Yazar: Şeyma BULUT

Üç haftalık aradan sonra beklentiyi en aza indirgeyerek oturdum bu haftaki bölümün başına. Geçtiğimiz haftalarda bize anlatılmaya çalışılan hikâyenin sürekli nazlı bir gelin gibi oradan oraya savrulması açıkçası diziye karşı olan heyecanımı aldı. Bu hafta ise geçtiğimiz bölümlere nazaran oldukça doyurucu bir bölüm izledik.

Geçtiğimiz bölümde Zeynep, Veli’nin zorlamasıyla Galip’i öldürmüştü. Geçen bölüm sonunda Zeynep’in uzun süre toparlanamayacağını düşünmüştüm– zira haftalardır anlatılan Zeynep buydu – ancak pek de öyle olmadı. Senaristin beni en fazla ters köşeye yatırdığı karakter Zeynep oldu ama bu iyi yönde bir ters köşeye yatmak değil. Zeynep karakterindeki bir insan kızının babasını  – zorlamayla olsa bile – öldürmeyi oldukça rahat atlatmış. Normal bir insanın bunu bu kolay atlatabilmesi bana pek mümkün gelmiyor. Zeynep’se bu olayı üstünden atmış, gayet normal bir şekilde devam etmiş hayatına. Zeynep’in öldürdüğü kocasıyla ilgili tek sorunu, kızına bu durumu açıklamasının zorluğu. Burada biraz ayrıntı görebilseydik güzel olurdu. Mesela Zeynep’in bu durumla başa çıkmaya çalışırken kızının mücadelesini verdiğini görmeliydik. Tabii ki yine ve yeniden göremedik. Sürekli şikâyet etmek istemiyorum ancak bu küçük hatalar birleşince gerçekten karşıma sürekli yön değiştiren bir dizi çıkıyor. Dizinin ana karakterlerinden birini yedi bölüm geçmesine rağmen hâlâ bir yere oturtamadım. Bundan sonraki bölümlerde Zeynep’in bu çizgisinden ayrılmadan devam edeceğini umuyorum.

Bu hafta en hoşuma giden ayrıntılarından biri de Kadir ve Zeynep’in yıllar önce yaşadıkları o aşka sadık kalarak birbirlerine yeniden tutunmaları oldu. Kadir önce annesini, sonra Zeynep’i ve en sonunda da ailesini kaybeden enkaza dönmüş bir adam. Hayat Kadir’e güzel bir oyun oynayarak uğruna kendini harap ettiği aşkını ona geri verdi. O aşkı, yanında bir çiçekle gelerek ona denizlerini geri verdi. Şimdiyse o geçmişindeki aşk sayesinde içindeki en büyük yara olan annesine yaklaştı. Bu haftaya kadar Kadir’in Zeynep ve annesine olan bu bağlılığını – ailesini kaybetmesine rağmen – anlayamamıştım. Aslında Kadir annesinde kaybettiğini Zeynep’te buldu. Zeynep’i de kaybetmesi üzerine dağıldı ve Aslı ile aslında Zeynep’in boşluğunu doldurdu. Kadir’in, annesi ve Zeynep’ten sonra en değer verdiği ise kızı Deniz’di. Onun acısını bir ömür atlatamayacak belki ama Aylin ile yeniden baba olma duygusunu tadacak gibi görünüyor.

Zeynep ve Kadir’in arasındaki iletişim bu hafta oldukça derin işlenmişti. Kızını kurtararak Zeynep’i yeniden hayata bağlayan Kadir’in ilacı ise Zeynep’te. Kadir, duygusal anlamda hasta bir insan. Hayatı boyunca kaybetmiş, her yol ayrımında yalnız kalmış bir yaralı ruh. İşte Zeynep ve Aylin bu yaralı ruhu “sevgi” ile iyileştireceğe benziyorlar. Kadir Zeynep’e “Bana sevmeyi öğret” derken aslında “sevilmeyi öğret” demek istedi ve Zeynep sevgisiyle Kadir’i yeniden hayata bağlayacak tek kişi konumunda şu anda. Kadir ve Zeynep bu hafta beni oldukça tatmin ettiler açıkçası, böyle de devam etmelerini umuyorum.

