Yazar: Ayşe KUTLUHAN

Hiç beklemediğim bir ters köşeyle kalkmıştım geçtiğimiz hafta ekran başından. Adaleti yanıltmaktan avukatlık diploması askıya alınan Dila’nın, babasının da içinde bulunduğu örgütü çökertmek için polisle işbirliği yaptığını öğrendik, son sahnede.  İtiraf etmeliyim ki hikâye o kadar farklı ilerliyor ki kartlar bu kadar açık oynanmasına rağmen ardında beyin patlatacak bir sürü gizem bırakıyor. Ezberim bozuluyor ve bir sonraki bölümler için tahminde bulunmakta zorlanıyorum. Nereden ne çıkacağı belirsiz bir şekilde bazen şaşkınlıkla bazen de kızgınlıkla kalakalıyorum öylece bölüm sonunda. Her defasında “Haftaya nasıl bir olay karşılayacak bizi?” diye sorgulayarak kalkıyordum ekran başından. İşte sekizinci bölümün final sahnesi de tam olarak böyle bir etki yarattı üzerimde. Biraz kızgın, biraz şaşkın ve fazlasıyla karışık…

Dört koldan sarılmış bir şekilde bile isteye içine girdiği kurtlar sofrasında hâlâ neyle sınandığının farkında değil, Kuzgun. Ali, Kartal’ı avuçlarının içine alarak onu, içinden çıkılması zor bir cenderenin içine soktu; Şermin ve Bora’ysa Kuzgun’un ailesini altın tepside kurtlar sofrasının tam ortasına leziz bir şekilde sundu, bu bölüm. Kuzgun, ailesini kendinden uzak tutmaya çalıştıkça onlar daha çok hedef haline geldiler maalesef. Henüz kendini Behram Adıvar’a ispatlayamamışken bu kadar çok zaafı olması onu dört sıfır yenik başlattı bu savaşa. Meryem, Kartal, Kumru ve kabul etmekte zorlansa da kalbinin bir diğer yarısı Dila… Hepsi Kuzgun için ayrı ayrı yenilgi yaşama olasılığı maalesef.

Bora, Kuzgun’un zaaflarını gün yüzüne çıkarmak için çaba harcarken aslında farkında olmadığı bir şey vardı: Hem kurduğu tuzağa kendi düşüyordu hem de Kuzgun’a yıllar önce kaybettiği kalbini ve en önemlisi sevdiklerini geri veriyordu. İlk önce Meryem Hanım’la sınadı Kuzgun’u ve bu onun annesine karşı birazcık olsun kapılarını aralamasına sebep oldu. Kuzgun’un dünyasına tamamen giremese de eşiğinden içeriye bir adım atmış oldu, Meryem Hanım. Şimdi yine aynı şekilde Kuzgun’u bitirmek için kurduğu plan kendi kalbine dolanırken Kuzgun’un yüreğinin kıpırdamasına vesile olacağından habersiz.

Terzi Derviş “Bir kurşun atıldığında insan ilk kimin önüne geçerse zaafı odur.” demişti, Dila ve Kuzgun’a. Bilgin evinin bahçesine kurşun yağdı; Kuzgun, Kumru’ya siper olurken Dila bir kaç saat önce nefret kustuğu Kuzgun’a siper oldu. Zaaflar döküldü ve zaaflar görüldü. Dila’nın vurulması Kuzgun cephesinde bambaşka bir pencere açacak diye düşünüyorum. İnkâr etseler de ikisinin de birbirlerine zayıf oldukları ortada. Dila’nın ölmeyeceğini göz önünde bulundurursak bu vurulma olayının ikili arasındaki o amansız kavganın dizginlenmesi için bir araç olacağını dile getirebiliriz. Evet, Kuzgun ilk Kumru’ya siper olarak onun, Dila’dan önemli olduğunu göstermiş olabilir ancak kurşunlar üzerlerine yağarken Kumru’yu güvene aldıktan sonra Dila’nın üzerine koşması, Dila’nın da hassas noktası olduğunun göstergesi.  Her şerde bir hayır vardır, derler ya Dila’nın vurulması, Kuzgun’un duygularını ortaya serecektir. Bununla beraber onun Dila’yı kaybetme korkusunu da Dila, Kuzgun’un gözlerinde görürse aralarındaki bu soğuk savaş bir nebze olsun yumuşar muhtemelen. Zira artık Kuzgun Cebeci ve Dila Bilgin yok; Kuzgun ve Dila Cebeci var. İkisi de aslında bu savaşta aynı tarafta olmaları gerektiğinin farkına varacaktır. Bu da Dila’nın, eve silahlı saldırıyı yapanın Bora olduğunu öğrenmesiyle olur diye düşünüyorum. Kuzgun dizisinde geçmişin sırları dışında hiçbir şey gizli kalmıyor, buna güvenerek en yakın zamanda bu saldırının Bora’nın planı olduğunu öğrenirler diye düşünüyorum.

