YAZAR: Şeyma BULUT

Labirentler çok değişik yapılardır. Labirentlerin genelde bir çıkışı olur ama o çıkışı bulmak da hiç kolay değildir, oradan çıkabilmek için çok iyi sezgileriniz olmalı. Ancak sezgiler yetmez, aynı zamanda soğukkanlı da olmak zorundasınız. Eğer bu iki özelliğiniz yoksa labirentin içinde kaybolursunuz ve çıkışı asla bulamazsınız. Maalesef Selim girdiği labirentten çıkamadı ve yok oldu. Selim için öngördüğümüz acı son bu hafta gerçekleşti. Bu kedi, fare oyununun ilk kaybedeni oldu. Selim’in korkak kişiliği adım adım onu ölüme hazırladı. Kendisini kurtarmak için attığı adımlarsa onu kurtarmadığı gibi sonunu da hızlandırdı. Aslında Selim, Veli’ye güvenmenin bedelini ödedi. Belki bir çıkış bulabilirdi şayet biraz daha akıllı olsaydı ancak değildi. Derler ki bir işe, kendinden daha güçlü bir müttefikle girme. Selim bu oyuna kendisinden çok daha güçlü iki müttefikle girdi. Çapı da o iki kişiden daha dar olduğu için sonunu hazırlamış oldu. Çarpışma’da sona yaklaşırken hikâyenin başlangıcında oyuna şekil veren oyunculardan birine veda ettik. Selim’in ölümüyle kartlar yeniden dağıtılacak. Bir yanda Kadir, Zeynep, Cemre ve Kerem diğer yanda Veli ve tüm oyunu bir şekilde kontrol etmeyi başaran Cansız. Bu kanlı oyunu kimin kazanacağı tam bir muamma. Ancak içimden bir ses diyor ki  bu oyunda maalesef herkes kaybedecek. Mutlu bir son öngörmüyorum ancak tüm kalbimle de bunu diliyorum.

Geçtiğimiz hafta, son sahnede Zeynep, Kadir’in ölmesinden duyduğu korkuyla Cansız’ı aradı ve Kadir’in oğlu olduğunu söyledi. Daha önceki yazılarımda Cansız’ın gerçekleri öğrendiği anda Selim ve Veli’yi yok etmek için harekete geçeceğini belirtmiştim. Bu hafta tam da beklediğim gibi oldu.  Veli ve Cansız arasındaki büyük savaş da böylece başlamış oldu. Veli, şimdilik hamlelerini doğru yaparak Selim’i denklemden çıkardı. Daha doğrusu Cansız çıkardı, Veli de bu konuda sessiz kaldı. Selim bildikleri ve kendini kontrol edememesi sebebiyle Veli için bir tehlikeydi ama Veli, Selim’in ölümüyle artık rahat bir nefes aldığını düşündüğündeyse Rusların kendisinin peşinde olduğunu öğrendi. Hatırlamayanlar için ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Ruslar, Veli’nin ailesini öldürdüler, o henüz polisken uyuşturucu işine bulaştığında Ruslarla çalışıyordu. Kadir’in etkisiyle teslimatı yapamadığındaysa ailesi öldürülmüştü. Rusların da oyuna dahil olmasıyla taraflar yeniden değişecektir.

Cansız, Veli’yi Rusların önüne attı ancak gözden kaçırdığı bir şey var. Rusların son zamanlarda işlerini bozan da Kadir. Onlara yaklaşık yirmi milyon civarında bir zarar verdi. Zaten final sahnesinde çetenin önündeki dosyalardan birinde de Kadir’in ismi vardı. Şimdi Cansız iki arada kalacak. Ya oğlunu kurtarmak için Ruslarla bir çatışmaya girecek ya da Veli’ye olan nefreti daha ağır basacak ve olanları uzaktan izleyecek fakat bölüm boyunca gösterdiği tavırları göz önünde bulunduracak olursak ikinci ihtimal pek olası görünmüyor. İşte bu noktada Veli’nin atacağı adım çok önemli. Ya hastalıklı kişiliği sebebiyle tüm sırları açığa çıkartıp Kadir ve Cansız’ı karşı karşıya getirecek ya da sessiz kalıp Ruslarla savaşta Cansız’ın yanında olmak zorunda kalacak. Zaten yaşamak için başka bir çaresi de kalmadı. Çünkü Cansız açıkça oğlunu koruyacağını ve onun yanında olacağını dile getirdi. Veli, ne kadar güçlü de olsa Ruslarla savaşacak çapta olduğunu düşünmüyorum. Dizimizde yine dostluklar ve düşmanlıkların birbirine geçeceği bir süreç bizi bekliyor gibi görünüyor.

