Yazar:Şeyma BULUT

Geçtiğimiz hafta bölümü, Kadir’in annesinin Veli’nin yanına gelmesiyle bitirmiştik. Geçen bölümde Kadir’in Veli’nin elinden Aylin’i almasıyla bu oyunun kazananı olduğunu sanırken aslında birden bu oyunu, Kadir’in yıllar önce haberi dahi olmadan kaybettiği gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Veli ve Kadir’in annesi arasındaki konuşmalardan, annesinin hiçbir şeyden habersiz olduğu net belli oluyordu. Ancak ben o kadının bu kadar pasif bir karakter olduğunu düşünmüyorum. Hatta onun “Cansız” bile olabileceğini düşündüm. Zaten bu tahminimiz de çıkarsa oldukça komplike olması gereken Çarpışma senaryosu ilginç tek bir ayrıntısı olmayan sıradan bir hikâyeye dönüşecek.

Şimdi gelelim birkaç ayrıntıya. Bu hafta detay detay ayrıntılarla sahneleri anlatmak yerine, bölümün üzerinden sadece senaryoyu konuşmak istiyorum. Zira artık mantığımın zerre almadığı bir hikâye ile karşı karşıyayım. En kısa şekliyle durumum şu aslında: Ben ne izliyorum? Uzun zamandır bölümleri yazarken köşeleri oldukça yumuşatarak belki bir bildikleri vardır, düşüncesiyle genel anlamda yorumlayarak geçtim. Bu hafta ise tam anlamıyla bir kaos vardı. Sanki “Ne anlatacağız biz?” diye düşünülüp bölüm hazırlanmış ve hiçbir özel ayrıntının olmadığı bir hikâye ile çıkmış karşıma.  Yani anlatmaya çalıştığım şey şu: Biz bir çarpışma ile yolları kesişen dört kişinin hayatını mı izliyoruz yoksa Veli Cevher’in hastalıklı takıntılarını mı? Bence ikincisi. Veli’nin hayatı, acıları, zaafları, hastalıkları ve psikopatlık seviyesindeki takıntıları gerçek anlamda bir girdaba döndü. Her zaman Veli kazanır,Veli her şeyi bilir, Veli dört hamle ötesini görür.

Organize suçlarda çok önemli işlere imza atan bir başkomiserin bir seks kasetini izleyemeyecek durumda olduğunu bile gördük. Bu nasıl bir mantıktır? Gerçekten aklım almıyor arkadaşlar. Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın.

Bölüme gelecek olursak sevdiğim ayrıntılar yok değildi. Zeynep ve Kadir’in yıllar sonra yeniden aile olmaları güzeldi. Birçoğunun aksine bu bana çok da garip gelmiyor. Geçmişlerinde bu kadar büyük bir aşk yaşayan, birbirlerini asla unutmayan bir çift bir araya geldiklerinde hele bitmemiş bir aşk varsa ortada, yeniden doğması da zor değil. Onların birbirlerine destek olmaları, aşklarına dayanarak sorunlarla başa çıkmaları gerçekten çok güzeldi. Kadir’in Zeynep için mesleğini bile silecek duruma gelmesinin ardından Zeynep’in de artık riskler alması, cesareti – cesareti diyorum çünkü tanıtımda anlatılan Zeynep’i istemediler, bu Zeynep’i yarattılar üç bölümde- korkusuzca sevdiği insanla bir yola çıkması, yüzümde gülümseme oluşturan bir ayrıntıydı. Kadir’in Deniz’i bu kadar kolay atlatması zor da olsa her insanın acıyla başa çıkma yöntemi başkadır, belki de Kadir bir aileye tutunarak bununla başa çıkıyordur diye düşünüyorum. Zira başka bir şans da tanımadılar. Ancak en başından beri söylediğim gibi Veli ve Kadir’in favori çorbacılarına kadar gören biz, izleyiciler keşke o destansı aşktan da biraz ayrıntı görebilseydik. Birlikte müzikçalardan şarkı dinlemeleri ve Kadir’in Zeynep’in resmini kurtarması dışında maalesef pek bir şey verilmedi. İlerleyen bölümlerde biraz daha ayrıntı görebiliriz umarım.

