YAZAR: Şeyma BULUT 

Sıradan hiçbir şeyi sevmiyorum ben. Farklı işleri daha çok sevip takip etmeye çalışıyorum genelde. Ruhuma iyi geldiğini söylemek de pek mümkün. Esas âşık olduğumsa tekdüze görünen bir işin küçük ayrıntılarla olağanı sıradışı bir şova dönüştürmesi. Güvercin de bunu her hafta adım adım yaşıyorum. Yöre işlerinde üç aşağı, beş yukarı beklediğim durumlar var, benim. Kadına şiddet, erkek egemen dünyanın her şeyin önüne geçmesi, özgür iradeye saygı duyulmaması gibi. Burada karşıma çıkan tablodaysa “İstemezse konağa getirmem, istemediğin hiçbir şey olmayacak!” diyen bir erk sahibi adam portresi çizilirken aynı şekilde sözünü dinleten güçlü kadınlar görüyorum. Hepsini bir yana bırakın birileri vurulunca sanki hiç güvenlik güçleri yokmuş gibi davranmak yerine gerçek suçlu bulunup teslim ediliyor. Bunu da suçlunun bizzat öz ağabeyi yapıyor. Tüm bunların da eğreti değil, senaryonun içerisinde kıvraklıkla sunulmasıyla izlerken bitmesin dediğim, bitince de bir hafta nasıl geçecek diye hayıflandığım bir iş oluverdi, Güvercin.

Zülüf ve Kenan karşı karşıya Nahif adamlar, güçlü kadınlar… Bu ikisini bırakın bir yöre dizisinde görmeyi, kent işlerinde bile nadiren görür oldum. Kenan ve Zülüf son yıllarda izlediğim en güzel iki dizi karakteri oldular. Her hafta acaba bu sefer haklarında ne öğreneceğim, diyerek oturuyorum televizyonun karşısına. Zülüf’ün dikbaşlı ve isyankâr olduğunu biliyordum, iyi bir insan olduğundan da şüphem yoktu ancak babası için kurtlar sofrasına oturacak kadar cesur ve fedakâr olduğunu bu hafta iyice anlamış oldum. A. J. Cronin “Nefesinden feragat etmeyen, gerçek hürriyete kavuşamaz” der. Zülüf de sırf gerçekler ortaya çıksın, üstlerindeki bu leke kalksın diye kendi nefesini feda etti. Onun gibi bir kadın için zoraki evlilik bile işkenceyken bir de o konağa gelin olarak kendi ayaklarıyla, inandığı her şeyin üzerini çiğneyerek gidiverdi. Artık o bir cenderede. Babasını katil olmakla suçlayan Kevsa’nın eziyetlerine katlanmak zorunda olmasının yanında Celil’in geçmişten günümüze sakladığı sırların da peşine düşerek tehlikeli bir oyun oynayacak.

Zülüf yumuşuyor muYıllarca gerçekleri bilip de susan bir kadın o. Sustukları içinde büyümüş, büyümüş ve artık altından kalkamayacağı bir hâl alıvermiş. Bu sebeple Kenan’a “Bir gün herkese gerçekleri anlatacağım.” deyiverdi. Gerçekleri anlatmak, ortaya çıkartmak güzel olsa da sana inanacak birilerine ihtiyaç duyabiliyor insan. Zülüf çok iyi biliyor ki ne kadar haykırsa da Kenan ona şimdi inanmayacak. Babasını korumaya çalışan bir kız diye düşünüp kulak ardı edecek. İnsana olan saygısından belki Zülüf’e olan hislerinden dolayı sessizce dinleyebilir ama şu durumda inanacağını pek sanmıyorum. Zülüf de buna inanıyor ki bir gün dedi, sadece bir gün anlatacağım. Eminim o zamanlar da gelecek çünkü o kararlı bir kadın ve yaparım dediğini, kafasına koyduğunu yapmaktan geri durmayacak. Ufacık bir tespih tanesinden yakaladığı ipucuyla tüm karanlık sırları ortaya çıkartabilir, böylece de içindeki canhıraş çığlıkları susturup huzurla devam edebilir.

Zülüf’ün olumsuz özellikleri de yok değil. Bir kere çok sert. Asla taviz vermiyor. Bir an yumuşayacak olsa bile kendini zorlayarak duvarlarını yeniden yükseltiveriyor. Kenan karşısında dimdik, sözünün eri biri olarak dursa da onun Kavilere nasıl baktığını biliyor ve asla ona güvenmiyor. İşte ben de bu noktada karışıyorum. Zülüf nasıl olacak da güvenecek bu adama ? Zira  Celil, Kevsa , Ökkeş ve hatta amcasıyla mücadele edebilmesi tek başına mümkün değil. Bir noktada Kenan’a ihtiyacı olacak. Başkası olsa karşısında zaaflarını gördüğü adamı parmağında oynatırdı ama Zülüf asla öyle bir kadın değil. Kenan’a karşı yelkenlerini nasıl suya indirir bilmiyor ve bunu merakla bekliyorum.

