Yazar: Sinem ÖZCAN

Üç haftalık bir duraklamanın ardından, bu hafta öykünün yeni bir yol ayrımına geldiğini sezdiren bir bölüm izledim, Dolunay’da. Dengelerin değiştiği, hepsinden önemlisi “sır” konusunun yeniden önemli bir dinamik hâline geldiği bölümdü, bu.

Geçen hafta Ferit’in sözleşmeyi yırtarak Nazlı’yı bir anlamda özgür bırakmasıyla final yapmıştık. Bu, bana Ferit’in artık Nazlı’yı kovalamaktan vazgeçeceğinin işareti gibi gelmişti. Aslında Ferit, olayın biçim değiştirmesine izin vermiş; Nazlı’dan vazgeçmemişti. Onun bu ani hamlesi Nazlı’nın dengesini bozdu. Uzak durması gerektiğini bile bile ve bunu yapmayı samimi olarak istediği hâlde, başaramadığının farkına varmaya başladı. Balık restoranında Ferit’in masasına giden, kendini zorla Sapanca’ya davet ettiren Nazlı, kendine bile gerçeği itiraf etmekten kaçsa da Ferit’in yörüngesine çoktan girdi bile.

Nazlı’nın kendi restoranını açması ve Ferit’in çalışanı olmaması fikri hoşuma gitti. Böylelikle eşit güçler olabilecekler ve aralarında gelişecek her durum bu eşitliğe dayalı olacak. Ferit’in Nazlı’dan kendisine adıyla seslenmesini istemesi de bunun ilk adımı. Gerçi finalde restoranın gizli ortağının Ferit olduğunu öğrendik ve bir biçimde aralarında yine bir iş ilişkisi kurulacak gibi oldu ama bu defa ast üst hiyerarşisi olmadığından eşitliğe zarar vermeyeceğini umuyorum.

Ferit, kendince Nazlı’yı serbest bırakırmış gibi yapıp aslında yakın markaja aldı. Bana kalırsa bu onun aşırı kontrolcü yapısının eksilerinden biri. Sevdikleri söz konusu oldu mu kendini tutamayıp fazla müdahaleci oluyor. Deniz’de de bence aynı hatayı yaptı. Onu kollayıp korumak adına sorulmadan fikir veriyor ve bütün samimiyetiyle de bunu karşı tarafın iyiliği için yaptığını düşünüyor. Ne var ki kimi zaman sevdiklerimizin hata yapmasına izin vermek gerek Feritçim. İstenmeden verilen tavsiye hem değersiz oluyor hem de yanlış algılanıyor. Nitekim Deniz’in zaten var olan hırsıyla tepki vermesine neden oldu ve onunla arasının iyice açılmasına sebep oldu. Şimdi aynı şeyi Nazlı’ya yapmak da bana doğru gelmiyor. Sana ne kardeşim, kız restoranını nasıl dekore ederse etsin… İlk işi onun, içindeki coşkuyu bir anla ve çekil kenara tadını çıkarsın.

Korumacı yapısı nedeniyle tutamıyor kendini ama bu tavır bir süre sonra tıpkı Deniz’de olduğu gibi Nazlı’da da “baskı” olarak adlandırılabilir. (Ben de olsam bunu “baskı” olarak algılardım hemen belirteyim.) Kaş yapayım derken göz çıkarmasından kaygılanıyorum. İster Deniz ister Nazlı ister Bulut fark etmez, bırak hata yapsın, hatta yere çakılsın hatta hatta yara bere alsın. Sonra git, kaldır yerden; elini tut, destek ol; ne yapacaksan yap. Hata yapmadan doğruyu göremeyecekler ki…

