YAZAR: Şeyma BULUT

Doktorlar der ki ağrı yaşam belirtisidir, onu yaşamadan sağlığın kıymetini anlayamazsın. Bana kalırsa ıstırabın her türlüsü böyledir. Kalbin ağrısını hissetmeden nasıl içine yerleşen o duygunun kıymetini anlayacaksın? Önce acısını yaşayacaksın, onunla mücadele edeceksin ki aşkına tekrar kavuştuğunda o kalbin sızısını unutmadan daha sıkı sarılabilesin. Selin ve Demir ilk  çetin savaşlarını verdiler. Ben gerçek sevgililer için ayrılık tabirini kullanmam asla. Atilla İlhan’la aynı fikirdeyim ayrılık da sevdaya dahil.  Bu ayrılık ikisinde de fazlaca yaralar açacak, acıyacaklar. Bu hayatın bana öğrettiği en önemli şeyse yaraları zaman değil, sevgi sarar. Selin’le Demir de bu engeli geçtiklerinde açılan yaralarını yine o içlerindeki sevgiyle tedavi edecekler. Bir sevginin kıymeti de ancak bu şekilde anlaşılır. İnsanlar ellerindekinin kıymetini ya kaybettiklerinde ya da neredeyse kaybettiklerinde anlayabiliyorlar maalesef. Onlar da ellerinde yeşeren bu aşkın önemini bundan sonra daha iyi anlayarak birbirlerine sımsıkı tutunacaklardır. Aşkın ve sevginin özü zaten bu: birlikte aynı yolda, aynı yöne yürüme hâli. Bu kolay olmayacak ama kimse size sonsuz mutluluğu elinde altın tepside sunmaz. Biraz hırpalanacaklar sonrası zaten mutlu sonsuzluk….

İnsanı herhangi biri kırabilir ama bir tek sevdiği acıtabilirmiş. Demir ve Selin birbirlerini hiç olmadığı kadar incittiler. Alara’nın anlattıklarına bir de Merve’ninkiler eklenince Demir, geçmişinin de getirdiği ağırlıkla Selin’i paramparça etti. Onlarla ilk karşılaştığımız andan itibaren duygularını ilk kez açık bir şekilde gördük. Demir, kırıldığında kırmaktan çekinmeyecek kadar sert, Selin de sevdiğini kaybettiğinde panik atak geçirip kendini kaybedecek kadar kırılgan. Bu bölümde beni en çok üzen de açıkçası Selin oldu. İnsanlar büyük acılarla karşılaştıklarında kendini uykuya teslim etmek isterler. Rüyalarımızda tamamen bize ait bir dünyaya girdiğimizden midir, bilmem ama uyumanın delirmenin de önüne geçtiğini düşünürüm ben. Selin geçirdiği kriz sonrasında kendini uykuya teslim etmek istedi çünkü orada uyanıkken yaşadığı kabus yoktu. Zaten ilk tanıştığı andan itibaren Demir’in sivri köşeleri yüzünden yara bere içinde kalmıştı, en sivrisine denk gelince de yıkılıverdi. Onun bu çöküşü Demir’e hayatının korkusunu yaşattı. Selin kötü durumlarla başa çıkmak için fazla nahif, o duygudan kaçmak içinse hayatını riske atarak sakinleştiricileri üst üste alacak kadar deli. Zaten bölüm boyunca delirme emarelerini de gördük. Alara’nın evini dağıtmasının ardından oradan aldığı tabloyla sahilde konuşması, ne kadar kırılmış olsa da sevdiği adamın siluetiyle bile konuşurken kelimelerini seçmesi, bunu yaparken kâh gülüp kâh duygusallaşması da bunun göstergesiydi. Zaten Selin ne zaman kıyabildi ki Demir’e?  Sevdiğin zaman tam da böyle olursun. Var ya da yok fark etmez, kıyamazsın. Selin, Demir’in kalbini sevdi. Yakışıklı olması, zengin olması pek de umurunda olmadı hiçbir zaman. Demir’in uyuduğunu sandığı anlarda onun kalbine dokunması, kalbine sığınması da bu yüzdendi. Her ne kadar kendisini parçalasa da hâlâ sevdiği adamın kalbine, sesini duyurmaya çalışıyordu. Ah bir de Demir o duvarlarını indirip görebilseydi karşısında çamura saplanan kuş gibi çırpınan kızı.