Yanılmıyorsam beşinci bölüm yorumumda Füsun’un yolunun Ali’ye çıkacağını dile getirmiştim. Kuzgun’un aşkını kaybettiğini gören Füsun’dan temiz intikam savaşı çıkar diye düşünmüştüm.  Eee, tabii bu yolda bir de işbirlikçi lazımdı ona. O da Ali’den başkası olamazdı. Defne’ye bakıcı olarak eve gelmesi beni şaşırtsa da ben bu handikabı sevdim. Ali, hem Füsun hem de Kartal’la Kuzgun’un çevresini sarmış bir durumda. Aslına bakarsanız Ali’nin eline bu iki kozu da Kuzgun kendisi vermiş oldu. Kartal’ın dükkânını yakmasını bir şekilde anlayabilirim, neticede planının bir parçasıydı fakat yangın sonrası çıkacak olası problemleri sorgulamayıp hayatına devam etmesi, Kartal’ı şimdi bulunduğu noktaya getirdi maalesef. Öte yandan Füsun içinde aynı şey geçerli. Kuzgun’un intikamı için hayatını kaybetti Kesik, bunun ötesi berisi yok. Kuzgun’un Füsun’u korumak adına yapacağı en son hamle olmalıydı, onu İzmir’e göndermek. Hayattaki tek varlığı olan abisinin ölümünü sorgulayan kimsesiz kalmış bir kadına üstü kapalı cevaplar vermek hiç yakışmadı sana Kuzgun! O sana emanetti ve istediği paradan ziyade bir aileydi. İzmir’e göndermek yerine onu keşke kendi annene emanet edip ‘’O da senin bir kızın’’ demeyi akıl edebilseydin, çocuğum. Şimdi en yakın arkadaşının emaneti o kurtlar sofrasının yemi olmazdı. Füsun’a asla kızmadım ama yazık olacak.

Bölümün başından sonuna kadar bütün Dila ve Kuzgun sahnelerini çok sevdim. Gerek oyunculuk gerek sahnelerde geçen replikler oldukça yerindeydi. Dila’nın Kuzgun’un vücudundaki izleri gördükten sonra ona meydan okurcasına söylediği her kelime muhteşemdi ve söylenilen her şeyi hak etti. Kuzgun, Dila’ya âşık olacak; bu kaçınılmaz bir son ki bence zaten âşık da idrak etmekte zorlanıyor. İşte o zaman aynı evde aynı yatak odasında kontrolü nasıl sağlayacak, merak içerisindeyim. Kuzguncuğum, benim de sana kötü bir haberim var; sen, Dila’ya çoktan âşık oldun. Kız sana sokulduğunda şirazen kaydı, haberin yok. Kavgada söylenmeyecek cümleler sarf ettin ya kıza, ben eminim hepsini tek tek yutacaksın. Duam bundan yana.