Haftalardır aranan heyecan sonunda Veli’nin Zeynep’e takmasıyla diziye geldi. Ana konusu aksiyon olan bir dizide, heyecan maalesef yüz yıllık bir klişe ile geldi: Kötü adam tüm gücüyle kötülüklerini yaparken birden âşık olur ve her şey değişir. Ben bunu sevmiyorum ne yazık ki.  Kaldı ki Veli’nin yaşadığı durum aşk ya da sevgi değil. Kadir’in elinde olanları o kadar büyük bir hırsla istiyor ki  Zeynep’e de bu yüzden kafayı takmış durumda. Birçok izleyici bu durumu beğenmiş olabilir ancak ben biraz daha orijinal bir şeyler beklerdim.

Haftalardır Veli ve Kadir arasında geçen kedi fare oyunun ilk bölümü bu hafta bitti. Kadir, Veli’den Aylin’i aldı. Ve oyunun ilk raundu Kadir’in. En azından bölümün ortasında böyle düşünüyordum. Fakat bölümün sonunda sedyede yatan Veli’nin yanına gelen bir kadın, aslında Veli’nin ilk raundu Kadir’in haberi bile olmadan aldığını düşündürdü bana. Kadir’in en büyük zaafı annesi. Onu zaaflarından vurmak isteyen Veli, Kadir’in annesini buldu ve hatta bulmakla kalmadı –yüzünü göremesek bile – onu annesi yerine koydu. Aslında bu durum bile Veli’nin psikopatça bir takıntıyla Kadir’in sahip olduklarını istediği gerçeğini apaçık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde gün yüzüne çıkardı.

Kadir ve Zeynep cephesinde bunlar yaşanırken Cemre ve Kerem ise yeni hayatlarının ilk dönemecine girdiler. Haftalardır bu dörtlünün bir şekilde aynı karede olması gerektiğini söyledik ve bu hafta oldukça haklı olduğumuzu düşündüm. Cemre tutunduğu son kalesi olan babasını da onun karanlık yüzünü gördüğü anda kaybetti. Cemre, Demir ve Belma’nın ihanetiyle başa çıkmaya çalışırken Selim’in Veli’nin avukatı olmasıyla bir darbe daha yedi.  Bir de Selim’in Aylin’in yerini bildiğini öğrenince eski hayatıyla arasındaki son bağı da kopardı ve hayatı ayaklarının altından kayarken ona umutla bakan bir çift göz sayesinde yeniden hayata döndü dersem abartmış olmam aslında. Cemre etrafındaki tüm yalan bulutunu dağıtan Kerem’e şimdiden fazlasıyla bağlandı. Hayatı boyunca aradığı, içindeki boşluğu hiçbir şekilde dolduramadığı sevgiyi ona Kerem koşulsuz bir şekilde sundu. Cemre’nin gözlerindeki inanç da Kerem’i yeniden hayata döndürdü. Meral’e dediği gibi ona birinin inanmasının üzerinden ömürlük süre geçti ancak bu iki yaralı çocuk, yaşayacakları aşkın sinyallerini verirken bir yandan da daha aşk kendini göstermeden birbirlerine ilaç oldular.  Cemre ve Kerem arasındaki saf heyecan bana unuttuğumuz bazı duyguları hatırlattı. Aşk gözlerden kalbe giden bir yolculuktur. Ben o gözlerde bunu o kadar güzel aldım ki bu çiftin umut dolu hikâyesi –her şeye rağmen – beni fazlasıyla içine çekti. Dizilerde maalesef bu tip aşk hikâyeleri artık yerini tamamen fiziksel ilişkilere bıraktığı için uzun zamandır özlemini çektiğim bu duyguları yeniden görmek beni fazlasıyla memnun etti. Hayatları boyunca kaybeden ve aidiyet duygusunu bir an bile bilmeden yaşayan Cemre ve Kerem birbirlerine yaslanarak çok güzel bir hayat arkadaşlığının ilk adımını attılar.  Bundan sonra neler yaşarlar bilemem ama bu tip bağlılıklar asla kopmaz.

Muhteşem dörtlümüz bunları yaşarken Selim’in ağzından aslında şehirde yeni bir ‘oyun kurucu’ olduğunu öğreniyoruz: Cansız. Anladığım kadarıyla bu gizemli kişi Selim ve Veli’nin çalıştığı ve oldukça acımasız biri. Selim’in Veli’nin başına gelenlerden sonra yaşadığı korkuya bakılacak olursa Çarpışma kadrosunda yakında yeni bir isim göreceğiz. Teşkilatın içindeki köstebeğin de nedense ben bu Cansız denen kişiyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Kadir’in yaptığı usulsüzlükleri aslında en başından beri bilen müdürün bu hafta rozetini alması ve Kadir’i iyice köşeye sıkıştırması ve içten içe aslında sürekli Veli’den uzak durmaya çalışması, kafamda soru işaretleri oluşturmadı değil. Cansız gelir mi? Ya da ne yapar şimdiden bilemeyiz  ama ortaya çıktığında tüm dengeleri alt üst edeceğini düşünüyorum.

