Yazar: Ayşe KUTLUHAN

İki kilit olayla kapatmıştık geçtiğimiz haftayı: Polis tarafından göz altına alınan MKC’nin, Barca tarafından kurtarılması ve planları tıkırında gitmeyen Demiray’ın, soluğu Yağmur’un kapısında alması. İtiraf etmeliyim ki Demiray, Yağmur’un kapısına dayandığında aklıma ilk gelen, en kötüsü oldu: Demiray’ın, Kaan’ı alması. Ancak bölüm ilerledikçe aslında amacının ailenin içine girmek olduğunu öğrenmiş oldum. Esasında gayet mantıklı bir davranıştı ancak es geçtiği bir husus var: MKC’nin her şeyden nem kapan sorgulayıcı karakteri. Gerçi bu karakteri, yardıma ihtiyacı olduğu o noktada pek bir işe yaramadı fakat bir sonraki adımda eminim bu işkillenme ona bir şeyleri hatırlatacaktır. Yani umarım.

MKC’nin, Demiray’ın yardımıyla polis kontrollerini atlatması sonucunda, dört bölümdür merakla beklediğimiz olay gerçekleşti ve MKC, Barca, Demiray üçlüsü bir araya geldi, nihayet. Üçlünün bir araya gelmesiyle geçmişe dair yapılan konuşmalar az da olsa merakımızı giderdi diye düşünüyorum. Geçen haftaki bölüm yorumumda Ahsen’le ilgili tahmin yürütürken “Hatta, Demiray’ın okuldan atılma sebebini Ahsen’e bağlamak gibi bir çılgınca düşünceye varmak istiyorum.” dediğimi hatırlıyorum. Bu tahminimde yanılmamak, beni oldukça mutlu etti açıkçası. Üçlünün yüzleşmesinde Demiray’ın, Sadri Hoca’nın odasını yaktığı için okuldan atıldığını öğrenmiş olduk. Onun, odayı Ahsen yüzünden yaktığı aşikar ancak hâlâ odayı yakma sebebine dair bir detay yok ortada. Öğrendiğimiz bir diğer husus ise Barca ve MKC’nin başarısı altında Demiray’ın hep dışlanması ve Sadri Hoca tarafından pek sevilmemesi. Bu da Demiray’ın hiç tereddüt etmeden Sadri Hoca’yı öldürme sebebini koyuyor ortaya. Bunlar dışında bilinen: Demiray’ın Ahsen yüzünden Sadri Hoca’nın odasını yakmasının ardından polis kolejinden atılması.

İşte ben tam da bu noktada, bu olayın ana etkeni şayet Ahsen’se -Ahsen’in ortada olmayışını ve kimsenin onun hayatta olduğunun dışında pek bir şey bilmeyişini düşünerek- onun da Demiray ile birlikte kolejden atılmış olmasına ihtimal vermek istiyorum. Tabii Ahsen’de MKC, Barca ve Demiray gibi bir polis koleji öğrencisiyse. Yalnız ben hâlâ Ahsen’in, üçünün akranı olduğuna ikna edemedim kendimi. MKC, Barca ve Demiray’ın aslında hayran olduğu fakat ona âşık olduklarını sandığı bir kolej öğretmeni olma olasılığı yüksek bende, Ahsen’in.

İki bölümdür yazımda en çok yer verdiğim karakter, Demiray oldu. MKC ve Barca’ya göre daha bir sır dolu ve merak edilesi taraflarının daha çok olduğunu düşünmem, buna en büyük etken sanırım. Aklımda ona dair takılan bir kaç nokta var aslında. Önceki bölümlerde Demiray, Polis Genel Müdürlüğüne araba bağışı yaparken Yüksel Amir ondan “Polis kolejini yarım bırakmak zorunda kalan öğrenci,” olarak bahsetmişti. Bir sonraki bölümde, aslında okuldan atılmış olduğunu öğrendik. Bu durumda “Demiray polis okulundan atılmış bir öğrenciyse Yüksel Amir’in bunu bilmeme olasılığı ne kadar mantıklı?” diye sorguladım kendimi. Resmî kayıt diye bir şey var sonuçta. Bir diğer bölümde babasının rahatsızlanmasıyla, aslında babasına çok geç kavuşmuş olduğunu duyduk, Demiray’ın ağzından. Ancak geçen bölümde yine babasının başında konuşurken polis kolejine onu yine babasının yazdırdığını öğrendik. Durum buysa “Demiray’ın bahsettiği ‘geç kavuşma’ hangi yaş aralığı?” diye sorgular oldum kendimi. Akabinde bu bölüm MKC tarafından “Bunun babası zengindi zaten.” cümlesi çıkınca bir anda  “Ne oluyoruz?” oldum kendi kendime. Dönüp baktığımda aynı konu üzerinden ortaya üç, dört farklı teori atıldığını gördüm. Bu olayın kurgu hatası olduğuna inanmak istemiyorum açıkçası. Zira senaristlerimiz yazılanı unutacak değil diye düşünüyorum. Bütün bu farklı kurgular tek cephede toplanıp anlam bulacaktır muhtemelen. Demiray ve babasına yönelik sır, kendini hâlâ koruyor diye düşünüyorum. İlerleyen bölümlerde farklı tüyolarla karşılaşacağımıza inanıyorum.