İki çift lafım da Nazlı’ya var. Ona söyleyeceklerim bu bölüm elinin ayağına karışmasıyla ilgili değil. Olur o kadar! Kendi duygularını çözüp kafasında ve yüreğindeki savaşı anlamlandırdığında sükûnete erecektir ama ben ona Deniz’le ilgili artık kızmaya başladım. Baştan beri onun Deniz’i arkadaş olarak gördüğünden şüphem yok. Ne var ki karşı tarafın duygularını anlamamak nasıl bir aymazlıktır, Nazlı? Konuşmasındaki imayı fark etmiyorsun anladık,bakışlarını da mı anlamıyorsun kuzum? İlgisini kolayca ve severek kabul ediyorsun ve o ilginin nedenini hiç sorgulamıyor musun? Bu bölüm Deniz itiraf etti edecekken duruma uyanmana da bir şey demiyorum da ondan sonra bir çizgine dikkat etsen keşke.
Deniz’e kızıyorum Alya’nın duygularıyla oynuyor diye ama Nazlı’nın da ondan farkı kalmadı. Hoş Deniz, Nazlı’yla ilgili bir hayal dünyasında yaşadığından Nazlı doğru tavrı sergilese de anlayacağından şüphem var ama yine de Nazlı’ya yakışmıyor bu düşüncesizlik.

Hakan’ın Deniz’i uzaklaştırma ve Nazlı’yla Ferit’i bir araya getirme planı yapmasını bekliyordum. Beklemediğim bu plana Alya’yı dâhil etmesi oldu. İşte orada da kafam karıştı. Zira Alya anlık duygu ve kararlarla hareket eden bir kadın. Hakan ise planlı… Alya’ya verilen sırrın güvende olmayacağını bilmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Eğer Alya’nın açık etmesini istediği için kasten söylemediyse tabi ama bu durumda da Ferit’in eline velayetle ilgili koz vermiş olacak. (Kısacası şu an çıkamadım ben o işin içinden)

Alya’nın öğrendiği bilgiyi kendine saklamayacağı aşikâr. Deniz’i Nazlı’dan uzak tutma aracı olarak düşünüp onunla bunu kesinlikle paylaşacaktı ki öyle de oldu. Şimdi top Deniz’de. Nazlı’ya zarar gelmesin diye susar mı? Sanmam. O da yüzleşecektir diye düşünüyorum. Ya Nazlı’yla ya da Nazlı’dan Ferit’i soğutmak için Ferit’le. (Henüz karar veremedim hangisi daha Denizce olur diye) Her durumda olay, artık sır olmaktan çıkacak ve Ferit çok da uzun sürmeden bunu öğrenecek gibi geliyor. İşte bu da öykünün merkezinde bir değişiklik yapabilir.

Sapanca’da Nazlı’yı Ferit’in odasında görünce açıkçası bir kızdım. Daha önce defalarca izlediğimiz yanlışlıkla aynı odada kalma durumu yeniden ısıtılıp önümüze getiriliyor diye korktum ama neyse ki basit bir yanlışlıkta bırakıldı ve konu oraya saptırılmadı. Buna da çok sevindim.

Benim Dolunay’da sevdiğim şeylerden biri bölümlere yerleştirilen müziklerin güzel ve anlamlı oluşları… Bu defa da Ferit’ten piyanoda Beethoven’ın Ayışığı Sonatı’nın bir bölümünü dinledik. Ayışığı Sonatı’yla ilgili birkaç rivayet var ama biri ilgimi çekti: “Sonat, bestecinin büyük aşkı güzel Kontes Giulietta Giucciardi’ye adanmış. O günlerde kontese tutkulu bir aşkla bağlanan Beethoven arkadaşı Wegeler’e yazdığı mektupta: “Şimdi tekrar biraz daha mutlu yaşıyorum ve insanlar arasına karışıyorum. Bu değişikliği; beni seven ve benim de sevdiğim sevimli, büyüleyici genç bir kız yarattı. İki yıldan beri tekrar biraz mutluluk duyuyorum.” diyor. Şimdi söyler misiniz, ben nasıl bu hikâyeyi alıp da Ferit’e uyarlamayayım? İlk bölümden beri Ferit’in duygularını alışılageldik biçimde açmayacağını düşünüyorum. Bu sebeple de müziklerle yapılan bu göndermelere bayılıyorum. Kimin fikri, kimin seçimiyse yürekten kutluyorum.