Kendimi şöyle Kuzgun ve Kumru’nun sarılıp ağladıkları sahneye fırlatmak istiyorum adeta. En başından beri Kuzgun’un ailesine gerçek anlamda kavuşacağı anları bekledim durdum. İçlerinde en çok gözümde canlandırdığımsa abi ve kız kardeşin kavuşma anıydı açıkçası. Kumru, Kuzgun’un kadın versiyonuydu adeta. Kartal geçmişine set çekip olmamış gibi davranırken Kumru sırf geçmişi için gazetecilik mesleğini seçmişti. Seçtiğine değdi mi? Fazlasıyla değdi. Şermin’in onu sıkıştırdığı köşeden alnının akıyla ve de en önemlisi abisini aklayarak çıktı, Kumru. Bu da onun abisine kavuşmasına sebep oldu. Ahsen Eroğlu ve Barış Arduç, Kumru ve Kuzgun’a o kadar güzel duygu kattılar ki o sahnede ikisinin yirmi yıllık özlemini kalbimin en derininde hissettim diyebilirim. İtiraf etmeliyim, Barış Arduç, o kadar güzel ağlıyorsun ki bazen her bölüm seni ağlatacakları bir olay olsun diye dua ediyorum diyebilirim. Emeğinize sağlık.

Sırların gün yüzüne çıktığı, kayıpların verildiği ve zaafların ortaya serildiği bir bölüm izledik bu hafta. Teo’nun ölümü Bora’yı derinden yaralarken Kartal’a kocaman bir vicdan ve Ali’nin eline müthiş bir koz bıraktı.  Bölümde çok fazla göze sokulmasa da Kuzgun için de Kesik’in hayatına karşılık kısasa kısaslık bir durum oldu. Aslına bakarsanız Bora ve Kuzgun aynı kaderi yaşadılar bir bakımdan, ikisi de yol arkadaşını kaybetti bu savaşta. Teo’yu kaybetmenin acısı Dila’nın Kuzgun’la evlenmesiyle birleşince Bora’nın, Kuzgun’a olan öfkesi iyiden iyiye arttı. Sağlam plan yaptı fakat yersiz bir zamanda uygulayarak yine zarar gelmesin dediği Dila’ya zarar vermiş oldu. Üstelik bu zarar, Kuzgun’u Dila’ya, Dila’yı Kuzgun’a bağlayacak bir zarar olacak muhtemelen.

Genel Notlarım:

  • Kartal’ın ismini yanlış koymuş kim koymuşsa. Ondan olsa olsa serçe olurmuş kanımca. Zira Kumru ve Kuzgun’un zekâsının yanında onunkinin esamesi okunmuyor adeta. Ali’ye bu kadar güvenmesine bir türlü anlam veremesem de onu anlamaya çalışıyorum. Onu bu yola sürükleyen hiç şüphesiz ki Kuzgun’dan başkası değil. Tamirhaneyi yakıp kardeşinin hayatını darmadağın eden Kuzgun’ken yine onu o cenderenin içinden çekip kurtaracak olan da o olacak muhtemelen. Ali’nin Kartal’a verdiği silahın Teo’yu öldürdüğü silah olmadığını hepimiz tahmin etmişizdir. Ali, öfkeyle kalkıp zararla oturan bir karakter olsa da Kartal’ı kullandığından hiç şüphem yok. En çıkmaza girdiği anda o silahı Kuzgun ya da Kartal’ı çökertmek için kullanacağından da eminim.
  • Kumru’nun kıvrak zekâsıyla Şeref Dağıstanlı cinayetinin çözülmesi, Kuzgun’u sırtındaki bir kamburdan kurtardı. Bora ve Şermin kendilerinden daha kurnaz iki kardeşe tosladıkça hangi tarafa yöneleceklerini şaşırıyor. Bora her defasında bir plan çerçevesinde hareket etse de öfkesi onun hata yapmasına sebep oluyor. Neticede o da zaaflarıyla sınanıyor.
  • Cihan’ın Kumru’ya bayık bayık baktığını görmedim sanmayın. Yeni bir aşk vuku buluyor da Kumru o ateşe girer mi bilemedim.
  • Terzi Derviş bende hâlâ binlerce soru işareti. Onun Behram’la olan bağını ve Behram’ın Kuzgun’u koruma altına almasının ardında yatan sırrın ne olduğunu tahmin etmekten kurudum adeta.

Düşünmekten yanan beyin hücrelerimi saymazsam seyretmekten haz aldığım bir bölüm izledim açıkçası. Son üç bölümdür bu duyguyu yaşamanın mutluluğu içerisindeyim. Önümüzdeki bölüme olan heyecanım fazlasıyla yüksek. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.

Sevgiyle kalın.

 

 

 

 

 

 

 

 

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.