Demir geçmişinde yaşadığı acılarından ve bir daha incinmekten korktuğu için Selin’e karşı tereddütsüzce duvarlarını yükseltti. Vedat’a “Benimle oynadı, hepsi oyunmuş.” diye anlatırken aslında kendini ikna etmeye çalışıyordu. Vedat’sa her zamanki gibi bunun önüne set çekti. Dost dediğin gerçekleri canın acısa da sana söyleyendir. Selin’in bunu yapmayacağına adı gibi emin olan Vedat, eski kalp kırıklığının bedelini Selin’e ödetmemesi konusunda uyardı. Haftalarca performans kaygısı diye önümüze sunulan aşk yasağının özüne indik sonunda. Meğerse Demir Bey’imizin eski nişanlısından dolayıymış tüm bunlar. İnsanlar geçmişlerinde yaşadıkları acı tecrübelerden dolayı bugünlerini heba edebilirler. Demir’in girdiği ruh hâli bu aslında. Bir daha canım yanmasın, bir daha incinmeyeyim, düşüncesiyle duygularını reddetmek için çabaladı. Peki bunu başarabilir mi? Bundan samimiyetle şüpheliyim. Selin’i kurtarmak için duşun altına soktuğunda  “Rüyamda beni seviyordun, uyanmak istemiyorum.” dediğinde verdiği hayat öpücüğü “Seni seviyorum, yanındayım.” demenin bir şekliydi aslında. Selin kendine geldiğinde daha fazla darmadağın etmemek için yanından kaçarak ayrılması da bundandı. Hepsi aslında sevgisi ve duydukları karşısında yaşadığı hayal kırıklarıyla, karşısındakini kırmamak adına yaptığı hareketlerdi.  Selin’e kızgın ama hâlâ onun yanında Burak’ı görmeye tahammülü yok. Hastanede yatan Burak’ın elini tutup onunla kalmak istediğindeki kırgın bakışları, alkol almasına rağmen Selin eve gelene kadar onu beklemesi hep içinde büyüttüğü o aşkın istemeden de olsa ona yaşattıklarıydı.

Bir kadın, iki adam… Aşk çekilir aradan. Burak ve Demir arasında uzun zamandır gizliden yürütülen savaş, bu hafta gözle görülür hâle geldi. Selin’in gözleri önünde darmadağın olması Burak için bir dönüm noktası oldu. O, Demir’i istediği her şeyi elinden alan bir düşman gibi görüyor. Uzun zamandır var olan bu durumun, Selin’le aynı evde yaşadığını öğrendiğinde ayyuka çıkması da beklediğimiz bir gelişmeydi tabii ki. Bu iki adam, şimdi şirket için mücadele ediyor gibi görünseler de esas mesele Selin’den başkası değil. Demir de uzun zamandır şüphelendiği ilgiyi “Benim ihtiyacım olan her şey yanımda.” sözleriyle öğrenmiş oldu.

Burak tüm kartlarını oynadı. Selin’e “Onun sırlarını öğreneceksin, o da sana yalan söylüyor.” dedi. Peki, Selin’le Demir arasındaki bağı bile yeni öğrenen bir adam nasıl oldu da, böylesine uzak olduğu bir konu hakkında bilgi sahibi oluverdi. Eylül konusunun açıldığı bölümde, Burak’ın bununla ilgili bilgisi olduğu kanaati oluştu bende. Burak, istedikleri uğruna çok rahat ellerini kirletebilecek biri olduğunu defalarca ispat eden biri olarak âşık olduğu kadını elde etmek için çok daha fazlasını yapacaktır. Demir’in Selin’le arasındaki sorunları hallettiğinde Burak’ın ona çıkan yollarını kapatmak için mücadele edeceğini düşünüyorum. Demir, Selin söz konusu olduğunda asla onu paylaşmayan, onun ne yediğinden nereye nasıl gittiğine kadar karışan ve onun her şeyine özen gösteren biri. Bu kadar üstüne titrediği kadını da kolay kolay başkasına kaptıracak göz yok onda. Şartlarla birlikte aralarındaki oyunun kuralları da değişti ve oyun yepyeni bir sahada yeniden başladı. Bakalım strateji dehası Burak mı, yoksa yaptığı, yapmadığı her şeyi  kontrol ederek etrafında tutan Demir mi kazanacak? Tabii ki tarafımız bellidir.