Bölümde en beğendiğim Can Yaman sahnesi de aynı sahneydi. Kendinden emin, mükemmeliyetçi Ferit; gönüllü olmadığı, üstüne üstlük kusursuz yapamadığı bir işe zorlanmıştı. Kendi ifadesiyle “rezil olmak” istemiyordu. Dış dünyaya daima mükemmel görünmeye çalışan bir adamın, bu görüntüsünü kıran ve ona rahatsızlık veren bir duyguyu yansıtması gerekiyordu. O sahnede piyanonun yanına geldiği andan itibaren Ferit’in yaşadığı huzursuzluğu ve kaygıyı hissettim Sevgili Can’ın jestlerinde. Etrafı kolluyor, ellerini ovuşturuyor ve tedirgin… Her ne kadar doğru hareketlerle ve sakince oturduysa da tabureye oradaki kaskatı duruş, huzursuzluğunu olduğu gibi geçirdi. Parmakların tedirgin hareketi ve yüzündeki gergin tebessüm yaptığı işten ilk anda mutlu olmadığı izlenimi veriyordu ama bir süre sonra yüzü gevşedi ve gülümseme doğallaştı. Çünkü artık nasıl çaldığı ve nasıl göründüğü pek de umrunda değildi ve yaptığı işten zevk almaya başlamıştı. Son anda Nazlı’ya bakışındaki onaylanma isteği ve rahatlamayla da sahneyi bütünledi.

Bir diğer çok sevdiğim yer de Nazlı’nın restoran açacağını öğrendiği sahneydi. Nazlı’nın kendisinden bir sır sakladığını öğrendiğinde bir anda gerilen yüzü, Tahir’e sorular sorarken dişlerinin arasından konuşmasıyla birleşti. Oturduğu yerden aniden kalkışı sabırsızlanmaya başladığının işaretiydi ve gerçeği öğrendiği anda yüzüne yayılan anlık rahatlamayı neredeyse hiç mimiksiz sadece birkaç kasın gevşemesiyle yansıttı bize. Dikkatli bakmazsanız farkına bile varamayacağınız anlık değişimlerle duygu geçişini aktarıverdi.

Bugün okuduğum röportajında “İç dünyamda benden izler olmayan karakterleri canlandırmayı tercih etmiyorum.” diyordu. Adı üstünde bu bir tercih, doğrusu yanlışı olmaz. Ferit, Can’dan ne kadar iz taşıyor onu bilemiyorum ama bildiğim kendinde olanı bir biçimde damıtıp dışardan aldığına karıştırarak sunduğu. Onun için her yarattığı karakter özgün oluyor onun için kendini tekrar etmiyor. Onun oyunculuğu bana göre “canlandırma” değil “yorumlama” ya dayalı ve bence tam da bu yüzden çok başarılı ve ben tam da bu yüzden onu izlemeye doyamıyorum. Yüreğine sağlık, güzel adam!

Bu hafta bölüm çok kritik bir noktada final yaptı. Gerçekleri öğrenen Deniz’in ve Ferit’ten kurtulduğunu düşünürken kendini onunla ortak bulan Nazlı’nın ne yapacağını gerçekten merak ediyorum. Öykünün yeni bir yola girdiğini ve hareketleneceğini umuyorum.

