Kaan Sevi Hakan Ummak Cem Yiğit Üzümoğlu Baran Bölükbaşı

Yazar: Sinem ÖZCAN

Geçen haftanın finalinde sözleşmeyi imzalamak üzere olan Tarık’ta kalmıştık. Tarık’ın kızlarına borcunu ödemesi gerekiyordu ve kendini yok edeceğini bile bile o imzayı da atmak üzereydi ki Melis’in sağduyusu galip geldi. Bana sorarsanız Tarık’ın vazgeçmesinden çok daha doğruydu Melis’in onu vazgeçirmesi.

Ne var ki Seçil’in Tarık’la çok büyük bir savaşı var. Tarık, bir muharebeyi kazandığı anda o, bir başka cephe açarak ilerlemekten vazgeçmiyor. Bu defa da Tarık’ı kontrol altına alamadığını anladığı an, yeni cepheyi açıverdi: “Tarık, takımı yüzünden değil Bahar yüzünden orada kalmayı seçti.” Buna kendi inandığı gibi kızları inandırmakta da kararlı. Neviş, vazgeçirmeye çabalasa da Seçil, hedefe kilitlendiğinde ne yapıp edip onu vuran füze gibi, asla vazgeçmiyor. Eninde sonunda bu bombayı da patlatacaktır.

Uzun süre Seçil’i anladığımı düşündüm, ben. Onun kırgınlığını, tercih edilmeme acısı ve Tarık’ı elde edemediği için büyüttüğü kini… Kabullenmedim ama anladım. Oysa son iki haftadır, beni dahi zorluyor, saplantısıyla ve kötülüğüyle… Ne acıdır, bir insan için “Senin mutlu olmana izin vermeyeceğim!” diyebilmek, ne acıdır onu çocuklarını kullanarak köşeye sıkıştırmak ve ne büyük acizliktir iki çocuğu sırf babalarından intikam almak için kullanmak… Hep yüreğinin bir yanında iyi bir köşe kaldığına ve karakter evrildikçe o tarafın ortaya çıkmaya başlayacağına inanmıştım ama yanılmışım. Giderek içindeki iyi tarafı yitiriyor Seçil. Tarık’a yapmaya çalıştıkları çok da umrumda değil açıkçası ama bunca zaman bakıp büyüttüğü yeğenlerini buna alet ediyor oluşu beni fena sinirlendiriyor. İki büyüğün savaşında ne olursa olsun çocuklar arada kalmamalı ve taraf olmaya zorlanmamalı.

AE3Bahar, şimdilik anneyi de yumuşatmış ve Tarık’la ilişkisinde engelleri ortadan kaldırmış gibi. Bahar – Tarık ilişkisi uzun zamandır olmadığı kadar yoluna girmiş görünüyor. Yine de fazla muhabbet tez ayrılık getirir, sözüne sığınıyorum. Zira baştan beri ben Bahar’a hiç ısınamadım. Araya engel girse ve ayrılsalar yüzümde güller açacak, o derece.

Bu hafta beni en keyiflendiren yer, kuşkusuz gençler cephesiydi. Hakan’ın haftalardır ilk defa yüzü gülüyor, çok şükür. Üstelik Melis’le aralarındaki problem de aşıldı gibi. Bu arada söylemezsem olmaz, bölümün en beğendiğim iki sahnesinden biriydi Lunapark bölümü. Yazanın, çekenin, oynayanların emeğine sağlık…

AE1

Çarpışan otolarda ve dönme dolapta duyguların ortaya dökülmesine ayrı bayıldım. Hem orijinal hem de yaşlarına çok uygundu. En bayıldığımsa adı konmadan, uzun uzun konuşmalar yapılmadan sevgili olma aşamasına geçmeleriydi. Sevmiyorum ben her şeyin sözcüklerle anlatılmasını. Üstüne çok vurgu yapmadan el ele tutuşmalar, bakışlar ve arkadaşlığın hoş bir sahiplenmeye dönmesi bana çok daha samimi ve gerçek geliyor. Üstelik yaşları 17 – 18 olan gençlerin “hayatı tespih yapıp sallamış” koca koca laflar etmelerini de saçma buluyorum. Sanırım bundan, lunapark sahnelerini çok sıcak ve inandırıcı bulmam.

Seçmelere katılma şansı elde etmiş olmak ve Hakan’la Melis’i bir araya getirme çabaları Fikret’i biraz avutmuş görünüyordu ancak onun Sibel sevdasının taAE11mamen üstünü çizmesi Sibel’in gerçek yüzünü görmekle olacak, sanırım. Bunu Hakan’la dostluğuna zarar gelmeden kavrasa harika olacak elbette ama hiçbir sır sonsuza dek gizli kalmaz, kuralı gereğince Sibel’in asıl derdinin Hakan olduğunu da öğrenmesi kaçınılmaz.

Gerçi Sibel’in asıl derdi gerçekten Hakan mı? Ona da çok inanmıyorum. Hakan, gücü temsil ettiği için şu ana dek Sibel için cazipti ama şimdi gerçek arzusunu yani sınıf atlamayı sağlayabilecek Kıvanç karşısına çıkınca onun da yönü değişebilir gibi geliyor bana. Kıvanç’ın onu, Hakanları tuzağa düşürmek için kullanmasına da takılmayacaktır. Sibel, Makyevelist bir tip. İsteği sonuca ulaşana dek başkalarına olanlar, kendi yaşadıkları çok da önemli değil. Yeter ki o hayallerine kavuşsun. Benim Sibel – Kıvanç ikilisine hiç itirazım olmaz. Hele Sibel, gözümün önünden çekilirse itiraz ne kelime, destekçisi bile olurum.