Demiray, bir şekilde polis araçlarının içindeki eroini kurtardı Barca’dan ancak Semih’i kurtarmayı başaramadı maalesef. Semih, kilit isim; çok zeki ve hayatını kurtarmak adına her şeyi yapabilecek potansiyele sahip bir kimlik. Barca ve MKC’yi aklamak adına, kendi hayatını garantiye almayı başardı. İkilinin görev başına geçtikleri anda Demiray’ı bulma adına kuvvetli bir adım atacakları aşikar.

Bu bölüm beni en çok etkileyen, Semih’in başındaki Barca’yı, sakinleştirip ona sözler veren MKC oldu. Barca’ya söylediği her bir söz, ayrı ayrı çok önem taşıyordu. Baksan birbirlerine zıt iki insan, hatta bir başka gözle baksak belki de iki düşman MKC ve Barca ancak birbirlerini en iyi anlayan da hiç şüphesiz ki yine ikisi. Sahnede geçen repliklerden mi bahsedeyim yoksa sergilenen oyunculuktan mı, bilemedim. O kadar seyredilesi bir sahneydi ki her şekilde kalbe dokunuyordu.

Velhasıl MKC ve Barca kendi çabalarıyla aklanmayı başardılar. Onlara bu davada hiç yardım etmeyen Yüksel Amir’ime de sevgilerimi sunuyorum. Senden ne Amir olur, ne de baba! Çok şükür Feridun Müdür var, emekli olsa da.

Genel Yorumlarım:

  • Feridun Barca’nın MKC’nin evinde Kaan’la olan diyaloğunu çok sevdim. Adeta bir dede gibiydi. Kaan’ın onun gibi bir dedeye ihtiyacı var.
  • Bölüme genel olarak bakacak olursam “Sahnelerde geçen repliklere şöyle bir kalbimi bırakıp gideyim.” derim. Komedisi oldukça yüksek ifadelere yer verildi, birçok kez. Gülmeme ihtimali, sıfır. Bunların başını “faceden” diyen MKC’ye, Barca’nın “Neysden?” diye soru yönelttiği repliği çekiyor diyebilirim. Dilime dolanır artık.
  • Semih’in ailesiyle görüntülü görüştüğü sahnede, kardeşi göründü ekranda. Bora Koçak’ın canlandırdığı Semih karakterinin karşısına, yine Bora Koçak’ın canlandırdığı kardeşi çıkınca, “İkiz kardeş vak’ası mı var?” diye sordum kendime. Ben, Semih’in kardeşinin izleyiciye boş yere gösterilmediğini düşünüyorum. İkiz kardeşi devreye girecek muhtemelen ama kendini Semih diye tanıtarak ama direk kendi olarak.Buna yönelik bir fikrim yok henüz. Gelecek bölüme görürüz diye umuyorum.
  • Bu bölüm, ağırdan ağırdan Nilüfer’in Barca’ya kaydığını gördük. Barca’nın henüz karısının intikamını almadan gönül işlerine vakit ayıracağını düşünmüyorum. Belli ki bir süre daha didişecekler.
  • Yağmur ve Barca’yı “en best kanka” ilan ediyorum. Ayrıca Yağmur’un, MKC’nin ardından onu  için Barca’ya söylediklerine de kalbimi bırakıyorum. Yağmur’un ayrılık kararını sorgulamak haddim değil açıkçası. Kendince haklı yönleri çok fazla. Ancak kendisinin de dediği gibi, boşanınca aşk bitmiyor.
  • Bu bölüm beni çok rahatsız eden bir replik geçti MKC ve Yağmur’un arasında. Söylemeden edemeyeceğim Sevgili senaristler, kusuruma bakmayın ya da bakın. Zira ben baktım sizin kusurunuza. “Koynumda YATTIĞIN geceleri” diye başladı cümle yanılmıyorsam. “Yattığın” kelimesi cümlenin içinde çok farklı yer edinmiş, bana göre. MKC cümleyi kurunca bir kaldım yerimde öylece dersem asla yalan olmaz. Affınıza sığınarak diyorum ki “Yattığın” kelimesi yerine cümleyi daha hoş tutacak “uyuduğun” kelimesini kullansaydık nasıl olurdu?

Çarpışma‘nın da perşembeye konmasıyla Muhteşem İkili’nin reytingleri beni oldukça endişelendirmişti açıkçası. Durumu stabil tutabilmesi beni mutlu etti. Kemikleşmiş bir kitle olduğuna inanmak istiyorum. Bölümde emeği geçen herkesin yüreğine sağlık. Haftaya görüşmek üzere.

Sevgiyle kalın.

 

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.