Kenan Zülüfü dinliyorZülüf bu duvarlarına yenisini öredursun Kenan Bey de “Tek amacım kardeşime yardım etmek” diye etrafta gezinmeye devam ediyor. Elbette Ökkeş’in durulması, daha sakin olup daha kötü şeyler yapmasının önüne geçmek istiyordur, her kendini bilen insan gibi. Zülüf, yüzükleri çıkardığında “Bir kuyuda ölmeyesin diye seninle evlendim ben” demesi, yüzyıllardır çiftlerin bağlılığını ve sonsuzluğunu simgeleyen alyanslarla odasında oturup Zülüf’ü düşündüğü anlar, tek sebebin Ökkeş olmadığı gün gibi ortaya koyuyor. Zaten bu kadar incelemeye gerek de yok, kardeşinin yerini bulduğunda direkt Zülüf’ü aramasından “Bak, ben verdiğim sözü tutuyorum.” demek istediğini düşündüm ben.

Tüm bunlara rağmen onun çok güzel, cennet kokan bir adam olduğunu da düşünüyorum. Şarkının da dediği gibi “geldim yarım, kaldım yarım; neydi ne oldu, şu tez canım; ertelendim hayattan, sevdim yarım, derken bugün olmazsa, olur yarın.” Nasıl da bu yaralı adamı anlatıyor değil mi? O bunca yaşanan acıya rağmen babasının katili sandığı adamın iyileşmesini bekleyip ona yardımcı olsun diye eve hemşire yollarken de güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapıyordu. Kardeşim için dese de yalnız kaldığı her anda Zülüf’ü düşünmesi, gözlerindeki acı ve umutsuz bekleyişi aslında onun çoktan kalbinde bir yer açtığını hissettirdi bana. Bir umuda sarılası var, bir dirilişe. Bana kalırsa gerçeklerin ufacık bir kırıntısını bulsa babasının acısı biraz hafiflese ismi gibi cennete çevirir Zülüf’ün dünyasını. Ah, bir de bu deli kız görse karşısındakinin iyiliğini! Bu olmaz denilen çok da uzakta değildir belki, kim bilir?

Bu hikâyede beni derinden etkileyenlerin başında geliyor, Kenan Cibranoğlu.  Bir yanda geçmişin acılarıyla harmanlanan ailesi diğer yanda kalbinde bir türlü ket vuramadığı kadın var. Bu da onun durumunun Zülüf’ten çok daha zorlu ve acılı olduğunu gösteriyor . Ayrıca bu zorlukların daha fragmanını izliyoruz sanırım. Zülüf’ün konağa gelmesiyle Kevsa ve onun arasındaki gerginlikten Kenan da nasibini alacağa benziyor. Geleneksel bir adam olduğu için karısının annesine saygılı olmasını isteyecektir. Zaten Zülüf’ün, annesinin elini öpmesini bekleyip sonra araya girmesinden de bunu anlıyoruz. Yani saygıyı beklerken onu aldığı anda karısının yanında duracağının da işaretini verdi.  Kevsa’nın Kenan’a tavrını da düşünürsek bu durumu o idare edecek gibi de duruyor ancak asıl kıyamet Ökkeş’in eve dönmesiyle kopacaktır. Kenan yardım etmek isterken şimdi nur topu gibi bir de düşmanı oldu. Hem de kendi kanından bir düşman: Ökkeş.

Ökkeşin öfkesiMurphy’e göre olası bir durumdaki tüm sorunları ortadan kaldırsanız bile yeni bir sorun ortaya çıkacaktır. Kenan her şeyi yoluna koydu, tüm düşmanlıkların bittiğini düşündüğü anda çıktı sahneye Ökkeş. Her şeyi mahvedecek o adımı attı ve hikâyenin gidişatını da bambaşka bir yöne çevirdi. Hâlâ telefon kayıtlarından ve kredi kartının kullanıldığı yerlerden polisin onu nasıl bulamadığını anlamasam da bölümün güzelliğinden dolayı fazla söylenmeyeceğim. Ökkeş, itiraf etmek gerekirse ilk bölümde babasına çok düşkün gelmişti bana. Şimdiyse sanki ruhunda yanan ateşi beslemek için o gareze ihtiyacı varmış gibi hissettiriyor. Annesine babamı tanıyamadım ben, karşımda baba oğul acı çektirdiler bana diyordu da kendisi daha hapisten çıktığını öğrendiğinde onu öldürmek istiyordu. İzlerken sen kimi kandırıyorsun be aslan parçası, demeden edemiyorum. Bencilliği, günden güne artan hırsıyla küçük bir çocuk gibi benim dediğim olacak diye dövünüyor. Olmadığındaysa nefretini büyüterek daha büyük bir saçmalığa imza atıveriyor sağ olsun. Kenan’ın kendisine karşı Zülüf’ü seçtiğini düşündü ve adım kadar eminim ki bir şekilde paçayı sıyırırsa tek olayı abisi ve yengesine hayatı zindan etmek olacak. Arkasında da Kevsa ve Celil olduğuna göre, gerçekler bir gün ortaya çıksa bile ancak hedef değiştirebilir zannımca. Onun ruhunun kolay kolay tedavi olacağını sanmıyorum.

