“Ben seni seçtim, Demir “diyen, kendisini Yılmaz ve Demir’in silahları arasında siper etmiş Züleyha ile açtık bu bölümü. Durumun vahimliği, Züleyha’nın kararlı, inandırıcı ve etkileyici konuşması ile sakinleşti. Vücut diliyle de tercihini gösteren, sırtı Yılmaz’a dönmüş, kelimeleriyle Demir’i etkileyen usta bir oyunculuk sergiledi Züleyha. Gözlerinin içine bakarak “Seni seviyorum Demir, sensiz kalamam.” derken Demir’in gözlerinde bir ışıltı, Yılmaz’da ise şaşkınlık ve hüzün vardı. Duyduklarının etkisiyle   paramparça oldu Yılmaz. Züleyha’nın her kelimesi içini ayrı acıttı. Züleyha, Yılmaz’a “Git artık, bizi yalnız bırak!” dediğinde ne onun gözlerinin içine bakabildi ne de gözyaşlarını tutabildi. Yılmaz; sadece akıl gözüyle görüp deliler gibi sevdiği ve tanıdığını düşündüğü kadının nasıl para pul peşinde değiştiğini anlamaya çalışıyor. Daha uzun bir süre Züleyha’yı yüreğinin gözüyle göremeyecek, çünkü Züleyha’nın buna izin vermesi hepsini tehlikeye atar. Demir, kesin ve net Züleyha’nın evi terk etmesinin, onun ölüm fermanı olacağını gösterdi. Hayatının amacı oğlunu korumak olan Züleyha için âşık Yılmaz, şu anda gerçek bir tehlike. Züleyha, yavrusunu koruyan, kollayan bir anne olarak yapması gerekenleri çok iyi biliyor; Demir’in ve Hünkâr Hanım’ın güvenlerini kazanmak, aynı zamanda Yılmaz’ı oğlundan uzak tutmak. Bunun farkında olması, Züleyha’nın devamlı ağlayan, plansız programsız hareket eden, saf kadın evresinden sıyrılıp o hep beklediğim, kendinden emin, akıllı, kurnaz, eşinin arkasında değil, eşinin yanında duran, karar veren; kadın, anne, sevgili rolüne girmeye başladığının habercisi.

Züleyha, Demir’i yavaş yavaş çözmeye, anlamaya başladı. Demir, ailesine çok düşkün, karısını el üstünde tutan, âşık bir erkek ama bu aşkın, kıskanç, öfkeli ve tehlikeli tarafları da var. Bu sinir uçlarına dokunmadan Züleyha kocasını idare edebilir. Mutlu olan koca, karısını da mutlu eder. Demir’le Züleyha arasında, aşka dayanmasa bile bir ilişki gelişeceği, bunun zamanla alışkanlığa dönüşeceği gayet belli. Evli olmanın verdiği bir ortak hayat ve alışkanlık, aşk üzerine kurulmamış olsa bile Züleyha, Demir ve Adnan’ı bir aile yapar. Züleyha da bu aileyi korur, hem de Yılmaz’ı kalbinin sıcacık bir yerinde tutarak. Bebek Adnan’a “Babanın kim olduğunu bir gün öğreneceksin!” demesi bunun bir işareti. O bir günün ne zaman geleceği öyle meçhul ki aslında. Oğlunu korumak için, belki de bu sırrı saklayan kendisi olacak. Bu sahne bana, Meryl Streep ve Clint Eastwood’un oynadığı The Bridges of Madison County (Yasak İliski – filmin konusuna haksız bir çeviri ama –) filmini hatırlattı. Bazen gerçekler bir ömür bittikten sonra ortaya çıkar, önceden çıkması zarar verebilir. Anneler çocukları için, kendilerini feda eder ve hakikatleri saklar. Züleyha’nın da yaptığı bu; çocuğu için kendi aşkını, eski Züleyha’yı feda ediyor. Ben tüm kalbimle inanıyorum ki Çukurova’nın yeni Züleyha’sı, kaybettiklerinin de farkında olarak geçmişini unutmadan çok kuvvetli bir kadın, bir anne ve bir sevgili olarak her bölümde büyüyecek. Yeni/ eski Züleyha çelişkisi, doğum günü sahneleri ile ustaca yansıtıldı; bir tarafta, saf ve âşık Züleyha; sade, basit bir doğum günü kutlamasında Yılmaz’la diğer tarafta, çok şık bir kıyafetle, zengin bir ortamda, Demir’le. Evet, Züleyha’nın hakikatleri değişti ama onun değerleri değişmedi. Yeni Züleyha, Demir’i idare edebilen, Yılmaz’ı da kalbinde saklayabilen kuvvete ve iradeye sahip.  

