YAZAR: Şeyma BULUT

Bazı duygular birtakım hisleri beraberinde getirir. Sevgi, anlayışı; korku, paniği getirir. Aşk mı? Onunla gelen en bariz iki duygu korku ve özlemdir. Hatta bazen yanındayken bile özlersin yaşadığın duygunun yoğunluğundan dolayı. Özlemek, hasret kalmak; yanındayken büyük olduğunu sandığın o sorunları küçücük yapar. Zaten iki insan birlikteyse birbirini seviyorsa halledilemeyecek hiçbir şey yoktur. Selin ve Demir’in artık bunu kavrayıp her şeyi geride bırakarak bir olmaları gerekiyor. Bunun içinse birbirlerini anlamaları, konuşmaları şart. Özlem bunu çözer mi? Gördüğüm kadarıyla yetecek de artacak bile.

Özlemin azı, çoğu olmaz ağırdır işte, der Nazım Hikmet. Nasıl doğru bir sözdür bu. Selin bugüne kadar Demir’i, gerçekten özlememişti. Bir gün ayrı kalınca belki lafta bir hasret vardı ama şimdiki gibi değildi. Demir o kafasını toplasın, kendisine gelsin diye eşyalarını alıp gidince biraz da olsa aklı başına geldi. Bir evi yuva yapan evdeki sevdiklerindir. Selin’e daha önce ev deyince aklına gelenleri listele dediklerinde son sıraya Demir yazmıştı. Bu hafta anladık ki o ev komple Demir’miş. Ondan önce çocuklarıyla gayet rahat bir hayat yaşadığı evine şimdi tek başına gitmek dahi istemiyor, sürekli planlar yaparak evden kaçmaya çalışıyor. Yalnız kaldığındaysa anılarına dalıyor, sevdiği adamın sesini duyuyor yani açıkçası hasret çekiyor. Bunları hiç yaşamak zorunda kalmayabilirdi aslında. Bir gel demesine bakıyor, tüm hayatları. “Seni özledim, eve gel” dediği anda Demir kanat takıp gelecek ama hâlâ kafasında kurdukları bunu söylemekten alıkoyuyor onu. Gel diyemiyor ama o evin tek başına kendine ait olduğunu da kabul etmiyor. O ev, hâlâ ikisinin ve Selin bunu çok iyi biliyor. Bu durumun değişmesini istediğini de sanmıyorum. Aksini bir an bile düşünse bir an Demirsiz bir ev, hayat istese düşünmeden o devir sözleşmesini imzalardı. Yapmadı, yapamadı.

Selin bu kafa karışıklıkları ve özlemle başa çıkmaya çalışırken Demir de hayatlarını yeniden kazanmak için düğmeye bastı. Aslında şöyle de diyebiliriz: Eski Demir Erendil geri döndü. Kendisini uzun zamandır görmemiştim ama itiraf edeyim, özlemişim bu adamı. Demir, Selin’le yaşadıklarından dolayı uzun süre gözlerine bir perde indirmişti aslında. İşin içine daha önce Burak girdiğinde neler olduğunu bir an unutup akışına bırakıp hayatına bakmak istemişti. Bu özensizliğinin faturasını şu anda kendi kariyeriyle ödemek üzere. Ama size bir şey diyeyim mi bir insan iyiyse, yetenekliyse ve zekâsını doğru şekilde kullanabiliyorsa aşılamayacak sorun yoktur. Demir de şu anda doğru adımlar atıyor ki tam bir manevra yapamasa da umut vaat eden işlere imza atıyor. Burada da çok net bir tablo çıkıyor karşımıza Demir’i aşk değiştirmedi. Demir sadece âşık olduğu kadına o sıcacık tarafını gösterdi. İşler biraz  sarpa sarınca zırhını giymesinden de bu anlaşılıyor zaten. İki ayrı Demir yok asla. Bir adam var, sadece hak edene hak ettiği gibi muamele ediyor. Geçtiğimiz haftalarda aşkın onu değiştirdiğini düşünmüştüm ancak anlıyorum ki böyle bir durum yokmuş. Açıkçası bunu diğer ihtimalden daha çok sevdim ben. Aşk insanı elbet değiştirir, bu kötü değildir. Olduğun kişinin ortaya çıkmasını sağlıyorsa çok daha güzeldir, artık saklanmıyorsun demektir bu. Korkmadan, duvarların olmadan yaşama dönmüşsün demektir. Demir’e olan da tam olarak buydu. Bir zamanlar geçmişinde kaybolan, kalın ve sarsılmaz bir kalenin içinde yaşayan bu adam artık o kaleden çıktı. Sevdiği insanlar ve kendisi için mücadele ediyor ve bunu da asla saklamıyor.

