, Saat detayını atlamışım ben, sen söyleyince fark ettim. Harikasın. Atlamam da normal. Millet Asuman'a öyle bir sinir oldu ki mesaj bombardımanına tutuldum. Onları sakinleştireceğim derken detaylar kaçmış. Şimdi oturup bi daha bakıcam. Asuman sevilecek varlık değil herkes çok haklı. Ancak daha 3. bölümdeyiz ve dizinin uzun soluklu olması güçlü çatışmalarına bağlı. Asuman bu anlamda çok aktif bir karakter. Kötüsü iyi olan diziyi çok severim. gerçi dürüst olayım İlayda Akdoğan oyunculuğu o "sevilecek" kötüyü veremiyor. Ne yazıldıysa onu oynuyor. Ama hakkını yemeyeyim iyi yazılmış Asuman. İzleyeni sinir etmesi gerekiyor ve ediyor da zaten. Ben önümüzdeki bölüm bu kadar yoğun olmayacağını düşünüyorum onun. Sonuçta yapması gerekeni yaptı. İşlevi yerine geldi. Şimdi onun pislediğini temizlemesi gerekiyor ablasının ve Ferit'in. Haftaya normal çizgiye iner herkes de biraz yatışır diye umuyorum. Dolunay'ın matematiği çok doğru kurulmuş ve kritik roller sağlam ellerde. Ferit'i izleyicinin hemen benimsememesini anlıyorum zaten de öyle olmalı. Ferit sevimli bir adam değil ve verdiği mesaj zaten mesafe... Yani izleyiciye de o duyguyu veriyor. izleyici onunla hemen empati yapamaz. Bu bölüm Bulut nedeniyle biraz daha sıcaktı ama ondan bir pamuk şeker de çıkmayacak hiçbir zaman. İşlerin en düzeldiği anda bile o Nazlı ve yakın çevresi dışındaki herkese gıcık bir adam görüntüsü vermeye devam edecek diye düşünüyorum ki zaten öyle olmalı. Necip Memili benim de Can'la sahnelerini daha fazla izlemeyi istediğim bir isim. Haklısın çok başarılı performanslar izleyeceğiz o sahnelerde. Bu arada salı günü Dolunay için yüksek sezonda iyi bir gün. Yeni diziler elbette girer ama tutmuş bir dizinin sezondaki yeri farklı olur. Eşkiya çok ciddi bir rakip kabul etmek gerek ama onun kitlesi çok farklı. Dolunay Eşkiya'dan izleyici çalar mı? Büyük oranda hayır ama kendini izletecek oranı da yakalar. Öykü şimdiki gibi sağlam ilerlemeyi sürdürürse salı gecesi şansı büyük olur diye düşünüyorum.Hem EDHO'ya hem Dolunay'a ekmek çıkar salıdan. Yorum için çok teşekkür ederim. Çok iyi bak kendine. Sevgiler

      1. turist 20/07/2017

        Herşeyi nassı görcen canım benim. İnsan hali. ? Ben adı belli detay hastasıyım az bi ponçik. ? Kendim gibi detaycı görünce coşuyorum hemen... ?? Birinci ve ikinci bölümde çok dikkatimi çekti; reji direk Ferit'in saatine zoom vermesi... Bu bölüm ama daha çok tenis topu ve kırmızı tablo yazdığın gibi yoğundu, olması gerektiği gibi. Harika.? Bu arada tablet itina ile Bayraktar yazmış, ben Bayrak yazmak isterken rezillik, sanki rejinin ismini bilmiyor gibi oldu, Uluç Bay'ımı fazla zikretmekten ötürü, almış kayda, karıştı, neyse.? Daha önce yazmaya unuttum bende işte saat detayını. Kimlik açısından o detay önemli. Ferit herşeyi, hayatını planlar üzerine kurduğu için şahane detay, bayıldım...Tabi Ferit'in dışarı kurduğu mesafeler ve ördüğü duvarlar hep olacak. ?Ancak Bulut faktörü çok iyi, yoksa daha da Buz kralı gibi ve itici gelir, hele hele Nazlı'nın yanında.:)) Yeterki özünden dönmesin, soft kitty filan Allah muhafaza... Twitter'da işin zor zate, Allah sabır versin. İnsanlar baya da kaptırıyor. ? Halbuki sağlam kötü karekter olması kurgusu sağlam olmasını gösteriyor. Ne kadar kızsam Asu'ya bu faktör dizinin ömrü için çok önemli olduğundan sevindim. Bende Twitter'a sadece destek amaçlı geliyorum, yoksa sevmem bilirsin.^^ Aman destek bunu gerektirir ve insan hayatında nefret ettiği şeyleri de mecburi yapar...^^ Oyuncu konusunda haklısın, maalesef sadece yazılanı direk oynayan ve gram sempatiktik katmayan kategori'den. Reji de oyuncu koçuda da fayda etmez türden... O yüzden o iş senaristlere düşüyor aslında ya, ablası ile rekabet vs erkek konusunda özellikle kırmızı çizgi aşarak geçilirse, sorun olabilir. Nazlı çok benimsendi, doğal olarak. Kız kardeş de fazla itici geliyor... Fatoş'da mesela katlanması az bi' zor ( zengin koca manyağı kadın profillerden gına geldiğimden;)) ama Öznur Serçeler ona sempatikliğiyle doğru bir kıvama, çekilir hale getiriyor... Dolunay Eşkıya'dan pay kapamaz muhtemelen ama eski Anne izleyici ve başka biten dizilerden izleyici kapabilir hani. Yolu açık olsun da kıvamı iyi olunca izlemesi daha leziz olsun...:))