Eskilerin bir lafı vardır. Bir insan yedisinde neyse, yetmişinde de odur, derler. Maalesef, bu asla değişmiyor. Zeynep’in karakterindeki korkak taraf, yeniden ortaya çıkmaya başladı. Zeynep, Kadir’i tam on altı yıl önce kaybetme korkusuyla terk etmişti. Onun hem Kadir’le hem de Asiye’yle olan konuşmalarından anladığım kadarıyla yine bu şekilde bir yol ayrımına girmek üzere. Kadir yaralanarak hastaneye kaldırılınca geçmişinden getirdiği şeytanlar ortaya çıktı. Kadir’e Cansız’ın peşini bırakmazsa yalnız olacağını söyledi fakat bu sefer Kadir beklediği gibi hareket etmedi. Açıkça ya benim yanımda ol, ya da git der gibi konuştu. Kadir burada oldukça haklı. Sevdiğimiz insanlar her zaman hayatımızdan gidebilir. Asıl mesele onlar iyiyken, ayaktayken ya da düştüklerinde yanlarında olabilmektir. Kadir de zaten hayatı boyunca o gidecek mi diye hareket ederek yaşayamaz. Bu sebeple çok güzel konuştu ve benim acılarımı bilen, anlayan insanlar benimle olsun dedi. Zeynep ne yapar ya da nasıl yapar bilmiyorum ancak bu korkularını yenmeyi bir şekilde öğrenmek zorunda. Aksi takdirde yalnız kalacak olan kişi şüphesiz ki kendisi olacaktır.

Zeynep sadece Kadir’i kaybetmekten değil aynı zamanda da Cansız’ın babası olduğunu öğrenmesinden korkuyor. Cansız’ın karşısına korkusuzca dikilip uzak durmasını söylerken gördüğümüz kadını, maalesef sorunlarla başa çıkma konusunda bir türlü göremiyoruz. Kadir ailesini kaybetti. Zeynep’in giderken ona hediye ettiği ailesini. Ancak kızımız bunu unutarak bırak, boşver diyebiliyor. Eğer aklında bu acı dinmeden kuracağı pembe panjurlu ev hayali varsa bundan vazgeçip sevdiği insanın yanında olmayı denesin. Her zorlukta Kadir’e posta koyarak sorunlarını çözemez. Zeynep’cim korkaklar her zaman kaybeder. Sen zaten hayatın boyunca kaybetmiş bir insansın. İlk defa kazanmaya bu kadar yakınken istersen elindekilere sahip çık. Zaten bölüm boyunca ne yaptığını bir türlü anlayamadım. Anladım seviyorsun ama seviyorum diyerek sevgi gösterilmez. Biraz cesaret lazım, biraz mücadele lazım biraz da dirayet lazım tabii ki. Sen seviyorum der ve yine sevdiğini yarı yolsa bırakırsan sevgin sözde kalır. Bence bir düşün bunu sen. Hele ki son anda düştüğün durumdan seni kurtaracak olanların yine o hayatın boyunca tatmadığın sevgiyi sana veren ailen olacağını düşününce biraz cesur ol canım, diyorum inan bana faydasını görürsün.

Zeynep ve Kadir’in aksine Cemre’yle Kerem bir olmanın yolunu öğrenmiş gibi duruyorlar. Aşkın dermanı vuslatmış derler. Onlar kavuştu artık. Birbirlerini anladılar ve sonunda aynı yolda, aynı yöne doğru yürümeye başladılar. Kadir ve Zeynep’in yaşadıklarından bihaber kendilerine bir gece armağan ettiler. Onca yaşananın üzerine hak ettikleri bir mutluluk anıydı. Sanki karanlık dünyalarına bir gecelik mola vererek sadece sevgileriyle olmak ister gibiydiler. Aşk ve gurur arasında uzun süre sıkışarak sürekli yanlış kararlar alan Kerem, artık doğru yerde gibi duruyor. Daha önce Cemre’nin yardım teklifine şiddetle karşı çıkan gururlu delikanlımız, bu sefer bu yardımı kabul etti. Zaten sevgi böyle değil midir? Sen ona yardım edersin, o sana yardım eder ve aynı yolda, aynı yöne doğru yürürsün. Bir olmaktır bunun anahtarı. Ben değil, biz diyebilmektir. Her zaman sevdiğinin yanında dimdik durabilmektir. Zeynep’in aksine Kerem’le Cemre bunu çok güzel anladılar. Cemre hayatının en zor gününü yaşadı. Babası gözlerinin önünde kendini öldürdü. Selim’i hiç sevmesem de o acı çığlığı duyduğumda gözlerimin dolmasına engel olamadım ve o anda Kerem’in Cemre’nin ellerini sımsıkı tutması oldukça güzeldi. Selim’in Kadir’i vurduğunu öğrendiği andaki desteğinin aynısını gördük burada. Aslında bu bir mesajdı: Her zaman yanındayım… Keremcim müsait bir zamanında Zeynep ablana da anlatırsan bunu ben çok sevinirim. Çünkü kendisi bunu pek anlamış gibi durmuyor.