Demir’in bu hâle gelmesinde şüphesiz en büyük katkı Selin’e ait. Ancak onun kadar emeği olan, bir ömrü Demir’in arkasında dimdik durarak geçiren biri daha var: Vedat. Bu adamı izlediğim ilk bölümden bu yana, yanımda Vedat gibi biri olsun istedim açıkçası. Seni her şeyinle anlayan, yanında olan, mutluluğunu her şeyin önüne koyan bir dost kadar kıymetli bir şey olabilir mi? Bütün dünya üzerine gelse bile arkanı döndüğünde orada seni anlayan ve seven bir dostun varlığı insanı canlı tutar. Demir belki hayatı boyunca yalnızlıkla uğraştı ama her yıkıldığında tam yanında buldu Vedat’ını. Hatta iddialıyım, Demir, Vedat olmasa Selin’le bu aşamada da olamazdı. Can dostu her zaman doğru yolu göstermek için oradaydı.Bu bir servettir. Ömrünce böyle bir insana denk gelmeden yaşayıp sonra da ölüp gidenler var, Demir şanslılardan. Önce Vedat gibi bir dostu vardı. Sonra Selin gibi kendisine deli gibi âşık bir kadın çıktı ve o kadın sadece kendisini de vermedi ona. Demir’in artık etrafında büyük bir kalabalık var. Daha doğrusu, ailesi var. Kim bilir? Belki de hayat ondan eliyle aldıklarını, altın bir tepside geri sunuyordur.

Vedat, Demir’e doğru yolu gösterirken Ayda ve Merve de Selin’in saçma sapan hareketlere girmemesi için var güçleriyle savaşıyorlar. Bana soracak olursanız Selin ve Demir’in buna pek ihtiyaçları da yok zaten. Güya Selin kafasını toplamak için, Demir de Selin kendisini özlesin diye uzak duracaktı birbirinden. En azından kâğıt üzerindeki plan bu yöndeydi. Sonra ne mi oldu? Selin’in geçmişten gelen bir misafiri yüzünden tüm devreler birbirine girdi. Selin’in kıskançlık damarını biliyorduk zaten, Demir’in de görmüş olduk. Kıskanma duygusuna ben pek mana veremesem de aşkla birlikte gelen duygulardan biri de o. Sanırım sebebi de şu: İnsan âşık olunca karşısındaki, kendisine öylesine parlar ki, o parıltı insanın gözünü öyle bir kör eder ki herkes onu öyle görüyor sanırsın. O ışığı sanki tüm dünya görüyor da her an elinden gidecekmiş gibi hissedersin. Bu ikisinin durumu da bu aslında. Temelde aşklarından sonra hissettikleri en bariz iki duygu özlem ve kıskanma. Çok eğlenceli anlar yaşadığımız sahnelerin sonunda Selin’in gerçek sorununu öğrenmiş olduk. Demir’in saklaması falan sorunmuş da esas mesele Eylül’ü Demir’le yan yana görmeye olan tahammülsüzlüğüymüş. Selin bir şekilde bunu Demir’e söyleseydi Demir kurtulamasa bile içini rahatlatabilirdi ama Selin, Demir gibi içindekini gizleyince kördüğüm oldular. Ancak sorunlar hâlâ duruyor. Bırakın çözülmeyi bir arpa boyu yol bile alamadı. Uzak kalmakla da çözemediğini görünce Selin’in yelkenleri indirmesine çok az kaldığını söyleyebilirim. O indirmezse Demir fazla dayanacak gibi durmuyor. Vedat’a dediği gibi o delirmeden Selin’in anlaması lazım yoksa anlatmanın bir yolunu bulalım hep birlikte.