Aşkta geç kalan kaybetmeye mahkûmdur. Burak uzun süre Selin’i göremedi ve üç fotoğrafla anlayabildi kendisine olan ilgisini ancak artık çok geç. Bu iki adam da hayata o kadar karmaşık bakıyor ki karşılarındaki kadını bir türlü anlayamadılar. Demir, Burak’tan bir tık daha önde, en azından karşısındakinin kendisine olan ilgisinin farkında. Bildiğimiz gibi Burak üç fotoğraf görene kadar anlamamıştı bile. Bu kadar insan arasında sadece Vedat, bir tek o, görebildi bu kızın nahif ve sarıp sarmalayan kalbini. Arkadaşına da söyledi, onun sana bakışlarını gördüm diyerek duyguların gerçek olduğunun altını çizdi üstüne basa basa. Demir başta buna pek anlam veremese de Selin’in gizli dünyasına girdiğinde kendisini de orada gördü. Kendisiyle oyun oynadığını düşündüğü kadının hayatında bir parça olduğunu anladı. Selin, âşık olduğu Demir’in haberi dahi olmadan her anını ölümsüzleştiren, onu her ayrıntısıyla hayatına işleyen bir kadın. Selin’in gizli odasında sakladıklarını gören Demir’den sonra  Selin de Demir’in odasına girdiğinde aralarındaki duyguların ilk emaresi olan bağlılık simgesi bilekliği gördü, sevdiği ne kadar kızsa da atamamıştı onu. Bu geçmiş acılarla kavrulan adam, içten içe yeniden köşelerini yumuşatmaya başladı Selin’e karşı. Hayatına sinen bu kadının yaşantısına bir dokunuş yapmak istedi ve evi kendince düzenlemeye başladı. Bu aslında bir şeyleri düzeltmenin, artık yeni bir döneme girdiklerinin de göstergesi gibiydi. Demir kendi eşyalarını getirmedi, Selin’in düzenine kendi düzeni toparlayarak ekledi. Daha önce sadece Selin’e ait olan o salon, artık Demir’e de ait; hayatları da öyle. Birbirlerine karıştıkça yalnızlığı bilen bu iki insan, o taştan evi yuva yapacaklar tıpkı var olmayan ülkedeki kovuğu yuvaya çeviren Peter ve Wendy gibi

Demir zaten ne kadar kızgın olursa olsun Selin’e verdiği önemi de pek saklamıyor artık. Özellikle bu hafta Alara’ya verdiği tepkiyle bunu açıkça belli ettiğini düşünüyorum. Sahildeki kavgada Alara’nın ağzından çıkan sözlere tahammül bile edemedi. Selin’in gitmesinin ardından da “Sana Selin’i rahat bırak demiştim.” cümlesiyle de tepkisini net bir şekilde ortaya koydu. Uzun süre bu kadına iş için tahammül eden Demir,  Selini incittiğine şahit olduğu anda onun biletini kesiverdi. Alara’ya en baştan beri duygusu yoktu Demir’in ve onun çarpık duygusunu bilmesine rağmen şirketi için göz yumdu her rezilliğine.İşinin geleceği için hayatlarına aldığı kadını yine aynı hızla ve sertlikle atıverdi. Peki, neden? Daha Yıldırım’ın işleri bitmeden neden böyle bir şey yaptı Demir?  Sebebi basit: Selin. Demir, Alara’nın Selin’i nasıl incittiğini gördü. Kendisi ne kadar kızgın olsa da bir başkasının onu incitmesine de tahammül etmedi. İşte tam bu: sadece Selin’in gördüğü ince ruhlu Demir Erendil. Demir, Selin’in etrafındaki onca kalabalığa rağmen, onun zarar gördüğünü anladığı anda kendi duvarlarını sevdiği kadını korumak için kullanmada tereddüt etmedi. Bu hafta odunluğun kitabını yazmış olsa da bu hareketiyle benden tam not aldı açıkçası.

Demir’e odun desem de maalesef bu haftanın tek odunu değildi. Uzun zamandır mükemmel davranan İbo’nun içine ne kaçtıysa bu hafta, kalaslar kervanına o da katıldı. Uzun zamandır yanında olduğu, birlikte olup elini tuttuğu kadını bir arkadaşına “Selin’in arkadaşı…” diye tanıtmak da nedir kuzum? Bahanesi de “Başkaları ilişkimize dahil olmasın.” İbo, kusura bakma ama buna çocuklar bile inanmaz canım. Ayda’nın birden tüm hayatına sinmesinden korkmuş olacak ki kendi çevresine bahsetmek dahi istemedi. Ben de bunu anlamam yani, kusura bakmasın. Erkek ya da kadın fark etmez eğer birinin hayatındaki yerinden emin değilsen onunla gezi planları yapmayacaksın, sürekli onun hayatına değmeyeceksin. Hâl böyle olunca da doğal olarak Ayda çok incindi. Göz yaşlarına hakim olamadı ve “Sen emin olduğunda beni ararsın.” diyerek çekip gitti. İbo da arkasından adım dahi atmadan öylece baktı ve başka bir şey de yapmadı. Eee Selin ve Demir arasındaki ilişki için “Seviyorsan yanında ol!” derken bunu kendi hayatına neden uygulamadığını açıkçası merak ediyorum. Dizideki kızlar pek süründürmeyi beceremeseler de Ayda’dan böyle bir performans bekliyorum açıkçası. Bu adamlar zaten fazlasıyla kendilerini bulunmaz Hint kumaşı zannediyorlar, kaybetme korkusunu da tatsınlar, tek temennim bu.

