Yazar: Sinem ÖZCAN

“Ufak Tefek Cinayetler”de geçen bölümü, Edip’in sahaya inmesinde bırakmıştık. Merve’yi ve dolayısıyla Pelin’i fena hâlde gafil avlayan bir hamleyle onların karşısına “Oya’nın sevgilisi” olarak çıktı Edip. Onun bu kararına Merve ve Pelin kadar şaşıran diğer isim de Oya oldu, elbette.

Oya’nın Edip’e “Niye böyle bir şey yaptın? Onların geçmişte yaptığını haklı çıkardın.” tepkisini ben de onayladım açıkçası. Merve, süreçle değil sonuçla ilgilenen bir kadın. Nitekim şoku atlatır atlatmaz “Onları bir araya ben getirdim. Mutlu olmalarını ben sağladım.” duygusunu yaşamaya ve yaşatmaya başladı. İlk gençlik günlerinin affedilmez hatasını, bunu yol açtığı bütün acıları bir kalemde silip “İyi ki o zaman, o oyunu oynamışım.” havasına giriverdi.

Ben baştan beri Edip’i anlamakta güçlük çekiyorum. Karakterin hatları çok flu olduğu için mi, Edip bana çok uzak bir kimlik olduğu için mi bilemiyorum ama ne düşündüğünü, ne hissettiğini ve ne planladığını çözemediğim gibi yaptığı hamleyi de hatalı buldum. Finalde Edip’in niyetinin Merve ve Pelin’le yüzleşmek hem de kocalarının önünde yüzleşmek olduğunu anladık ne var ki bu yöntemin Merve’yi yıldırması mümkün olmadığı gibi aksine konuyu tamamen kapatmasına ve kaldığı yerden devam etmesine sebep olacaktı. Bu yüzleşme Merve ve Pelin’in evliliklerine zarar verir mi? Merve’nin evliliğinin göstermelik olduğunu haftalardır fark ediyoruz zaten, bu evlilik kâğıt üstünde değilse de reelde yıkılmış durumda ve Edip’in ortaya attığı gerçekler bunu değiştirmez, bana kalırsa. Taylan da duyduklarıyla çok şaşırsa da hayat tarzını ve alışkanlıklarını değiştirecek yapıda bir adam olmadığından Pelin ve Taylan evliliğinde de bir deprem yaratmaz. O hâlde 96 yazında olayı yaratanlar ve bundan mağdur olanların yüzleşmesi neyi değiştirir? Bence hiçbir şey… Bu yüzden de Edip’in bu hamlesini anlamsız ve vakitsiz buldum ben. Gerçi final sahnesinde ortaya konan bu konuşmanın sonucunu şu an bilemesek de ben o yüzleşmenin bir nedenle yapılamayacağını ve Serhan’la Taylan’ın gerçeği şimdilik öğrenmeyeceğini düşünüyorum.

Edip’in gruba dâhil oluşu bize küçük bir kapı araladı. Uzun zamandır geçmişi, dünyası hatta kişiliğiyle ilgili doğru dürüst fikre sahip olamadığımız Serhan’a yaklaşmaya başladık. Edip’in ağzından dile gelen “Onun karanlık bir yanı var!” cümlesini pekiştiren Edip’i tavrıyla tehdit eden Serhan, bana buzdağının altının derin olduğunu sezdirdi. Sanırım yavaş yavaş Serhan’ı gerçekten tanımaya başlayacağız. Edip’in ortaya çıkışı, en çok bunu sağlayacak.

Serhan’ın derinleşmemiş olması, Oya’nın ketumluğu benim Serhan & Oya aşkına inanmamı güçleştiriyordu, daha önceki yorumlarda sözünü etmiştim. Oya, kimlik olarak donuk bir karakter, Serhan da çok belirsiz olunca aralarındaki her duygu bende flu kalıyor. Yavaş yavaş da duygularının belirmesi hoşuma gidecek açıkçası.

Bölümde Edip ve Serhan’ın bahçede olduğu sahnede bir detay beni biraz düşündürdü. Her ikisinin de evin ikinci katındaki açık pencereye dikkatle baktıklarını gördük. O pencere, ilk bölümde cinayetin işlendiği odanın penceresi ve ceset de oradan atılmıştı diye hatırlıyorum. Bu detay bende “Ölen ikisinden biri mi?” duygusu uyandırdı. Serhan ve Oya aşkının mutlu sona varmayacağına inandığım için ben baştan beri ölen Serhan mı sorusunu yöneltip duruyorum kendime, belki de buna inanmayı seçtiğim için o ayrıntı bana anlamlı geldi.