Ökkeş tam anasının oğlu. Bencil, her istediği olsun isteyen ve bu arzuları için herkesi ateşe atmaktan çekinmeyen biri. Şaşırmamak lazım. Kevsa da bir zamanlar Kenan’ın annesine aynısını yapmış. Meğer gerçekten de kocası tarafından sevilmeyen bir kadınmış Kevsa. En azından görümcesinin deyişine göre öyle. Oğlunu da kendisi gibi işleyerek büyüttüğüne hiç şüphem kalmadı. Bu iki karakteri o kadar bütün görüyorum ki Kevsa ayağını kaldırdığı anda Ökkeş basıvermiş. Açıkçası Zülüf en büyük sınavının evlilik olduğunu düşünmesin bence. Bu ikisinden daha büyük sınanma olamaz. Hele ki yan yana gelirlerse o evi her şeyin sorumlusu gördükleri kızcağıza zindan edecekler gibi duruyor. Bu ekibe şüphesiz ki altın tespihi düşürmesi ve Zülüf’ün bunu görmesiyle korkan gözlerle bakan Celil de dahil olacaktır.

Emel ve Celilin geçmişiCelil, Kasım ve Emel. Bu üçünün arasındaki yaşananlar da her şeyi karmakarışık hâle getiriverdi. Aynı kadına âşık iki adam. Celil’in aşk anlayışı kendince olsa da hâlâ Emel’i unutamadığı belli ya da ablası gibi istediğini elde edememenin hırsını taşıyor. İki alenin arasındaki savaşı başlatan bu hayırsız kardeşlerin çıkış noktaları aşk gibi görünse de bence değil. Kasım, belki sevdiği kadın için yapmış olabilir ama Celil’in olayı tamamen duygusal olmayabilir. Gece hayatı, kumar, kadınlar… O tamamen para için girmiş besbelli ki. Sonucunu da tahmin edememişler. Ancak burada enteresan olan Emel. Sadece uğrunda bir şeyler feda edilen bir kadın olmadığını düşündürdü bana hâl ve hareketleriyle. Bu çalınan altınlarla bir ilgisi var mı bilemem. Yine de çok da masum gibi görünmedi bana. Saftır ya da değildir bilmiyorum ancak olayın en dışında görünen karakterin bile hikâyeye enfes bir şekilde dahil edilmesine ben hayran kaldım. Bu da içimde kalmasın.

Bir diziyi güzel yapan bana kalırsa mozaiğin bütünüdür. Hikâyesi, oyuncuları, rejisiyle Güvercin tam bir şölen sunuyor. Sahne aralarına serpiştirilen şehrin muazzam görüntülerinin, gökyüzü ve yeryüzünün tek çizgide yansıtılarak hiç kopma yaşamadan izlemenin seyri bambaşka. Senaristin yarattığı bu güzelliğe hayat veren Altan Dönmez’in bakışı da eklenince Güvercin kanatlandı, uçuyor demekten kendimi alamıyorum. Hâl böyle olunca da hem izlemesi hem de yazması büyük bir keyfe dönüşüyor.

Yazan, çeken, oynayan tüm ekibin yüreğine sağlık. Yazıma Can Yücel’in bu güzel dizeleriyle son veriyorum, haftaya görüşmek üzere. Sevgiyle kalın ve mucizelere inanmaktan asla vazgeçmeyin.

Sağ gözü ağladı önce, durduğu yerde,
Ne acıdığından, ne de kederinden;
Zati ilk düşen damlada
Ne insanlar ne kendisi vardı.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

4 Comments

  1. Anonim 12/12/2019

    Ben diziyi beyenerek isdiyorum çok güzel Allah daimini gedirsin

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 12/12/2019

      Teşekkür ederim güzel yorumunuz için, okuyan gözlerinize sağlık 🙏 🥰

  2. Mitra 13/12/2019

    Yazınızı çok beğendim. Nadiren bu tarz dizileri izlerim bir iki bölüm sonra bırakırım lakin bu dizi kendine o kadar güzel çekiyor ki. Her bölümünü her fragmanını büyük bir heyecanla izliyor ve bekliyorum. Aynı sizin gibi bir hafta nasıl beklicem nasıl geçecek bu hafta diye sızlanıp duruyorum. Sınavlarım arasında tek zaman ayırdığım dizidir Güvercin. Neyse yazınız beni çok mutlu etti. 👍😉🙂

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 14/12/2019

      Benim için de aynı durum 🥰🥰 Severek izliyor ve yazıyorum. Okuyan gözlerinize sağlık, teşekkür ederim güzel yorumunuz için 🙏 ❤️