Benzer Yazılar

Write a comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

9 Comments

  1. dewdew 13/09/2017

    Sinem Hanım, elinize, aklınıza sağlık. Yine eksiksiz, her konuya tam tadında değindiğiniz bir yazı olmuş. Son 3-4 bölüm insanın yaşam sevincini alıp yerini mıcırla doldurdu :) Sıkıldık, sinirlendik, anlamsız bulduk. 11. bölümün son 5-10 dakikasına kadar "Bu dizi artık izlenmez. Hep böyle boş boş gider" diyordum. Şimdi biraz umudum yeşermeye başladı. Senaryo bundan sonra birkaç farklı yöne evrilebilir. Bakalım bakalım... Yalnız hala düzelmesini umduğum bir Nazlı var. Daha doğrusu Özge Gürel. O kadar çok şeye takıldım ki; Nazlı'yı izlemekten hiç keyif alamıyorum. Sanki sadece iki rolü çalışmış da, başka türlüsü elnden gelmiyormuş gibi duruyor..Biri, suçlu olduğu ve alttan alması gerektiği halde sürekli Ferit'e ters davranıp, ters bakıp agresif tutum sergilemesi, diğeri de üzgün, mutsuz, cevapsız vb. olduğunda donuk bakışları ve hep sol gözünden akan yaş hali. Belki de rolünü oturtamamış. Üzüntülü yerine mağrur duruş, alttan almak yerine dik duruş sergiliyor. Ferit'e olan aşkını ve o yöndeki her türlü duygusunu da geçiremiyor bize. Ayrıca sürekli dişlerini sıka sıka ve ağzının içinde konuşması da sırf bana değil, sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla herkese itici geliyor. Kendisinin önceki performanslarını görmüşlüğüm var. Böyle değildi. Sanırım kızcağızı bu dizi giyimiyle, kuşamıyla, kötü ve boş replikleriyle bu halde getirdi. Yeri gelmişken kostümcüsünün de vahim olduğunu belirtmek isterim. Belki de kötü performansının altında bütün yaz uzun kollu elbiselerin ve çizmelerin içinde kendini rahat hissetmemesi yatıyor olabilir :)) Styling uzun bir süre fulara taktı. O bitti sonra da tek kulakta sallantılı küpeye...Bu kadar güzel bir kızı bana verseler neler giydiririm! Bu bölüm favorim Alya'ydı. Okkalı cevapları ve oyunculuğuna bayıldım. Nazlı'ya da biraz böyle güzel replikler yazsalar ya!

    1. Sinem ÖZCAN 13/09/2017

      Merhaba, Son üç bölüm gerçekten çok durağandı. Dürüst olmak gerekirse bu bölümün de son partı hariç aynı durağanlık devam etti. Bu bazen gereklilik olabiliyor, senaryoda. Bazı taşların oturtulması ya da hazırlık yapmak amaçlı ama burada fazlaca uzamıştı. Ekran başına otururken aklım her ne kadar "Bu temposuz son bölüm olmalı, Sinem!" diyorsa da kaygılarım vardı açıkçası. Bölüm finalinde vardığı iki nokta da çok gelişmeye müsait yeni düğümler aslında. Hem Deniz'in her şeyi öğrenmesi hem Ferit'in restorana ortak olması iyi çıkış yaratabilir. Doğru kullanılacağını umuyorum. Ben Alya'ya baştan beri çok bayılıyorum. Açıkçası o bana öykünün en gerçek karakteri geliyor. Zaafıyla, hırsıyla, aşkıyla... çok hayatın içinden bir tipleme. Ben Türkü Turan'ı ilk kez izliyorum ve onu Alya'da çok sevdim. Alya'ya galiba ne yaparsa yapsın kolay kolay kızamayacağım ben :) Son gelişmelerde kilit rol oynuyor ve hatta onun anlık kararla yaptıkları Ferit'i üzebilir ama Alya'nın art niyetsiz oluşundan sanırım ben onu hemen bağışlamaya hazırım :) Yorum için çok teşekkür ediyorum. Kendinize çok iyi bakın. Sevgiler

