Yazar: Ayşe KUTLUHAN

Geçtiğimiz haftayı Barca’nın, ölen karısıyla birlikte yaşadığı eve, kiralık yazısını asmasıyla kapatmıştık.  Onun,  geçmişine artık sünger çektiğine inandığımız noktada sabah uyanır uyanmaz, kiralık yazısını astığı gibi söküp aldığına şahit olduk. Barca’nın aklı ile kalbi arasında kaldığından hiç şüphem yok. Yaşadıkları ve hayata yeniden tutunması için ona sunulanlar, birbirine karışmış bir vaziyette, onun yön vermesi için yine onu bekliyor.

Yasemin, Barca ile olan hayallerine bir adım atıp, ona bir kapı açmaya çalışırken öte taraftan Feridun Barca, oğluna Ateş Kız için zemin hazırlamaya çoktan koyulmuştu bile. Geçtiğimiz hafta Nilüfer’in, Yasemin’e verdiği söz yüzünden Barca’ya olan duygularına set çekeceğinden bahsetmiştim, tabii bu sözün Barca için ne kadar etkileyici olacağı da belirsizdi. Bu hafta, balık sofrasında Yasemin ve Nilüfer’in telefonda karşı karşıya gelmesi, Mert’in, Yasemin’in ona olan duygularına yönelik bir aydınlanma yaşamasına sebep oldu. Yasemin’i kendinden uzak tutmak için Barca’nın tercih ettiği yol, Nilüfer’in tam tersine benim için en mantıklı olandı ve fakat yer ve zaman çok yanlıştı. Nilüfer, Yasemin’in yakın dostuydu ve buna ilaveten Yasemin’in Barca’ya olan duygularına da şahitti. Barca’nın, kendi doğru bildiği şeyin altında sergilediği bu davranış, Yasemin’in Nilüfer karşısında küçük düşmesine sebep oldu. Bununla birlikte aşkının bir karşılığı olmadığını öğrenmesi de onu fazlasıyla üzdü.

Barca’nın sergilediği kardeşlik tutumundan sonra Yasemin’in, Nilüfer ve Barca’nın yakınlaşmasına bir engel teşkil edeceğini düşünmüyorum artık. Zira Nilüfer’e de cephe almış bir vaziyette şu anda Yasemin. Benim için hiç dert değil, çünkü ben Yasemin’e Meto’yu ayarlamak gibi bir niyet içerisindeyim açıkçası. Feridun Barca’dan neyim eksik benim. Adam çatır çatır Nilüfer ve Barca’ya yürüyor. Neyseee! Konu dağılmasın. Barca ve MKC, her ne kadar inkâr ederlerse etsinler, onlar, birbirleri için iki ortak, iki arkadaş ve her şeyden önce iki kardeş… Postanede çıkan çatışmada MKC’nin vurulması üzerine, Barca’nın yaşadığı korkuyu, iliklerime kadar hissettim diyebilirim. Benim, MKC’in çelik yelek giydiğinden zerre şüphem yoktu. Zira kazağının altından net belliydi çelik yelek.  Bu yüzden ona bir şey olma ihtimali, beni zerre korkutmadı. Bundan olsa gerek o sahneyi gülerek ve zevkle seyrettim. Taa ki Barca’nın, MKC’nin gerçekten yaralandığını düşünüp ‘’Kardeşim’’ diyerek başına yığıldığı ana kadar. Gülüp eğlendiğim o sahnede, beni aniden kesip hüzne sürüklediği için İbrahim Çelikkol’a bir teşekkür borcum var sanırım. Komedisinden tut da hüznüne dek, o kadar iyi yaşatıyor ki sahneyi,  sen güldüğünle kalıp ‘’Yok, burada hüzünlenmemiz gerek’’ diyorsun kendi kendine, mecburen. Emeğine binlerce teşekkürler İbrahim Çelikkol.

Konu, Sevgili İbrahim Çelikkol’a gelince, Barca’yı unutabiliyorum sanırım. Ne diyordum ben? Hahh! Barca, Nilüfer’e doğru aktığını ağırdan ağırdan hissetmek üzere, hatta hissetti de hissettiklerini kendine yakıştıramıyor bence. Bunun en büyük etkeni, karısı onun yüzünden ölmüşken kendisinin hayatta kalması diye düşünüyorum. Eve, akşamında kiralık yazısını yazıp sabahında söküp alması bundan olsa gerek. Diğer büyük etkense hiç şüphesiz ki MKC. Zira Barca yapısında bir adam için Yasemin, mahallenin ve amirinin küçük kızı; Nilüfer’se iş ortağının ve bir türlü kabul edemediği kardeşinin kız kardeşi. Bütün bunları düşününce Nilüfer’le arasına set çekmekte de kesinlikle haklı Barca ve fakat o set, henüz çekilmedi. Zira hisler baki ancak henüz kabul değil.

Öte taraftan Yağmur ve MKC cephesinde MKC’nin, Yağmur’a olan kırgınlıklarıyla ilişkileri farklı bir yöne sapmıştı, geçtiğimiz bölümde. Bana göre ilişkilerde hiçbir zaman tek tarafta değildir suç. Eksiler birikince koca bir boşluk olur hayatında ve o boşlukta zamanla savrulmaya başlarsın. MKC, aşırı kontrolcü ve işkolik bir karakter. Gelgelelim Yağmur bunun tam tersine,  özgür ve baskı altında yaşamayı reddediyor ve iki zıt karakter yan yana gelince de arada ister istemez ardı ardına gelen kopukluklar oluyor. Hâlbuki bu zıtlığı iyi kullansalar, birbirini tamamlayan güzel bir çift çıkabilir meydana. Barca’nın da Yağmur’a dediği gibi, zıt olmak iyidir; birbirini tamamlarsın.