 

Veli Cevher… Dizimizin tatlı delisi mi desem, ruh hastası mı desem, ne desem bilemedim. Bu hafta yine her yeri karıştırarak şanına yakışır bir şekilde hareket etti. Cansız’a açık açık meydan okudu. Cansız da bunu karşılığını ona Ruslarla verdi. Veli, tek başına birçok cephede savaş başlattı. Kadir ve Cansız onun yüzünden her an karşı karşıya gelebilirler. Selim’in ölümüne giden yolu elleriyle inşa etti ve tabii ki verilen işi yapamadığı için de Ruslarla bir savaşın eşiğine geldi. Dizinin ilk bölümünden bu yana balla mı yıkandı acaba dediğim bir karakter olduğu için acaba bu sefer ne yapacak diye merakla bekliyorum. Veli çıkarları uğruna en büyük düşmanıyla bile aynı kaptan yiyecek kadar kaypak bir karaktere sahip. Ruslar meselesinde de ya Kadir’e ya da Cansız’a bir şekilde yaklaşacağına şüphem yok. Veli, Rusların elinde Kadir’in de olduğunu öğrendiği anda bunu kullanarak Cansız’ı da bu savaşın tarafı hâline getirebilir. Veli Cevher belki kendisinin bile tahmin edemediği bir savaşın ilk kibritini çaktı ve müttefik toplamaya bile başladı. İlk teklifini de Demir’e yaptı.Önceki yazılarımda Demir’in Veli’yle olması gerektiğini söylemiştim. Bu ikiliden sağlam suç ortağı çıkar demiştim, sanırım sesim duyulmuş olacak ki Veli, Demir’e oldukça dikkat çekici bir teklifte bulundu, onun da bu teklife balıklama atlayacağını düşünüyorum. Demir oldukça özel bir kötü karakter ve bu dizide kendisine iyi bir yer bulamadığı kanaatindeyim. Demir ve Veli’nin iş birliği oldukça dikkat çekici ve heyecanlı olacaktır. Zaten önce Adem sonra Selim’in ölmesiyle Veli’nin aradığı kan Demir gibi biri. Bu ikilinin önümüzdeki bölümlerde neler yapacağını da heyecanla bekliyorum.

Çarpışma’da bu hafta tüm hesapların yeniden ortaya konduğu bir bölüm izledik. Heyecanı ve aksiyonu yine oldukça yüksekti. Ancak içimde kalmasın. Neden sürekli birileri tutuklanıyor bu dizide? Cezaevi indirimi mi aldınız? Kerem’in tutuklanma meselesi bitti, şimdi de Zeynep tutuklandı. Selim, onca suç işleyip de elini kolunu sallayarak dolanmışken umarım Zeynep’in cezaevi tecrübelerine şahit olmayız. Bu durum bende şişkinlik yarattı. Yani belirli noktalarda hep aynı çember etrafında dolanıyoruz. Bir yerden açılsa diğer yerden tıkanıyormuş gibi hissediyorum. Umarım yanılırım ve Zeynep’le ilgili durum, soruşturma evresinde takipsizlikle sonuçlanır. Bu ayrıntı dışında oldukça güzel bir bölümdü. Ancak sona yaklaşırken daha gerilimli ve çarpıcı olaylar beklerken bunun oluşmaması beklentimi oldukça aşağıya çekiyor. Umarım ilerleyen bölümlerde daha akıllı planlar çerçevesinde bizi yoran bölümler izleriz.

Bu hafta on yedi bölüm boyunca Selim Gür’e ustaca hayat veren Mustafa Uğurlu’ya veda ettik.  Özellikle bu hafta, her sahnesiyle göz dolduran ve etkileyici bir performans sergiledi. Selim’e zaman zaman sinir olsak da dizimize renk katan karakterlerdendi. O zaman “Hoşça kal Selim!” diyelim, seni tanımak çok sinir bozucuydu. Bu serüven boyunca Selim’le bizi haşır neşir eden, zaman zaman güldüren, zaman zaman sinirlendiren oyuncumuz Mustafa Uğurlu’ya da emekleri için teşekkür ederim. Başarılarının devamını diliyorum.

Yazıma Özdemir Asaf’ın bu güzel dizeleriyle son veriyorum. Tüm ekibin emeklerine sağlık, haftaya görüşmek üzere.

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.

Benzer Yazılar

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.