  2. cezz 13/09/2017

    @ Sinem: Sinem hanim. Yazinizi yine zevkle okudum. Elinize saglik. Size katiliyorum. Son haftalara gore sanki daha iyi bir bolumdu. Bilemiyorum, ya iyi gunume denk geldi, veya ben citayi biraz indirdim :) :). Yazmak istedigim birkac konu var, siralayarak yazayim. Bu ara kusura bakmayin, Turkcem super degil, ama yinede yorum yazma ihiyaci duyuyorum... 1. Alya icin "art niyeti yok' demenize tam katilmiyorum. Cunki Denize anlattiklari Nazliya herhalde zarar verecek. Alya bunu bilerek goze aldi. 2. Feritin piyano calma sahnesi bencede guzeldi, ama keske biraz daha zorlanip hata yapsaydi. Senelerce piyano calmayip boyle dokturmek o kadar kolay olmamamali. Beethoven demisken: Beethoven sinif farkindan Kontesine kavusamamis( kaynak: wikipedia), insallah Ferit kavusur. 3. Nazlinin hemen lokanta acmaya kalkmasi, sonra babasinin hemen 300000 TL getirmesi,.. Hele oyle Denizle hemen tanisir tanismaz tavla oynayip nerdeyse onu damat adayi goren bir baba..Turkiyenin sartlarinda bunlar gercekicimi? Daha Nazli yuksek lisans bitirmemis, taninmis bir lokantada calisip kendine isim yapmamis,..Bunlar olmadan restoran acmak Nazlinin neyine ? Banka bu durumdu kredi verirmi ? Hem o borcu nasil odeyecek? Sanki aniden bu ise girisirken bilincaltinda Feritin kendisini kurtarmasinami guveniyor? Oncedende yazdim, Nazli bana cok cocuksu ve naif geliyor. Bu dizide bilerek mi boyle oluyor? Belki ilerleyen bolumlerde herkes bi seyler ogrenecek: Nazli daha olgun olacak, Ferite daha az baskici olacak,.. Sizce sebep bu mu?.... @ DEWDEW: Elinize saglik. Sayenizde yorgun bi is gununden sonra iyi guldum: "sol gozden akan yas : :) :), " bu kadar guzel kizi bana gonderseler ne guzel giydiririm".. super :) . Nazlinin giyim ve takilari konsunda size katiliyorum. Nazli Turkiyenin en gozde bekarlarindan biriyle Sapancaya gidiyor ve o ustundekileri giyiyor..pes dogrusu. Oykunun oyunculugu bencede o kadar iyi degil. Ama Denizin askini itiraf etmek istedigi sahnede degisen yuz ifadesi bence cok iyiydi. Benden Iyi aksamlar. O guzel yorumlariniza devam insallah :) :)

    1. Sinem ÖZCAN 13/09/2017

      Merhabalar, Yazdıklarınıza ben de aynı sırayla kendi bakış açımı ekleyeyim mi? :) 1. Alya için art niyeti yok dememin nedeni tam anlaşılamamış sanıyorum. Alya ile Nazlı'nın bir arkadaşlığı yok. Onun tutkusu Deniz. Fatoş'la arkadaş olduğunu düşünebilirim ama Alya Nazlı'ya arkadaş olarak bakmıyor. Ona göre Nazlı Ferit'in âşık olduğu kız ve Fatoş'un arkadaşı. Şimdi bu durumda ben de olsam Nazlı'nın zarar görmesini umursamam. Hakan'ın anlattıkları sonrasında o Deniz'i ve Ferit'i korumayı düşündü. Biri büyük aşkı diğeri arkadaşı. Nazlı'nın kötü olduğuna inanıyorsa sevdiklerini ondan kollaması onu art niyetli yapmaz ki :) 2. Valla piyano sahnesinin başlangıcında Ferit hem gergindi hem tuşlara hiç kendinden emin basmıyordu. O kadar mükemmeliyetçi bir adam piyanoyu bir virtiöz düzeyinde çalmıyorsa kendini başarısız görür:) Ben o tedirginliğini çok iyi hissetiğim için belki de bana döktürüyor gibi gelmedi. Belki doğu çalıyor denebilir ama bir sanatçı tavrı da yoktu. :) 3. Nazlı'nın lokanta açması konusunda haklısınız. Gerçi doğru hatırlıyorsam Nazlı okulunu bitirmiş ve yüksek lisans yapıyor ama ben de babası olsam piyasada iyice yetişmeden kendi başına iş kurmasına sıcak bakmam eline o kadar parayı saymam ama sanırım orda ailenin güvendiği bir Nazlı profili çizmek için yaratılmış bir sekanstı o.Parayı babası kredi çekti bankadan ve evi teminat gösterdiği için de o parayı rahatça alır. Ben Nazlı'nın genel tarzında o çocuksuluğun düşünüldüğüne inanıyorum ama çocuksu olmasına karşın Nazlı için olgun değil diyemem. Sorumluluklarını alan ve hayatta kendi ayakları üzerinde durmayı bilen bir kadın olduğuna göre olgun diye değerlendiriyorum. Ferit, baskıcı olmamayı öğrenmek zorunda. Bu noktada niyeti iyi bile olsa sonuç değişmiyor. Bu kadar kontrolcü olması "baskı" doğuruyor bana kalırsa :) Yorum için teşekkür ederim. Türkçeniz için de hiç özür dilemeyin bence çünkü gayet anlaşılır. Kendinize çok iyi bakın. Sevgiler