‘’Kaçan kovalanır.’’ derler ya çok doğru bir tabirdir aslında. MKC, Yağmur hayatına girdiğinden bu yana hep en çok koşturan, en çok ilgi gösteren olmuş ve de dolayısıyla da en çok sıkıştıran başka bir tabirle boğan taraf da o. Bu durum boşanınca da değişmemiş. Kaan’ın da dediği gibi, yarım bir boşanma olmuş bu. Yüksel Amir haklıydı. Biraz uzak kalmak ve kaçan taraf olmak, Yağmur’un bir şeylerin farkına varmasına vesile olabilirdi –ki oldu da- MKC, Yağmur’dan uzak kaldıkça Yağmur, onu bekler oldu, bu süreçte. Neyse ki biz Feridun baba ve Kaan ile çok güzel bir ekip olduk. Sadece bir seferlik olan kaçma operasyonuyla paşa paşa dans etmelerini de sağladık. Beter olun e mi! Ego ve diktatörlüğünüzü bir kenara bırakın da çocuğunuzun hasret kaldığı aileyi görün biraz. Babasının yanından kaçtığında kapısını ilk çaldığı kişi, henüz tanışalı kısacık bir zaman olsa da Feridun dedesi oldu Kaan’ın. Bu, onun sahip olmak istediği bir aile ortamıydı: anne, baba, hala, amca ve dededen oluşan kocaman bir aile. Birbirinizi bu kadar çok severken ona bu aileyi sunmak hiç de zor olmasa gerek. Restoranın açılışı tam bir aile ortamını serdi gözler önüne. Kaan’ın mektubuna diyecek sözüm yok. Kaan’ın kendisine hiç sözüm yok. O kadar sevilesi bir çocuk ki al kalbine bastır diyor insan.

Muhteşem İkili‘nin Ekrem’in mahallesine girmesinin üzerine, Yüksel Amir, MKC ve Barca’nın bir sene birlikte çalışmaları karşılığında MKC’ye teşkilatın beyni olma ve Barca’ya bundan sonra yalnız çalışma sözünü vermiş oldu. Ekrem’in mahallesinde geçen çatışmaya ve onu mahalleden sürmelerine yönelik pek bir şey demeyeceğim açıkçası. Zira mahalle ortası, alenen silahların konuşması ve mahallede yükselen dumanlarla sanki Muhteşem İkili Çukur’da gibi geldi bana. Kesinlikle Muhteşem İkili dizisine özgü bir sahne değildi.

Ekrem vaka’sını bir süre daha seyredeceğiz anlaşılan; üstelik büyük bir intikam yeminiyle. Zira çıkan çatışmada değerlisi olan, yeğeni öldü Ekrem’in. Onun dışında, dizinin başından beri dillerde gezen ve kim olduğuna dair bin bir fikir ürettiğimiz, Ahsen’imiz, bu bölüm ikilinin ağzından hiç düşmemekle beraber bölümün finalinde onların karşısına çıktı nihayet. Anladığım kadarıyla Ahsen, Barca ile Nilüfer ve MKC ile Yağmur arasında ki duygu geçişlerinin tetiklenmesine büyük yol açacak. Ben bu gidişattan çok zevk alacağıma inanıyorum. Bekleyip görelim; kim bu Ahsen?

”Eğer ortada bir Muhteşem İkili varsa, o da kesinlikle sizsiniz.”

 

Genel Notlarım:

  • İlk olarak Nilüfer’in restoranında kapıdan içeri girdiğinizde kapının sol duvarında asılı gördüğüm, Kemal Atatürk yazısına değinmek istiyorum. O kadar güzel bir detaydı ki ruhumu bırakabilirim. Düşünen yüreklerinize sağlık.
  • Ben, Feridun baba, Barca ve Kaan üçlüsüne tek kelimeyle bayıldım! Feridun Barca’dan Kaan’a müthiş bir dede olurken Barca’dan da mükemmel bir amca oldu. MKC ve Barca kendilerini birbirlerinden ne kadar soyutlarsa soyutlasın er ya da geç birbirlerine aile olduklarını kabul edecekler.
  • Yağmur ve Barca’nın henüz yeni tanışmasına rağmen, iletişimlerini çok sevdim. Onları daha fazla sahnede bir arada görmeyi ve mümkünse direk MKC’ye karşı birlik olmalarını istiyorum.
  • Birisi Barbaros’a söylesin! Bir düşün artık yakamızdan. Yıldım.
  • Dışarıda kaplan olup babasının karşısında kedi kesilen Barca ve hüzne boğulduğunda sığınmak için aile arayışına giren MKC’yi ayrı seviyorum.
  • Ay söylemeden edemeyeceğim! Bu kadar lüksün içinde yaşayıp, taaa Amerikalar da görev yapan, sosyetik Mustafa Kerim Can’ın kocaman olmuş kız kardeşinin âşık olma fikrine bu kadar zıt düşmesi, çok anlamsız geliyor bana. Bakınız; âşık olduğu kişiye değil, âşık olma fikrine karşı. Hayır, Barca’nın adını duysa adam, katil olacak zannımca. Adam mübarek Antepli Brad! Bu arada Nilüfer ve Barca ilişkisini MKC’ye kabullendirecek kişi Feridun Barca’dan başkası olmaz diye düşünüyorum.
  • Benim için bu bölümün en best repliği, Barca’nın MKC’ye ‘’Sen çok iyi bir babasın, kardeşim.’’ Pamuklara sararım ben bu cümleyi.

Bölümde emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.

Sevgiyle kalın.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.