Haftalardır beklediğimiz buluşmayı bu hafta görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Başlarındaki sorunlardan, etraflarındaki yalanlardan kurtulan bu dörtlü aynı masada buluştu. Bana göre bölümün en iyi sahnesi de buydu. Cemre’nin Kadir’in lisanını anlamaya çalışması, Zeynep ve Kadir’in arasındaki biraz şaka biraz duygu dolu konuşmalar ve hepsinin sonunda onlara derin bir sevgiyle bakan Kerem. Onlar artık aile oldular. Bir kazayla bir araya gelen bu dört insan artık yol arkadaşı oldu. Öyle ki Cemre ve Zeynep mahalleye taşınma kararı aldılar ve Cemre de tüm farklılığına rağmen büyük imkânlarla dolu o hayatına sırtını dönerek  artık ailesi olan bu insanlarla yeni hayatının ilk gününü yaşadı. Sahnenin renkleri, samimiyeti o kadar güzeldi ki sanki diziden bir sahne değil de gerçekten bir araya gelen dört insanın sohbetine şahitlik ettim.

İtiraf etmek gerekirse ilk altı bölüme nazaran oldukça iyi bir bölümdü. Ancak geç kalmış bir bölümdü. Bu bölümde izlediklerimizi çok daha önce izlemeliydik ama geç olsun güç olmasın. Bölüm oldukça iyiydi ancak bir konu var ki nedense bir türlü çözülemiyor. Ne mi? Aksiyon sahneleri. Olmuyor, olmuyor,olmuyor. Her yazımda bundan bahsetmekten ben de sıkıldım ama nedense bu sorun bir türlü çözülemedi. Onur Saylak ve Kıvanç Tatlıtuğ’u bir yere kapatıp vakit mi geçirmelerini mi sağlarsınız ne yaparsınız bilemem ama kesinlikle bu iki usta oyuncunun şu senkron sorununu çözmeleri gerekiyor. Kadir’in Aylin’i kurtardığı sahnede Veli ve Kadir arasındaki çatışma yine oldukça zayıftı. Bıkmadan diyeceğim sanırım. Aksiyon sahnelerini göz alıcı yapan senkrondur. Bu senkron maalesef ki Kıvanç Tatlıtuğ ve Onur Saylak arasında yok. Kadir ve Kerem’in, Yakup ve çetesiyle olan aksiyon sahnesinde senkron muazzamdı. İki oyuncu da gerçek anlamda sahneyi en iyi şekilde verdiler. Fakat Kadir ve Veli sahnelerinden aynı tadı alamıyorum ben. Bu iki oyuncunun bu durumu bir şekilde çözmeleri gerekiyor. İkisi ayrı ayrı sahnelerde devleşirken birlikte olan sahnelerdeki tutukluk maalesef çok önemli olan bu bölümleri basitleştiriyor.

Sonunda dizinin müzikleri ile ilgili sorun, tamamen bitti. Bu hafta Selda Bağcan ve Cem Karaca ezgilerini duyunca yüzümde engel olamadığım bir gülümseme oluştu. Müzikler oldukça iyi seçilirken sahnelere de çok başarılı giydirildi. Özellikle Selda Bağcan’ın puslu sesi , Kerem’in annesine duyduğu derin özlemle birleşince bir ara o sahnede gözlerimin dolduğunu hissettim. Bu sahnede çok beğendiğim diğer bir ayrıntı ise çekim kalitesiydi. Ahmet Katıksız ve Hakan Eren’in güzel görüşü, İstanbul manzarası ve Selda Bağcan eşliğinde Kerem’in yalnız ama dimdik bir şekilde yürümesini ekrana kusursuz taşıdı.

Çarpışma toparlanarak geri döndü. Senaryo sıkıntısı bariz bir şekilde belli olsa da en azından artık bir yörüngesi var. Senaristimiz sonunda bir yol çizmeyi başardı ve bize tadında bir bölüm sundu.  Hâlâ bariz hatalar devam etmekle birlikte geçtiğimiz haftaların hataları da giderilmeye çalışılmış.

Yazıma Turgut Uyar’ın bu güzel dizleriyle son veriyorum. Haftaya görüşmek üzere, sevgiyle kalın.

“sev beni, alış bana
kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu
sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev
şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını
bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi
zorlayarak her bir yanı
çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar“

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.