Sibel ve Kıvanç işbirliği, Kıvanç’ın Sibel’i kullandığı ortaya çıkınca geçici bir süreyle aksayacaktır ama aslında ikisi de aynı kumaştan ve gerçekten yakışıyorlar birbirlerine. Sibel konusunda Hakan, çok haklıydı. Tehlikeli bir kız o ve onun hırsı Kıvanç’ın öfkesiyle birleşince iki kat daha tehlikeli olacaklardır.

AE2

Kıvanç’ı değerlendirirken beni durduran bir şey var. Ona Seçil ya da Sibel gibi direk “kötü” diyemiyorum, ben. Sanırım art öyküsünden bir şeyler bekliyorum. Bu hâle gelmesine neyin sebep olduğunu, hırsının öfkesinin nedenini öğrenirsem onu anlayacakmışım gibi hissediyorum. Yeri gelmişken hemen söyleyeyim: Ben dizilerde iyi yazılmış ve iyi canlandırılan kötü karakterleri çok severim. Hatta diyebilirim ki ana kahramanlardan fazla ilgimi çeker çünkü daha renkli ve daha karmaşık olurlar. Kıvanç da hem çok iyi yazılıyor hem de çok çok iyi canlandırılıyor. Emre Bey, çok genç olmasına karşın bence çok güç bir rolün altından çok rahat kalkıyor ve Kıvanç’ın başarısında büyük pay sahibi.

Çatışmanın temel kuralıdır: Eş güçler arasında olmalı… Burada da Hakan ve Kıvanç birbirine çok denk iki rakip… Biri dürüstlüğü, korkusuzluğu ve güçlü oluşuyla ağırlık kazanırken diğeri hiç vazgeçmeyişi, kumpasları ve entrikalarıyla onu dengeliyor. Çok güzel bir tezatla çok doğru yaratılmış bir ikili bence, Hakan ve Kıvanç.

AE5

Melis’in grubun yeni “yengesi” oluşunu da ekibin Melis’le Hakan’ı bir araya getirme çabalarını da çok sevdim. Melis giderek mekânın müdavimlerinden biri olur, inşallah. Fakat ısrarla ipucu verilmeyen bir noktayı da fena hâlde merak ediyorum. Tarık’ın Melis ve Hakan ilişkisine nasıl bakacağını yani… Başlarındaki belalardan biraz soluk alabilirlerse Hakan ve Tarık arasında asıl komik sahneler o zaman gelecek diye umuyorum.

Bölüm finalinde Kıvanç amAE4acına ulaşıp Fiko ve Hakan’ı tuzağa çekti. İkisinin de zaaflarını iyi biliyor aslında Kıvanç ve takdir etmek lazım; iyi düşünülmüş, başarısızlığa uğraması imkânsız bir plandı. Ne o fotoğrafı gören Fiko dururdu ne de Hakan onu yalnız bırakırdı. Kaçınılmaz olan gerçekleşti ve izbandut gibi herifler tarafından ikisi de perte çıkarıldı.

Bölümde iki sahneyi çok beğendim demiştim. İlki lunapark bölümüydü, ikincisi de final sahnesi… İlkinin duygusuna, ikincisinin çekimine hayran oldum. Dayak sahnelerinin ağır çekimle verilmesi ve
çekim açıları müthişti. Her seferinde o tekmeler, o yumruklar çocuklarla birlikte bizim de böğrümüze indi. Bir an dayanamayıp “Yeter, artık; yeter!” diye söylendiğimi fark ettim. Melis’in gelişinden sonra bakışlara yapılan zoomlarla sahne iyice güçlendi. (Melis, çocukları o hâle getiren adamlara “ambulans çağırın!” diye bağırmayaydı iyiydi ama neyse)

Hele Hakan’ın bir Melis’e bir Fiko’ya gidip gelen bakışları, kendinden vazgeçip Fiko’nun durumunu anlamaya çabalar hâli beni benden aldı. Cem Yiğit Üzümoğlu, bakışlarını gerçekten iyi kullanıyor. Yönetmenin çekim açılarıyla oyuncunun çabası birleştiğinde de gerçekten çok başarılı bir sahne çıkmış ortaya.

Final sahnesi hem yeni sorular açtı hem de bazı şeylere netlik getirdi. Kıvanç amacına ulaşacak ve Hakan’la Fiko seçmelere katılamayacaklar mı, bilmiyoruz ama belli oldu ki Kıvanç, Melis konusunda bir defa daha mağlup oldu. Bu tuzak, Melis’i Hakan’a iyice bağlar ve aralarında yeşermeye başlayan ilişkiyi hızlandırır. Kıvanç, Melis’i yeniden elde edemeyeceğinin aslında farkında yaptığı da onu geri kazanmak adına bir hamle değil, direk Hakan’ı hedefleyen bir zarar verme planıydı ama işin diğer boyutundaki Sibel, bu oyundan en zararlı çıkan isim olur. Fikret, her şeye rağmen bir türlü vazgeçmediği Sibel’i Kıvanç’la görünce Sibel’e olan duygularını bir daha gözden geçirir, o yapamasa da ekip bunu zaten yaptıracaktır, Fikret’e. Kıvanç’ın onu kullandığını fark etmesi üstelik Melis ve Hakan’ın daha da sıkı birbirlerine bağlandıklarını görmesi onun için ağır tokat olacaktır. Ancak biliyorum ki Sibel de Kıvanç gibi bundan ders almayacak ve hırsı artacaktır. Biz onların bu hırsla yapacaklarına daha epeyce şahit olacağız.

Baştan sona ritmi iyi tutturulmuş, bağlantıları çok doğru kurulmuş, diyalogları çok keyifli yazılmış ve çok iyi çekilmiş, güzel mi güzel bir bölüm izledim ben. Emeği geçen herkese teşekkürler…

 

 

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.