Ozan Güven

 

Yazar: Buse KÜÇÜKKAYA

Fi, ilk bölümünde beni fazlasıyla etkilemişti. Sonraki bölümlerde hemen bir düşüşe geçeceğini zaten düşünmüyordum. Azra Kohen röportajında “Fi’nin 26’ncı bölümünde hikâye yarım kalıyor. Bu nedenle de belki bir ihtimal Çi’den de bazı bölümleri kullanmak zorunda hissedebiliriz” diyor. Yani ilerisi de iyice düşünülmüş bir senaryo mevcut. Hayal kırıklığına uğramayacağımı biliyordum. Zaten Fi, 2. Bölümüyle ilk bölümde parlayıp sonrasında sönen dizilerden olmayacağını gösterdi.

Bölüm güya yanlışlıkla Duruların bahçesine bırakılan, ama aslında Can’ın Duru’ya gönderdiği orkideler ile başlıyor. 10 gün geçmesine rağmen Deniz ile Duru hâlâ Duru’nun gösteride taktığı kırmızı tüyün kavgasını yapıyorlar. Kavga anında da tüy kopunca Deniz kendini affettirmek için bahçeye limon ağacı dikiyor ve “Çiçekçi, orkide satmaya çalıştı ama ben senin her sabah suyuna birkaç damla limon sıktığını biliyorum” diyor. Bu, Can’ın jestine karşılık Deniz’in “Bak orkide değil limon çünkü ben senin neyi sevip sevmediğini biliyorum” demesinin bir çeşidi zannımca.

 Can, Turgut Bey’i terapiye çağırıyor. Turgut Bey, sanata önem verdiğini sanan ama aslında “önem veriyormuş” gibi yapan, görüntüye önem veren bir iş adamı. Can’ın, onun hediye ettiği tabloyu beğenmeyip yüz buruşturmasından aslında bunu bölümün başından anlamıştık.

Özge, Can’a sormaması gereken o soruyu sorduğu için işten kovuluyor ve “Ben de senin hayatını mahvedeceğim” diye kendine söz veriyor.

Deniz’in öğrencilerine yıl sonu gösterisi için sponsor olan şirket (yani Turgut Bey’in şirketi), kuruluşlarının 40. Yıl yemeğinde Deniz’in öğrencilerinden gösteri yapmalarını istiyor. Deniz buna karşı çıkıyor ve “Biz sanatçıyız, siz yemek yerken sizi eğlendirecek bir ekip değiliz!” diyor.

Can, Zeynep’i örnek göstererek  “herkesin bir zaafı vardır, siz bana o zaafı gösterin” diyor. Nitekim Deniz’in de, Duru’nun da zaaflarını anlayıp, bunları kendi lehine kullanmaya başladı.

Sponsor iptal olunca Deniz, yılsonu gösterisi için okulun beş lira bile bütçesinin olmadığını öğreniyor. Bu da sanata gösterilmeyen saygının bir eleştirisi olabilir. (Ki Sıla da Deniz’le konuşurken bunu eleştiriyor.)

Sıla rolünde konuk oyuncu olarak Özge Özpirinççi var. Keşke konuk oyuncu değil de, ana karakterler arasında yer alsaydı dedim içimden. Bölüme ayrı bir enerji kattı çünkü. Can, Özge’ye “Yalnız uyumayı sevdiğimi biliyorsun” diyor. Tekrardan yalnız uyuduğunun üstünde bir vurgu var.

Hâlbuki Eti’ye “Hayatımda biri olsun istiyorum, birine sahip olmak istiyorum. O kadın da Duru” diyor. Duru için kendi kurallarını aşacak, çizgisinden çıkacak. Kontrolünü kaybedeceğini daha buradan anlayabiliyoruz aslında.

Duru için çizgisinden çıkıyor dedim. Normalde insanları peşinden koşturan, kendisi hiçbir şeyi beğenmeyen Can Manay, Duru için kanalın patronu Sadık Murat Kolhan ile konuşmaya gidiyor. Birinden bir şey rica etmek, üstüne üstlük bu ricanın çamurlu yollardan geçmesi Can’ın Duru’ya olan aşkının seviyesinin ne denli olduğunu gösteriyor bize. Sadık Kolhan da, Can’ı istediği şeyin ne kadar üstünde durduğunu fark ettiği için tabir-i caizse parmağında oynatıyor.

