Yazar: TUĞÇE YELİZ

Adından çok söz ettiren bir ilk gösterimin ardından üzerine daha da merak ekleyen bomba gibi bir bölümle karşıladı bizleri, Çarpışma. Dört karakterin de hayatlarının kesişim noktası olan kazayla kapatmıştık geçen haftayı. İzlediğimiz bölümde “Çarpışan biz değildik, kaderlerimizdi.” sloganının aslında bize ne demek istediğini daha net anladık. Bütün karakterlerin birbirinin hayatlarında ya izi olduğuna ya da o hayatlardan teğet geçişine tanıklık ettik.  Yer yer “bu kadar tesadüf biraz fazla ama…” desem de dumur olmuş bir şekilde kalktım ekran karşısından.

Geçmişlerinde yaşadıkları yetimhanede kuvvetli duygularla birbirine bağlı olduğunu öğrendiğimiz Kadir, Aslı ve Zeynep üçlüsü hakkında benim varsayımım:Ortada arkadaş uğruna fedakârlık edilen eski bir gönül yarası durumu olduğu. Eşini ve kızını, içini yaşama sevinci dolduran statta soluğunu kesecek bir acıyla kaybeden Kadir, her ne kadar kendi hayatına son vermeye kararlı gibi gözükse de geçmişinden gelen misafir, onu üç defa ölümden döndürmeyi başardı. Zeynep, her ne kadar kaderinden kaçmak isteyip kendine yeni bir yol çizmeye gitmiş olsa da dönüp dolaşıp geleceği yer onun için kaçınılmaz oldu. “Herkes kaderinin ekmeğini yer.” sözünü iliklerime kadar hissettim bu ikilinin arasında.
O yetimhanede ne oldu, ne yaşandı da Zeynep, kendi yaşamına gitti şimdilik muamma ama onun gidişi kendi hayatını yazmaktan ziyade hep bir aile özlemi çeken Kadir’in hayallerine ulaşmasını sağlayacak bir etken olmuş. “Arada aklıma geliyordun, bırak diyordum kurtul şu saplantıdan. Kız kendi kaderine, kendi çizgisini çekmeye gitti, bırak sende bak önüne.” sözlerinden Kadir’in,  Zeynep’e karşı geçmişinde beslediği bir aşkın sinyalleri verildi. Tam bu noktada onun kurduğu aileye bakıldığında “Aslı” için bir fedakârlık yapılma ihtimali canlanıyor zihnimde. Zeynep’in gitmesi için böyle bir etken yeterli oldu mu? Yoksa altında çok başka sebepler mi var şimdilik gizemini koruyor ama o, Kadir’in iyiliği için kendi dahil bir çok şeyi geri plana atabilecek bir karakter gibi duruyor. Öyle ki kızına koştuğu terk edilmiş fabrikada kaçıp Aylin’e gitme şansı varken o, kalıp hayatını kurtarmayı yeğleyecek kadar değer veriyor hâlâ Kadir’e. Bir o kadar da onun kendisine yardım edeceğine ve ona inanacağına emin. Önce kafasına sıkarken anonsla, sonra elleriyle yaptığı kalp masajıyla, en son doğal gazdan oluşacak patlamayı bilinçsizce de olsa engelleyerek onun hayatını kurtaran Zeynep, tam ümidini kaybetmişken Kadir’i önce hayata sonra da göreve döndürmeyi başardı. Bu ikilinin geçmişi de geleceği de beni fazlasıyla meraklandırıyor ve heyecanımı arttırıyor.

Zeynep’in eve girer girmez kapıları kilitlemesi dikkatimi çekiyor ve ben bunu her seferinde “korku” duygusuna bağlıyordum. Meğer onun yaptığı bu eylem, bir duygudan ziyade alışkanlıktan kaynaklıymış. Küçük bir kız çocuğuyken duyduğu “Kapıyı kilitlemeyi unutma!” sözlerini öğüt bilmiş, üstüne bir de hayattaki tek bağı olan babasını kaybedişi ile bu alışkanlık hayat felsefesi haline dönüşmüş. O kapı bir nevi onun “kaybetme” hissiyatını engelleyen psikolojik bir unsur haline gelmiş.

Onun cephesinde şimdilik Zeynep’i hayatta tutan kızı ne durumda, yaşıyor mu yoksa balıklara yem mi oldu gibi soruların hepsi cevapsız olsa da hikâyenin genişleyeceği noktanın Aylin olduğunu düşününce kızın yaşadığı ve haftalarca onun bulunması için verilecek çabayı izleyeceğimiz sonucuna varıyorum.

