Yazar: Tuğçe YELİZ

Hayatımızın ne kadarı bizim kontrolümüz altında ya da tercihlerimizi neye göre belirliyoruz, hiç düşündünüz mü? Afili Aşk‘ı izlediğim süre boyunca benim kafamda bu sorular döndü durdu. Hayatta çoğu zaman öyle durumlarla karşılaşırız ki nasıl tepki göstereceğimizi bilemeyiz. Bu ve benzeri durumlarda iki çıkış kapısı belirir: “inkâr” ya da “kabullenme.” Peki bu unsurların hangisinin bizim için daha doğru olduğunu söyleyebiliriz? Benim için bu sorunun yanıtı kabullenmek. Olayın paniği ve o an içinde bulunduğunuz durumdan kurtulmak arzusuyla insan ilk olarak inkârı seçebilir ama gerçekler adım adım onu takip eder ve değişmez. Öyle bir an gelir ki hiç beklemediğin zamanda tokat gibi çarpılır kaçtıkların suratına. O yüzden demem o ki insan ne kadar çabuk kabullenirse bu sancılı süreç onun için daha hafif geçer.

Kerem ve Ayşe için kabullenme süresi sandığımdan biraz daha uzun sürecek gibi duruyor olsa da bu bölüm ettikleri büyük kavgayla gerçeklerle yüzleşmek için kocaman bir adım attılar aslında. Hatta biraz daha ileri giderek bu tartışmanın bir kapıyı kapatıp yenisini açtığını bile söyleyebilirim. Geçen bölümde mecburiyetten takılan yüzükten kurtulundu, bu defa da evcilik oyununun gerçekleşmesini sağlayan sebeplerden. Şimdi diyeceksiniz ki Kerem “Ayşe’nin kapısına yine şirket için gitti.” ama demeyin. Evet, Kerem o kapıyı çıkarları için çaldı ama öncesinde yaşadığı bir kabulleniş evresi  vardı ki o anlarda hem Kerem’e hem de Ayşe’ye adeta vuruldum. Bu evliliği devam ettirmek için ikisinin de hiç bir dış etkene ihtiyaçları olmadığını,  kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeleri gerektiğiyle yüzleşen Kerem ve Ayşe için bundan sonra çoğu şeyin değişeceğini düşünüyorum. En azından artık kendilerine yalan söylemek zorunda kalmayacaklar. Her ikisi de evcilik oyunu olmadan da sil baştan bir hayat kurabileceğinin farkına vardıklarına göre bu oyuna devam etmek istemelerinin ya da ayrılığa neden bu kadar üzüldüklerinin asıl sebebi, artık çok daha kolay gün yüzüne çıkacaktır. Üstelik bu kez kaçacak yerleri, saklanacak bir bahaneleri de yok.


Öyle ya da böyle Kerem’in o kapıya bir şekilde gideceği belliydi ama Ayşe’yi bu kadar aşağılayıp küçük düşürmek ne kadar doğruydu? İşte, bu sorunun yanıtından çok emin değilim. Önce Hülya, sonra Yelda en son Kerem. Ayşe üst üste sağlam darbeler aldı. Tüm bu yaşadıklarının bir gün önüne çıkacağı taa en başından belliydi ama bu kadar sert olmasına gerek yoktu bana göre. Çok fazla örselendi bu bölümde Ayşe, ne yalan söyleyeyim içim acıdı o hâllerine. Eh be Kerem! Herkesi anladım da sen neden tutamazsın ki şu çeneni.

Öte yandan Hülya!.. Onun yaptığı ikinci bencillik bu. Tarak olayında da kendini kurtarmak için topun Ayşe’ye patlamasına müsaade etmişti ancak bu defa sınırı çoktan aştı. Ben Ayşe’nin yerinde olsam sadece sözlü tehditle kalamayabilirdim vallahi, ne yalan söyleyeyim. Kendini üstün göstermek için masum insanları küçük düşürmeye bayılan, sonra da hiçbir şey yokmuş gibi üste çıkmaya çabalayan insanlara oldum olası sinir olmuşumdur zaten. Dolayısıyla Hülya, Ayşe’nin o çıkışını çoktan hak etmişti! Samet ile olan ilişkisini seviyorum ancak birinin gerçekten Hülya’ya dur demesi lazım. Yoksa işler iyice çığırından çıkacak ve evin içi iyice karışacak. O evde Ayşe’ye köstek değil, destek lazım.