Zeynep gerçekten görmek istediğim güçlü bir kadın karaktere dönüştü ancak evrilmesi ışık hızında oldu. Ban mantıksız gelen de bu açıkçası. Burada Elçin Sangu için bir ufak parantez açmak istiyorum. Dizide bu kadar sağdan sola, yukarıdan aşağıya giden bir karakteri olmasına rağmen özellikle bu hafta kusursuz bir şekilde girdi rolüne. Öyle ki bir an karşımda gerçekten Zeynep var, Elçin de kimdi hissine kapıldım. Rolüne nasıl hazırlanıyor bilmiyorum ama kesinlikle bu yolda devam etmeli. Bir önceki rolünden zerre esinti görmediğim gibi Zeynep’i de oldukça güzel bir şekilde üstüne geçirip her hafta üstüne ekleyerek gidiyor. Kıvanç’la da sezon başında yakalayamadıkları uyumu şu anda oldukça iyi yakaladılar. İlk başta göze batan bu çift, güzel bir uyum yakaladı. İkisinin sahnelerinden fazlasıyla keyif aldım bu hafta.

Bildiğiniz gibi haftalardır bir köstebek meselesi vardı. Meltem olduğunu da fanlardan, izleyiciye kadar herkes tahmin ediyordu. Neden mi? Ekibin son üyesi Meltem. Daha önceki yazılarımdan birinde de bahsetmiştim. Eve o telefonu koyabilecek – hatırlarsanız Veli, Zeynep’le ev hapsinde iletişimi bu telefon sayesinde kurmuştu- başka biri yoktu. Yani bu da pek sürpriz olmadı. Geçen hafta sanki Haydar gibi bir hava yaratılmış olsa da köstebeğin Meltem olduğu bariz bir şekilde belliydi. En azından bu, üstü kapalı işlenebilirdi. Bu da diğer her şey gibi aşırı derece açık bir şekilde işlendi. Bu tip bir dizide gizemin ön planda olması gerekirken nedense her şey apaçık ortaya konarak seyircinin izleme isteği kırılıyor. Düzelsin demeyeceğim artık zira hiç umudum kalmadı.

Veli Cevher’e fazla değinmek istemiyorum zira artık onun hastalıklı ruh hâli ortada. Aylin’e kızım demesinden de gayet net belli oldu. Veli, kendi ailesini kaybettikten sonra, ailesine olan özlemini başkalarının ailelerine takıntılı bir biçimde sahip olmaya çalışarak atlatmaya çalışıyor. Önce Kadir’in annesi, şimdi Aylin ve Zeynep.  Yaşadıklarının tek mimarı kendi olmasına rağmen, tamamen delirmemek adına -yani bunun üstü var mı bilemiyorum- bu yolu buldu. Onur Saylak’ın üst düzey aktörlüğü Veli’nin deliliği ile birleşince gerçek anlamda sinir bozucu bir adam oldu. Açıkçası ben sürekli Veli’nin zafer kazanmasından, oyunlarından sıkıldım.  Ancak anlıyorum ki bu durum uzun süre devam edecek.

Dizide artık tahammülüm kalmayan bir şey varsa o da Meral ve Yakup. Gerçekten varlık sebepleri nedir bu ikilinin? Kerem’in hikâyesine yapacakları katkıyı yaptılar. Kerem ve Cemre’nin birleşmesini sağladılar. Hikâyenin bu kısmından sonra bir rolleri var mı? Bana göre yok. Bu ikisi gerçekten bölümün akışında kendisine yer bulamadığı için senaryoyu oldukça sıkıntıya sokuyor. Bir de şimdi Veli ile çalışma meselesi ortaya çıktı. Meral, Yakup’la planlar yaparken bir yandan da Kerem’e âşık kız pozları aşırı itici ve saçma olmaya başladı. Bu ikilinin bir an önce artık kurguda eritilerek yok olmaları gerekiyor.

Dizide tam rotasında ilerleyen tek durum, Kerem ve Cemre. Gerçekten bu iki çocuğu izlerken oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Aralarındaki bağı bu hafta net bir şekilde anlarken “İşte, aşk bu!” demekten kendimi alıkoyamadım. Kerem, Cemre’yi tek bir an bile yalnız bırakmadı. Hatta Demir ve Belma ile yüzleşmesinde Cemre’yi ezik göreceğimi sanırken  özgüveni oldukça yerinde, dik ve güçlü bir kadın gördüm. Zaten bir kadına özgüvenden daha çok ne yakışır ki? Cemre tüm hayatını planlı, programlı yaşarken Kerem ona beklentisiz yaşamanın keyfini öğretmeye başladı. Onunla hayallerini paylaşırken Cemre’nin gözlerinde sevgiyi, Kerem’in gözlerinde umudu gördüm. Bu iki yaralı ruh daha şimdiden birbirlerine derman oldular. Bir sonraki aşamalarında gerçekten tadından yenmeyecek masalsı bir hikâye bizleri bekliyor. Özellikle de Kerem’in Cemre’yi bir an önce görebilmek için sanki şeker alacak bir çocuk gibi eve olanca hızıyla gitmesi oldukça hoşuma giden bir ayrıntıydı. Bu çift bana göre dizinin en iyi çifti. O kadar tutarlı, boşluk bırakmadan ilerliyorlar ki acaba dizinin tamamını yazan senarist, Cemre ve Kerem kısmını yardımcılarından birine mi yazdırıyor diye düşünmeden edemiyorum.