Bu kurgunun gizli kutusu Veli’ye baktığım zaman; ne tam olarak kötü, ne de iyi bir adam görebiliyorum. Söyleyebileceğim en net varsayım bugün bu kadar kalbi kararmış bir adam izlenimi sergilemesinin altındaki asıl sebebin geçmişine dayalı olduğu. İlk bölümde elinde salladığı başta kolye olarak nitelendirdiğim madalyonun sırrı bu bölüm biraz daha netlik kazandı. Madalyonun arka yüzünde 03.02.2008 tarihinin olduğu çekti dikkatimi, izlerken. Üzerindeki “kartal” figürünü de dikkate aldığım zaman polis akademisine ya da özel bir time ait olduğunu söyleyebilirim. O da Kadir gibi polislik yapıyormuş belli ki geçmişinde. Onların tanışıklığının sadece mesleğe dayanamadığını, aslında aynı kaderin kurbanı olduklarına da acı bir feryatla şahit olduk. O da aynı Kadir gibi ailesini korkunç bir şekilde kaybetmiş ve belki de bu sebeple onu suçlayarak şimdiki “Veli” hâline gelmiş. Doğrusunu söylemek gerekirse kısa bir sahne de olsa Kıvanç Tatlıtuğ ve Onur Saylak izlerken içimi ürperdi.

Onun sadece Kadir’i tanıdığına da ihtimal vermiyorum açıkçası. “Bakalım peşimize kimi takacaksın müdür? Benim aklımda biri var ama dur bakalım…” sözlerinden Zeynep’i de tanıdığı sonucuna varıyorum. Kendini alenen belli eden Veli bundan sonra nasıl bir yol izleyecek göreceğiz. Hikâyesi nedir? Ne kadar derindir? Bilmiyorum ama Onur Saylak’ın can verdiği bir karakteri izlemek çok keyifli.

Bu kurgunun belki de en bahtsız olanı Kerem desem yanılmış olmam. Hem ailesi tarafından sırt çevrilmiş hem de dostum dediği adam ve sevdiği kadın tarafından ihanete uğramış. İlk yazımda Meral de bir tekinsizlik sezdiğimi vurgulamıştım. Nitekim yanılmadım da. Onun için tam anlamıyla Kerem’i seviyor ya da sevmiyor demek güç. İstediği hayatı elde etmek için duygularını görmezden gelerek hareket edebilecek kadar da tehlikeli üstelik. Kerem gerçekleri öğrendi öğrenmesine ama Cemre, onun kadar şanslı görünmüyor. Ben bu ikilinin yaşantısını birbirine paralel olarak görüyor ve birbirine çok benzetiyorum.

Kerem’in adını polis memurlarına veren ve yaşadıklarının hesabını sormaya hazırlanan Cemre için de gerçeklerin çemberi daralmaya başladı. İtiraf etmeliyim ki ikisinin arasında somut bir yüzleşme sahnesini iple çekiyorum. Ayakları yere sağlam basan ve başına gelen her şeyin hesabını sorabileceğine inandığım güçlü bir karakter, Cemre. Sevdiği adam ve üvey annesi tarafından uğradığı ihanet hikâyeye yeni bir soluk getirecek belli ki. Öte yandan yakalanma telaşına düşen Belgin ve Demir için de zaman hızla daralıyor. İçine düştükleri bu telaş hata yapmalarına sebep olacaktır. Hareketleriyle hem polis memurlarının dikkatini çekmeyi başardılar hem de video ile iyice köşeye sıkıştılar. Gür ailesinin gündeminde bomba etkisi yaratacak bu sırrın ortaya çıkması da yakındır. Gerçekleri öğrenen Cemre’nin Kerem’le ilgili vereceği kararı da fazlasıyla merak ediyorum.

İlk bölüme göre bayağı hareketlenen Çarpışma, listede de bu hareketlenmenin etkisini görerek güzel sonuçlarla kapattı bu haftayı. Tüm karakterlerin kuyruğunu birbirine bağlayıp böylesi merak unsuru uyandıracak şekilde kaleme almak, senaryonun ne kadar kuvvetli olduğunun en önemli göstergesi. Bu noktadan sonra kader konuşacak, onlar susacak. Bakalım yeni bölümler de bizlere neler sunacak?

Yazan, çeken, oynayan herkesin emeklerine sağlık. Haftaya görüşmek üzere…

 

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.