  3. sofi 14/09/2017

    I enjoyed reading your review and It help me to understand how the show looks like through an eye of a critic. Like you, I am afraid Nazli and Ferit will continue to have problems, not because of the secret or because of 'Deniz issue' but because Ferit is not respecting her wish to be independent. On the conversation they had in the restaurant, while she was putting decoration and he was helping her, she told him that she want to do things her way and make all the tiny decisions ( I am paraphrasing here). He should have been more understanding and let her do her thing, let her learn from her mistakes and experiences and let her be proud of her achievements. And I agree his interference with the restaurant will push Nazli more away from him. I think Nazli is the only one who understands Ferit very well. Everybody thinks he is a perfect person and an iron man. She is the only one who understands that he is in pain and he is lonely. When he was telling her about his late sister at Bulut's birthday, she said "...Everybody needs you" meaning, ' I know this is so hard on you and you are in great deal of pain. I can see you are suffering but you have to be strong for everybody-else's sake". When Fatos asked her to come to the bar immediately instead of taking care of the sick Ferit , she told her ' the man is alone!'. Even when she was angry with him about the contract, she was trying to understand his behavior and his strict rules. She was trying to rationalize Ferit's behavior to Deniz. by saying ' This is what he knows, this is how he was brought up.' So I expect him to be equally understanding towards Nazli too and respect her desire to start and grow her own restaurant.Love without understanding is just an infatuation. Otherwise he will lose her and will learn that is was wrong the hard way. ( by the way I don't know why people think Nazli's behavior is childish. She is very smart, confident and independent young lady. I like that she is sure of her abilities and she is willing to work hard and not give up. I like that she rocks in mommy jeans and can dress up when she wants to. As women, we should be so happy to see an assertive, loud and confident lady on tv shows!:) Can Yaman's acting skill, as you beautifully analyzed it, was spotless. I just want to point out something. What ever the make up artists are trying to do with his eyes is not working at all. I noticed Engin was also a victim of this eye make up thing on this episode. :) I can't wait to see what the next episode unfolds and also to read your review about it! -Lots of love!

    1. Sinem ÖZCAN 14/09/2017

      Hey Sofi, I wait for your comment impatiently every week too. Ferit's main problem is being bossy and authoritarian, I think. This situation about Ferit's character leads him to have problems with people near him. He needs to realize it and stop domineering them. otherwise - as you mentioned - this will be the main problem between Nazlı and Ferit. You are absolutely right about makeup issues. There is a problem about women's makeups also, not only men's. I hope they will consider it and figure out. Take care of yourself, love!

  4. cezz 21/09/2017

    Sinem hanim, 12. bolum cikti ama hala yorum yazmadiniz. 2 gundur birkaf defa bu siteye girdim, hala yorum gelmedimi diye :). Yazilarinizi zevkle okuyorum ve devaminin gelmesini umit ediyorum. Sizin yaziniz olmayinca sanki Dolunayi izlerken bi sey eksik gibi. Ozur dileyerek soruyorum: artik Dolunayla alakali yazi yazmayacakmisiniz ? Umarim hersey yolundadir, bi saglik sorunu falan yoktur. Gorusmek uzere, fanlarinizdan biri

  5. sofi 26/09/2017

    Hello dear, I missed reading your review of the last episode. I hope everything is well with you and I can't wait to read your insights about the upcoming episode! Stay blessed !