Bölümün sonunda Veli, kendi deyimiyle Kadir ve Kerem’e aile olma dersi vermek için yine bir oyun kurdu. Kadir, annesi ve Zeynep; Kerem de annesi ve Cemre arasında kaldı. Bu adamlar bir sevdikleri için diğerinden vazgeçmek zorunda kaldılar.  Kadir için tüm hayatı boyunca sevdiği kadını mı yoksa daha neden gittiğini annesi mi önemli? Tabii ki Zeynep daha önemli. Kadir de bekleneni yaparak annesini değil, Zeynep’i tercih etti. Kerem ise Veli’nin kılına bile dokunamayacağını çok iyi bildiği – çünkü Cemre, Selim’in kızı; Veli böyle bir riski asla almaz- için annesini seçti. Yani Kadir, Zeynep’i seçerken Kerem de annesini seçti.Ancak Kerem’e oyun içinde oyun kurdu Veli ve onu Cemre’ye yönlendirdi. İki hamle ötesini bildiği için Kerem’in annesini seçeceğini de biliyordu. Aile olmayı da kaybetmeyi bilme üzerine anlamlandırdığı için Kerem’i annesiyle vurmanın daha iyi olacağını düşündü.  Kerem’in annesini öldürme görevi de Veli’nin yeni küçük adamı Demir’e kaldı. Bölümün sonunda Demir’in Kerem’in annesini vurduğunu duyduk. Yenib ölüm tanıtımından ise vuramadığını öğrendik. Yani bu durum bile muğlak bırakılmadı. Şahsi kanaatime göre Demir’i orada sadece Kadir’in annesi durdurabilir. Zaten Veli’nin adamlarının bu kadar yakınında olan bir kadının bunu yapması çok da zor değil. Yineliyorum Kadir’in annesi bana göre “Cansız”. Zira yaşadığını birkaç dişi dışında kimsenin bilmediği birine verilecek en iyi isim bu. Cansız, gerçekten Kadir’in annesi mi ilerleyen bölümlerde anlayacağız ama onun kurguya girişi hikâyenin yönünü başka bir yola doğru değiştirdi.

Bence dizideki en büyük problemlerden biri de mesleklerle ilgili özelliklerin doğru aktarılamayışı ve sıklıkla çelişkilere düşülmesi. Daha geçen hafta Haydar, Kadir’e bir avukatın ofisini nasıl dağıtırsın diye tepki gösterirken bu hafta aynısını kendisi yaptı. Gerçekten anlayamıyorum artık. Hadi diyelim hastane baskınından dolayı aşırı sinirlendi de yaptı. Sormak istiyorum, Veli gibi bir örgüt lideri, organizenin arama listesinin ilk sırasındaki adam, üç tane polisle mi korunur?  Senaristimize rica ediyorum, bir danışman bulmak zor değil. Biraz özen göstermek size bir şey kaybettirmez.

Haftalar önce demiştim senaristin hikâyenin yönüyle oynama şansı kalmadı diye. Maalesef hâlâ Çarpışma hikâyesi oradan oraya savruluyor. Ana karakterler oldukça özensiz, ufacık ayrıntılarda bile hata üstüne hata yapılıyor. Bu kadar iyi bir kadroya sahip bir dizinin bu kadar savrulması ihanet diye düşünüyorum. “Yılın dizisi” olarak tanıtılan, iki yıldır hazırlığı yapılan dizide neye güveniliyor ki senaryo bu kadar aşağı çekiliyor? Senaryo ekibinin takkeyi önlerine alarak uzun uzun düşünmeleri gereken bir konu var. Yoksa kurgunun içine girdiği bu girdap hikâyeyi komple yutacak.

Bu hafta biraz serzenişlerim vardı. Umarım beğenirsiniz, yazıma Cemal Süreyya’nın sözleriyle son veriyorum; haftaya görüşmek üzere.

Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata..

Varsın yara içinde kalsın dizlerim,

Yüreğim kadar acımaz nasıl olsa…

 

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.