Gonca olayına soğuk duruyordum ancak Ayşe’nin her geçen gün daha da içine kapandığını gördükçe bir dosta ihtiyacı olduğunu fark ettim. Onun da yaptığı şey yenilir yutulur cinsten değildi belki, evet ama Gonca’nın da haklı olduğu bir nokta vardı. “Ayşe, yanlış olanları düzeltmeyi sever.” deyişi ve akabinde Ayşe’den gelen “En kötü Gonca’nın evinde kalırım” sözleri, bu kanlı bıçaklı ilişkinin tatlıya bağlanacağı yolunda ilk sinyalleri verdi. Muhsin amcanın da Volkan’a kız arayışına girdiği şu dönemleri dikkate alırsak bunun için Gonca kuvvetli bir aday gibi duruyor. Bölümde de Volkan ve Samet’in sarhoş olduğu anlarda buna yönelik bir sinyal verildi aslında. Ben ilk etapta bu ikilinin arasındaki uyumu sevdim, açıkçası. Neden bir dörtlü olmasın ki? Gonca’nın istediği de Ayşe’ye elti olmak değil miydi zaten?

Ayşe’nin olayından sonra canımı sıkan bir diğer olaysa Muhsin amcanın hastalık haberiydi. Ara ara kalbini yoklamasıyla bir şeyler olduğunu anlamıştım zaten ancak durumun bu kadar vahim olduğunu tahmin etmemiştim doğrusu. Onun bu ailenin üzerinden elini çekmesi beraberinde türlü çatışmaları da getirir. Ben Muhsin karakterinin toparlayıcı, sevecen ve adil oluşunu izlemeyi çok seviyorum. Yapacak çok işi, gerçekleştirecek çok planı var. Volkan’ın düğünü, Kerem’in şirketin başına geçişi, torunlar vs. daha yol yarılanmadı bile Muhsin amca, bu kadar kolay pes edemezsin. Veda eder gibi bir tablo oluşturulmasını hiç ama hiç sevmedim.


Bölüm boyunca inkâr edip, köşeye sıkışan, sıkıştıkça hırçınlaşan ve dengesizleşen bunun akabinde kalp kırmaktan çekinmeyen bir Kerem vardı. Son sahnede “Ayşe seni çok seviyorum!” derken dolan gözleri, içtenliği ve heyecanı yine bir oyunun parçasıyla da olsa sonunda gelen itirafın onun üzerinde sağladığı rahatlığı gözler önüne seriyordu. Kerem, herkesten duyduğu gerçeklerin her ne kadar inkâr da etse aslında bariz farkındaydı, sadece bunu kendine itiraf edemiyordu. Bu durumu kabullendiği an, bu zamana kadar tanıdığı benliğine veda etmek zorunda kalacağının bilincindeydi çünkü. Zaten aşk biraz da kendinden vazgeçtiğin noktada başlamaz mı? Hoş, Kerem’in eski hâlinden zaten eser yoktu ama onun da bu gerçekle yüzleşmesi Volkan sayesinde gerçekleşti. Ne zaman karşındaki insanı daha çok düşünmeye başlarsan attığın her adımda aklına önce o gelirse bil ki aşk kaçınılmazdır artık. Kerem de bunların doğruluğunu bildiği için bu kadar öfkelenmedi mi zaten? Haksız yere kırdığı kalpleri nasıl tamir edecek merakla bekliyorum doğrusu.

Birçok yönden yeni yollara çıkacak bir bölümü daha geride bıraktık. Afili Aşk‘ın bu haftaki bölümü hikâyeye yeni bir katman kazandırarak daha da renklenmesine ışık tuttu, diyebilirim. Ben bölümü çok sevdim.
Yazan, çeken, oynayan herkesin emeklerine sağlık. Haftaya önce ekran karşısında, cuma günü de dizisin.com ‘da görüşmek dileğiyle. Sevgilerimle…

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.