Sadık Murat Kolhan, yani Can’ın çalıştığı kanalın patronu rolünde Osman Sonant var. Can Manay’dan sonra beni en heyecanlandıran karakter diyebilirim. Çünkü daha öncesinde de Osman Sonant’ı çok severdim.

Bölüm yorumlarına baktığımda kitapları okuyanlar Sadık Murat Kolhan karakterinin çok yakışıklı ve karizmatik bir patron olduğunu, Osman Sonant’ın ise bu profile uymadığını söylemişler. İlk bölüm yorumumda da söyledim, ben kitapları okumadım. Ama Osman Sonant’ı çok beğeniyorum ki evvelden de beğenmeseydim, bilmeseydim beğenim sanırım bu diziyle başlardı. Çünkü bu role çok yakıştığını düşünüyorum.

Can, Sadık’a “Karın bir keresinde insanların sınırlarını zorladığını anlatmıştı. İnsanlar sınırlarını o kadar zorlar ki, sınırları aştığını fark etmez demişti. Sen de benim sınırlarımı zorladın. Ayağına kadar geldim. Şimdi de ben senin sınırlarını zorluyorum Sadık Kolhan” diyor.

Sadık, Deniz’in ekibine sponsor olmayı kabul ediyor, ama Can’ın onun yanına kadar gelip de ona hesap sorabilme cüreti onu bir yandan sinirlendiriyor da. Sınırlarının zorlanmasından hoşlanmıyor. Bence bu yüzden Özge ile iletişime geçiyor. Can’ın üzerine gidebilmek için.

Deniz sponsor bulamıyor ve bu yüzden Duru ile yine kavga etmeye başlıyorlar. Maalesef ki kavga anında Serenay Sarıkaya’nın kötü mimikleri dizinin seyrine olan adaptasyonumu bir parça böldü. Koptum.

Kavga anında Duru bardak kırığının üzerine basıyor ve bu sırada Can gelip sponsor bulduğunun müjdesini veriyor. Can yine günü kurtaran oluyor bir nevi. Deniz de Duru’ya “Müziğin gücü güzellik, bize de müziğin sesine gelmişti” diyor ama ilk bölüm yorumumda da söylemiştim. Aslında Duru için geliyor.

Eti, Can’ı tekrardan uyarıyor ve “En ufak bir hatanda geçmişini deşmeye başlarlar ve kim olduğunu öğrenirler. İkimiz de yanarız, bütün hayatımız mahvolur!” diyor.

Nitekim Özge, Can’ın geçmişini deşmeye başladı. Sadık Kolhan da Özge’ye ulaşarak Can hakkında gizlenen şeyi öğrenmeye çalışıyor.

Bölüm sonunda her zaman “her şey kontrolüm altında”diyen Can’ın evinde gizli bir oda açıp kameralarla Duru’yu seyrettiğini görüyoruz. Hâlbuki bu kontrollü birinin yapacağı bir hareket olmaktan çok uzak.

Bölüm başında Turgut Bey’in sanattan anlıyormuş gibi görünen bir insan olduğunu belirtmiştim. Can, Turgut Bey’e “o dansçıları size ben tavsiye etmiştim” diyor, yani Can aslında Deniz’in o şirketin 40. Yıl yemeğinde gösteri yapmayı kabul etmeyeceğini ve bundan dolayı kavga edeceklerini biliyordu. Çünkü Duru için dans ettiği takdirde nasıl olduğunun bir önemi yok, Deniz için ise sanat ön planda.

Kavga ettikleri sırada Deniz Duru’ya “Anlamanı beklemek hata, kafana o tüyü takıp sahneye çıkmandan belli. Tek amacın kendini göstermek!” diyor. Yani ne kadar barışırlarsa barışsınlar aralarında hallolmayan sorunlar başladı. Ve Can bunu öyle güzel oyunlarla yaptı ki, takdire şayan doğrusu.

Sadece bu detay değil tabii, diziye dair her şeyde emeği geçen herkese teşekkürler. Yine heyecanla izlediğim, sonunda “vay be” dediğim bir bölümdü.

Benzer Yazılar

Write a comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.