Selin ve Demir’in sorunlarını konuşmamaları en büyük problemdi bugüne kadar. Yine konuşamıyorlar ama bu sefer en azından duygular, gizlenmiyor. Geçtiğimiz hafta bitti mi hikâyeleri diye sormuştum ama sonrasında da eklemiştim bitemez diye. Bugüne kadar yaşadıkları hiçbir olayda ayrılık kelimesini telaffuz etmemişlerdi, yine öyle oldu. Araya zaman girdi belki biraz, artık aynı yerde yaşamıyorlar ancak ne olursa olsun, birbirini gerçekten seven iki insanın kalbi birbirinin ruhunda atar. Selin terk edildiğini düşünmüştü ama bunun öyle olmadığını net olarak anladı diye düşünüyorum. Anladı ki daha bir gün önce git dediği adam yanından gitmesin diye dondurmasından, sodasına kadar binlerce bahane uydurdu. Sevdiğin insanı özlemişsen yanında olmasını istiyorsan öncesinde çok büyük gibi görünen sorunlar birden yok oluverir. Hele ki sevdiğinin gitme ihtimali varsa işte o tek bir anda tüm sorunlar yok olur. Selin için de aynı böyle oldu. Özlemi o kadar ağır bastı ki gitmesini istemeyi bir kenara koyun, aradaki tüm duvarlarını kaldırdı. Peter ve Wendy nasıl ki tüm sorunlarına rağmen kovukta yan yana oturmayı başardılar. Demir ve Selin de  birbirleri olmadan ev dahi demedikleri yuvalarında yine aşka teslim oldular. Aşkın gücü tam da burada zaten. Her şeye ve herkese rağmen sevdiğine sarılırsın ve tüm o sorunlar artık sadece toz bulutu hâline gelir.

Bölümün finalinde, karşımıza yeniden Burak ve kötülükleri çıktı. Selin ve Demir her şeye rağmen birbirlerine bir adım atmışken yeniden aralarına nifak sokmak için son kozunu da oynadı. Selin sayesinde yeniden kendine gelen Demir’i dağıtmaktan başka bir amacı da yok bana göre. Burak hayatı boyunca görmediği saygıyı, sevgiyi Demir’in görmesine tahammül edemiyor. Hayatına giren tüm kadınların bir şekilde Demir’e yakınlık duyması, Demir’in başarıları onun gibi kaybedenler kulübü daimi üyesi bir zavallıya fazla geldi tabi. Demir’i yıkmak için her türlü iğrençliği yapmasına rağmen bu sefer yeniden, Selin daha önce beni karıştırma dediği hâlde yine tüm taşları yerinden oynatmaya karar verdi. Biliyor musunuz ben bu sefer asla başaramayacak diyorum. Neden mi? Selin, Demir’in kendisini ne kadar çok sevdiğini, tüm dünyası olduğunu biliyor. Evet kıskanıyor ve korkuyor olabilir ancak bu gerçek gün gibi ortadayken Burak yine uğraştığı ile kalacak. Dizide sona yaklaşmışken umarım bu adamın hak ettiğini bulmadan hikâyeye veda etmeyiz.

Her Yerde Sen, bize eğlenceli ve romantik bir bölüm hazırlamış. İzlemesi keyifli, akıcı bir bölümdü.

Yazan, çeken, oynayan ve kamera arkasında büyük emeklerle bize bu bölümü hazırlayan tüm ekibin yüreğine sağlık.

Yazıma Can Yücel’in bu güzel dizeleriyle son veriyorum, haftaya görüşmek üzere. Sevgiyle kalın ve mucizelere inanmaktan asla vazgeçmeyin.

özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.