Edip’in ortaya çıkışı Merve ve Pelin’in hayatını hareketlendirirken Arzu kendi dünyasında kendi dramını yaşamayı sürdürüyor. Boşanma aşamasına kadar annesinin yanında, öfkeli ama dimdik durmayı başaran Nilay’ın bu hafta çözülmesi çok yerindeydi. Mutlu dünyası bir anda alabora olan her çocuğun yaşadığı fırtınayı Nilay, şimdiye dek sessizce geçiştirmeyi başarmıştı ama bütün bastırılan duygular gibi patlaması çok şiddetli oldu. Arzu’nun boşanma krizini özellikle de Nilay’a karşı yönetimi bence çok doğru ve örnek alınası nitelikteydi.

Mehmet’in savunulacak hiçbir yanı yok ama Mehmet çok gerçek bir karakter… Genç bir kadının peşine takılıp o güne dek yaptığı ne varsa kendi eliyle yok eden, bu arada kendisi dışındakileri darmadağın bırakan adam tiplemesi gündelik hayatta herkesin yaşamına ucundan kıyısından dokunmuştur. İhanet ve boşanmanın da herkesten çok çocukları etkilediği tartışmasız gerçek. Avukat hanımın dediği gibi “Olan çocuklara oluyor.” İşte bu krizin ortasında kendi mağduriyetini, öfkesini ve acısını ötelemeyi bilip anneliğini öne çıkaran ve sağduyusunu hiç kaybetmeyen Arzu, benden kocaman bir puan aldı. Geçmişinde ya da evliliğinde hatalar yapmış olsa da Arzu çok iyi bir anne figürü.

Mehmet’in boşanmadan sonra ağır pişmanlıklar yaşayacağı hissediliyor da Mehmet benim ilgi alanımda değil. Tek derdim Arzu’nun onun hayıflanmalarına, üzüntüsüne kanıp “çocuklarım için” bahanesiyle onu yeniden hayatına almamasında… Umarım biraz daha kendine gelince Enver’e şans verir de kendine yeni bir yol açar.

Merve, Edip’in ortaya çıktığı andan beri hazırlıksız olduğu durumların içinde buluyor kendini. Kurnazlığını kullanıp şu ana kadar durumu iyi idare etti ama bence önündeki asıl tehlike Edip’in yüzleşme isteği değil. Abisinin şirketteki yolsuzluklarının sebep olduğu Serhan’ın tutuklanma riski… Merve’nin şu an konuyla ilgili bilgisi yok ancak olsa da böyle bir durumun yol açacağı hasarı karşılaması onun için çok güç. Merve toplumsal statüsünü tamamen Serhan’ın karısı olmanın sağladığı güçle koruyor. Bu gücün kaybı hem de Serhan’ın “dolandırıcılık” gibi bir suçla bir süreliğine bile olsa içeri alınması Merve’ye güç kaybettirebilir. Merve’nin bu duruma nasıl tahammül göstereceğini ya da kendini olaydan nasıl sıyıracağını merakla bekliyorum.

Ufak Tefek Cinayetler, farklı bir kurguyla sunuluyor. Ana öykü: bir cinayet soruşturması… Biz bu soruşturmayı tanıkların gözünden geçmişe giderek öğreniyoruz. Bu noktada benim giderek artan bir rahatsızlığım oluştu. Tanıklar, olayın gözlemcisi niteliğinde… Ancak konuşmaları kesin yargılar taşıyor ve duruma yönelik yönlendirmeler barındırıyor.” Edip’in onlara hazırladığı sürpriz ortama bomba gibi düşecekti.” tarzı yönlendirici cümlelerden pek hoşlanmıyorum. Ben, izleyici olarak, durumu kendim görmek ve gördüğüm durumun etkilerini kendim değerlendirmek istiyorum. Üstelik “tanık” lar öykünün kahramanları da değil sadece gözlemcisi… Eğer ben öğretmeni, arkadaşları olan genci bir biçimde olayların içinde kahramanlarla birlikte olayı yaşarken görürsem bu yargılar beni çok da fazla rahatsız etmeyebilir ama grubun ilişki dinamiğinde yer almayan ve sadece dıştan onları gözleyen şahıslar oldukları düşünülürse ifadeleri ve yargıları bana fazla iddialı geliyor.

Tanıklardan biri olan manikürcü kız, bir süreliğine olay akışında yer alınca umutlanmış ve iki sekansın bütünleştirileceğini ummuştum ama şu ana kadar bu geçekleşmedi. Elbette benimki çok kişisel bir tavır ve genel izleyicinin benimle hemfikir olmayabileceğini de biliyorum. Yine de sorgulama ve tanıklık bölümlerinden rahatsız olduğumu vurgulamak istiyorum.

Önümüzdeki bölümden itibaren Serhan’ın biraz daha ağırlık kazanacağını ve olayın merkezine doğru yaklaştırıldığını hissediyorum. Bu da Sarmaşık’ta dengelerin değişmesine sebep olacak diye düşünüyorum. Kendi adıma, ben en çok bunların Merve’deki etkisini merakla bekliyorum

 

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.