Bu defa tüm bölüm boyunca hiç beklemediğim bir şekilde haftayı bitirmiş olduk. Selin, uzun zamandır sadece kendisine söylediği , dile getirse sanki rüyadan uyanacağını sandığı duygularını en yakınlarına açıverdi. “Âşığım,seviyorum” dedi. Merve ve Ayda haftalardır süren bencilliklerine son verdiler ve elbirliğiyle bitirdikleri aşkı kurtarmak için aralarında karar aldılar. Uzun bir süre görmek dahi istemiyordum bu ikisini sinirimden ancak en azından biraz da olsa arkadaşlarını önemsediklerini görmüş olduk. Uzun süredir hep arkadaşlarının tarafında olan Selin, sonunda bambaşka bir adım attı. Böylesine güzel bir ilanı aşk izlemedim sanırım. Burak’ın büronun yeniden başına geçtiğini öğrenen herkes çok sevinirken Selin, sevdiği insanla şirkette birlikte olamayacağını anladığı anlarda tercihini şirket ve arkadaşlarından yana değil Demir’den yana kullandı. Bence baştan beri asıl sorunlarından biriydi bu, Selin’in hep arkadaşlarını tutması. Herkes Burak’ı büyük sevinçle karşılarken Selin kalpli bir zarf içerisinde Demir için hayallerinin işinden vazgeçtiğini ve onu çok sevdiğini söyledi. Demir bu hareket karşısında ne yapar bilmiyorum ama onun iç dünyasında çok önemli olacağına eminim. Hatırlarsanız geçtiğimiz bölümdeki hezeyanlarından biriydi bu.”Hep arkadaşlarını seçiyorsun.” demişti. Selin, Merve’nin söylediklerini de öğrenince oyun değil de gerçekten sevdiğini ispat etmek adına büyük bir adım attı sevdiği insana. Bu duruma Demir’in de uzun süre kayıtsız kalamayacağını düşünüyorum.

Her Yerde Sen bu hafta bize biraz duygusal bir bölüm hazırlamış. Aslında karmaşık ilerleyen bölüme bir bütün olarak baktığımızda ağızda lezzetli bir tat bırakan bir haftaydı diyebilirim. Genel anlamda tüm oyunculuklar iyi ve insanı yormuyordu. Uzun süredir biraz da olsa insanı yoracak şekilde yüksek izlediğimiz performanslar bu hafta, dingin ve iyiydi. Ayrıca Bünyamin karakteriyle dizimize gelen Barış Yıldız’a bir parantez açmak istiyorum. Bölümün en eğlenceli sahnelerini onun sayesinde izledik. İlişki terapistliğini oldukça başka bir seviyeye taşıyan karakter, oyuncunun iyi performansıyla birleştiğinde fazla duygusal olduğumuz anların izlerini silerek bize eğlenceli duygular yaşattı.

Beni bu hafta rahatsız eden tek sahne, Alara ve Selin”in sahilde girdiği portre mücadelesiydi. Dizilerde bu tip sahneler kadınları aşağı çekmekten başka bir şeye yaramıyor maalesef. Her Yerde Sen gibi bir çok konuda farkındalık yaratan, ilk bölümlerde kadına olan duruşuyla takdirimizi kazanan bir dizide asla beklemediğim bir sahneydi, ben bu diziye hiç yakıştıramadım.

Yazan, çeken, oynayan ve kamera arkasında büyük emeklerle bize bu bölümü hazırlayan ekibin yüreğine sağlık. Yazıma Cemal Süreya’nın bu unutulmaz dizeleriyle son veriyorum, haftaya görüşmek üzere.

Sen el kadar bir kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu
Bazı çiçeklerin andırdığı
İş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
Sevgili…

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.