Bu yeni Züleyha, Hünkâr Hanım’ı endişelendiriyor. Bir kümeste iki horoz olmaz misali, Yaman Konağı da iki güçlü kadını kaldırmayabilir, özellikle ortak noktaları Demir ve Adnan olunca. Hünkâr Hanım tam bir dişi aslan. Ailesini korumak için her şeyi yapar. Bunu Şermin’le olan irtibatından da gördük. Yılmaz’la Züleyha arasındaki ilişkiyi öğrenen Şermin, Hünkâr’ı tehdit etmeye geldiğinde Hünkâr’ın kıvrak zekâsını, olabileceklerin bir adım önünde olduğunu, yaptığı blöfle anladık. Hünkâr oğlunu korumak için her şeyi yapar; hem de gözünü kırpmadan başkasına ne zarar vereceğini zerre kadar düşünmeden. Züleyha, Hünkâr kadar gaddar olamaz, bu yüzden de Yaman Konağı’nda, Züleyha’nın kendini kollaması gereken kişinin aslında Hünkâr Hanım olduğunu düşünüyorum. Züleyha, Demir’in gözlerini büyülese bile, Hünkâr Hanım hep Züleyha’yı gözetleyecek çünkü o, Züleyha’nın yazacağı kitabı zaten okumuş birisi; saf kızın, güçlü kadına dönüşme hikâyesi. Züleyha’nın işi bu bakımdan gayet zor. Gelin/kayınvalide ilişkisinden çok daha çetrefilli, iki alfa kadının çarpışmalarını merakla bekliyorum.

Ana/oğul çekirdek Yaman ailesine eklenen eş ve torun, ana/oğul ilişkisini doğal olarak etkiledi ama aslında, Yaman ailesini derinden sarsacak olay, bu evlilik değil eski defterlerin açılması; Fekeli’nin deyişiyle hakikatlerin yeniden yazılması olacak. Bugüne kadar Fekeli’nin kalleşce, silahsız Adnan’ı öldürdüğüne inanmış Hünkâr ve oğlunu da böyle yetiştirmiş. Adnan’ın Fekeli tarafından öldürülmesi olayını yavaş yavaş açıyor senaristlerimiz. Bildiklerimizi toparlarsak Fekeli, Adnan ve Hünkâr birbirlerini gençliklerinden beri tanıyorlar. Fekeli ile Hünkâr arasında bir aşk yaşanmış ama Hünkâr, Adnan ile evlenmiş. Fekeli ve Adnan arasında işle ilgili sorunlar çıkmış. Fekeli, bir ar meselesi olduğundan bahsetti, bunun detaylarını bilmiyoruz ama Fekeli’nin Adnan’ı, Adnan’ın yarattığı sebeplerden dolayı belki de sadece kendini korumak için öldürdüğüne dair düğümler atıldı. Ayrıca, Haminne’nin Adnan’la Fekeli arasında yaşananlara tanık olduğunu da öğrendik. Haminne bizlere umulmadık bir ipucu verebilir.  Sonuç olarak, Hünkâr ‘ın kocasının ölümü hakkında bildikleri bütünüyle yeniden yazılacak.

Fekeli, geçen bölümde “hakikatleri yazmaya geldim.” dedi. Her zaman uhuletle ve suhuletle hareket eden Fekeli’nin çaresizliğini gördük bu bölümde.  Yılmaz’ın tüm aramalara rağmen bulunamaması, Fekeli’nin paldır küldür Yaman Konağı’nı basmasıyla sonuçlandı. O kontrollü Fekeli gitmiş, gözü kara bir adam gelmiş ve evladını arıyor. Kızgın Fekeli’nin, Demir’le karşılaşması, eski defterleri yeniden açtı. Fekeli, Adnan’ı kalleşce öldürmediğini, Demir’in mazisine daha dikkatli bakması gerektiğini söyledi. Demir bunların ne kadarını idrak etti bilemiyorum ama onun içini bulandırdığından eminim. Öfke ile yola çıkmış Fekeli, hatalı olduğunu anlayınca Hünkâr Hanım’dan özür diledi. Fekeli, büyüklüğün hataları anlayıp özür dileyip bir daha yapmamak olduğunu biliyor. Bu büyüklüğü, Hünkâr Hanım ve Demir’den beklemesem de hem Yılmaz’ın hem Fekeli’nin bundan sonra yollarına daha sakin ve dikkatli devam edeceklerine, ilişkilerini de aynı ilkelerle şekillendireceklerine inanıyorum. Bu süreç, biz seyirciler için de keyifli ve uzun bir hikâye demek. Kelimelerin, gücünü ve gizemini bilen senaristlerimizin kalemlerine sağlık.

Son olarak da Yılmaz ve Demir rekabetine değinmek istiyorum. Yılmaz, kararlı adımlarla, önce huğda, sonra fabrikada isçim mutluysa daha iyi çalışır vizyonuyla yeni patron modelini Adana iş dünyasına tanıttı. Modern makineler, sağlıklı ve güvenli iş ortamı, daha fazla üretim, daha büyük kazanç demek. Sanayileşmenin ilk adımlarını da Yılmaz attı. Demir de sanayileşme çabasında ama onun işçisini, Yılmaz gibi koruyup kollayacağını düşünmüyorum. Yılmaz ve Demir iş dünyasında çarpışacaklar hem de her fırsatta birbirlerini ezme isteğiyle. Adana Sanayi Odası Başkanlığına ikisinin de aday olması, buna bir örnek. Hem maddi hem manevi kazançlar için çarpışıp alınan topraklar, kurulan fabrikalar “yeni” Çukurova’nın “yeni” ağasını belirleyecek.

Tüm ekibin emeklerine sağlık! Haftaya görüşmek dileğiyle.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.